Egemen Hukuk Bürosu
Denetimli Serbestlik Nedir ve Kimler Denetimli Serbestlikten Yararlanabilir?

Denetimli serbestlik, ceza infaz hukukunda en fazla merak edilen konulardan biridir. Özellikle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler ve yakınları tarafından “Denetimli serbestlik nedir?”, “Kimler denetimli serbestlikten yararlanabilir?”, “Denetimli serbestlik kaç yıl uygulanır?” ve “Cezaevine girmeden denetimli serbestliğe çıkılabilir mi?” soruları sıklıkla sorulmaktadır. Ancak denetimli serbestliğin uygulanması yalnızca verilen hapis cezasının süresine bağlı değildir. Suç tarihi, suçun niteliği, hükümlünün infaz durumu, koşullu salıverilmesine kalan süre ve mevzuatta öngörülen diğer şartlar birlikte değerlendirilmelidir.

Denetimli serbestlik, hapis cezasının ortadan kaldırılması veya affedilmesi anlamına gelmez. Cezanın infazı devam etmekte, ancak kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde hükümlünün cezasının belirli bir bölümünün ceza infaz kurumu dışında yerine getirilmesine olanak sağlanmaktadır. Bu yönüyle denetimli serbestlik, hükümlünün toplumla bağının korunması ve topluma yeniden uyum sağlaması amacı taşıyan bir infaz kurumudur.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da denetimli serbestliğe ilişkin temel düzenlemeler yer almaktadır. Bununla birlikte infaz mevzuatında zaman içerisinde yapılan değişiklikler ve geçici düzenlemeler nedeniyle her hükümlü bakımından aynı sonuca ulaşılması mümkün değildir. Bu nedenle özellikle internette yer alan “şu kadar yıl ceza alan doğrudan denetimli serbestliğe çıkar” şeklindeki genellemeler yanıltıcı olabilir.

Denetimli serbestlik bakımından koşullu salıverilme tarihi büyük önem taşır. Hükümlünün aldığı toplam ceza üzerinden öncelikle uygulanacak infaz rejimi belirlenir ve koşullu salıverilme tarihi hesaplanır. Denetimli serbestlik süreci de bu hesaplamayla bağlantılı olarak değerlendirilir. Dolayısıyla toplam hapis cezası ile kişinin fiilen cezaevinde geçireceği süre aynı kavramlar değildir.

Denetimli serbestlikten yararlanılabilmesi bakımından hükümlünün iyi hâlli olması da önemlidir. İnfaz sürecindeki tutum ve davranışlar değerlendirmede dikkate alınabilir. Bu nedenle denetimli serbestlik yalnızca cezanın matematiksel olarak belirli bir seviyeye inmesiyle otomatik şekilde uygulanan bir sistem olarak görülmemelidir.

Uygulamada en fazla sorulan konulardan biri de kısa süreli hapis cezalarında kişinin cezaevine girip girmeyeceğidir. Halk arasında “girdi çıktı” olarak ifade edilen uygulama da bu nedenle sıklıkla denetimli serbestlikle birlikte anılmaktadır. Ancak kesinleşmiş cezanın miktarı tek başına kişinin hiç cezaevine girmeyeceği sonucunu doğurmaz. İnfaz savcılığı tarafından hazırlanan müddetname, kişinin infaz statüsü ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Denetimli serbestlik kararı verilen kişinin ceza infaz kurumu dışında bulunması tamamen serbest olduğu anlamına da gelmez. Hükümlü hakkında belirli yükümlülükler öngörülebilir ve denetimli serbestlik müdürlüğünün belirlediği programa uygun hareket edilmesi gerekebilir. Hükümlünün kendisine yüklenen yükümlülüklere ve denetim planına uyması önemlidir. Yükümlülüklerin ihlal edilmesi, denetimli serbestlik kapsamında infaza devam edilmesini etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

Denetimli serbestlik ile adli kontrol de birbirine karıştırılmamalıdır. Adli kontrol esas olarak ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında tutuklamaya alternatif olarak uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Denetimli serbestlik kapsamında cezanın infazı ise kesinleşmiş mahkûmiyet sonrasındaki infaz süreciyle ilgilidir. Bu nedenle her iki kurumda imza verme veya birtakım yükümlülüklere uyma gibi benzer uygulamalar görülebilse de hukuki nitelikleri farklıdır.

Benzer şekilde denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme aynı kurum değildir. Koşullu salıverilme, hükümlünün cezasının kanunda öngörülen bölümünü iyi hâlli olarak infaz etmesinin ardından kalan sürenin cezaevi dışında geçirilmesine ilişkin ayrı bir infaz kurumudur. Denetimli serbestlik ise belirli şartlar altında cezanın infazının bir bölümünün ceza infaz kurumu dışında sürdürülmesini sağlar. Bir kişinin tahliye tarihinin doğru şekilde belirlenebilmesi için bu iki kurumun birbirinden ayrılarak hesaplanması gerekir.

Suçun işlendiği tarih de denetimli serbestlik hesabında önem taşıyabilir. İnfaz hukukunda yapılan kanun değişiklikleri ve geçici düzenlemeler belirli tarihlerde işlenen suçlar bakımından farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca bazı suçlar açısından genel infaz rejiminden farklı hükümler bulunabilir. Bu nedenle yalnızca güncel denetimli serbestlik süresine bakılarak geçmiş tarihte işlenen bir suç hakkında kesin sonuç çıkarmak doğru değildir.

Hakkında birden fazla kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler bakımından da hesaplama daha kapsamlı hâle gelebilir. Cezaların infaz bakımından değerlendirilmesi, tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve hükümlünün daha önceki infaz durumu sonucu değiştirebilir. Özellikle mükerrirlere özgü infaz rejimi söz konusu olduğunda genel bilgiler üzerinden yapılan hesaplamalar gerçeği yansıtmayabilir.

Sonuç olarak “Denetimli serbestlikten yararlanabilir miyim?” sorusuna yalnızca kişinin aldığı cezanın miktarı belirtilerek kesin cevap verilmesi mümkün değildir. Kesinleşmiş mahkeme kararı, suç tarihi ve türü, toplam ceza miktarı, mahsup edilecek süreler, tekerrür durumu, koşullu salıverilme tarihi ve hükümlünün infaz statüsü birlikte değerlendirilmelidir. Bu unsurlar incelendikten sonra kişinin cezaevinde ne kadar süre kalacağı ve denetimli serbestlik kapsamında infaza hangi tarihte ayrılabileceği sağlıklı biçimde belirlenebilir.