Tutuklama, ceza muhakemesinde bir ceza değil, kanunda öngörülen şartların bulunması halinde başvurulabilen geçici bir koruma tedbiridir. Kişinin mahkumiyet hükmü kesinleşmeden özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğurduğu için tutuklama kararının gerekçeli olması ve ölçülülük ilkesine uygun bulunması gerekir.
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usulle itiraz edilebilir. İtirazda yalnızca “tahliye istiyorum” denilmesi yerine, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin mevcut olup olmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli olabileceği dosya özelinde tartışılmalıdır.
Kaçma şüphesi ve delilleri yok etme, gizleme veya tanıklar üzerinde baskı oluşturma ihtimali gibi tutuklama nedenleri değerlendirilirken kişinin sabit ikametgahı, sosyal ve mesleki bağları, delillerin toplanmış olup olmadığı ve soruşturmanın geldiği aşama önem taşıyabilir. İsnat edilen suçun niteliği de değerlendirmede rol oynar; ancak tutuklama otomatik bir sonuç değildir.
Tutukluluk belirli aralıklarla incelenir ve şartların ortadan kalkması halinde tahliye kararı verilebilir. Adli kontrol hükümleri de tutuklamaya alternatif olarak uygulanabilir. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya kanunda düzenlenen diğer tedbirler somut olayda yeterli görülebilir.
Tutuklama kararına itiraz ve tahliye talepleri, dosyadaki deliller görülerek hazırlanmalıdır. Özellikle soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dosyanın geldiği nokta değiştikçe tutukluluğun devamına ilişkin değerlendirme de değişebilir.