İkinci Kez Mükerrir Ne Demek? Cezanın İnfazına Etkisi Nedir?
Ceza infaz hukukunda ikinci kez mükerrirlik, özellikle hükümlünün cezaevinde ne kadar süre kalacağı ve koşullu salıverilmeden ne zaman yararlanabileceği bakımından önem taşıyan konulardan biridir. Uygulamada “İkinci kez mükerrir ne demek?”, “İkinci kez mükerrir ne kadar yatar?”, “İkinci kez mükerrir şartlı tahliye olabilir mi?” ve “Denetimli serbestlikten yararlanabilir mi?” soruları sıklıkla gündeme gelmektedir. Ancak ikinci kez mükerrirliğin sonuçlarını değerlendirebilmek için öncelikle tekerrür kurumunun doğru anlaşılması gerekir.
Tekerrür, daha önce işlediği bir suçtan dolayı mahkûmiyeti bulunan kişinin, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde yeniden suç işlemesi sonucunda gündeme gelebilir. Bununla birlikte kişinin adli sicil kaydında birden fazla mahkûmiyet bulunması, tek başına ikinci kez mükerrir olduğu anlamına gelmez. Önceki mahkûmiyetlerin kesinleşme tarihleri, yeni suçların işlenme tarihleri ve tekerrüre ilişkin kanuni şartlar birlikte değerlendirilmelidir.
İkinci kez mükerrirlik ise basit biçimde “kişinin ikinci suçunu işlemesi” anlamına gelmez. Bir hükümlünün ikinci kez mükerrir kabul edilebilmesi için tekerrür zincirinin ve önceki mahkûmiyetlerin hukuki durumunun somut olay bakımından incelenmesi gerekir. Bu nedenle yalnızca kişinin kaç adet sabıka kaydının bulunduğuna bakılarak ikinci kez mükerrir olduğu sonucuna varılması doğru değildir.
İkinci kez mükerrirlik özellikle cezanın infazı bakımından önemlidir. İnfaz mevzuatında mükerrirlere ve ikinci kez mükerrirlere ilişkin özel hükümler bulunabilmektedir. Bu nedenle aynı miktarda hapis cezasına mahkûm edilen iki kişiden biri hakkında genel infaz hükümleri uygulanırken diğeri hakkında ikinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanması, kişilerin cezaevinde geçireceği sürenin farklılaşmasına yol açabilir.
Bu konuda özellikle eski bilgilerle güncel mevzuatın birbirine karıştırılmaması gerekir. İkinci kez mükerrirlerin koşullu salıverilmesine ilişkin infaz rejiminde zaman içerisinde önemli kanun değişiklikleri yapılmıştır. Bu nedenle internette yer alan eski tarihli “ikinci kez mükerrir hiçbir şekilde koşullu salıverilmeden yararlanamaz” şeklindeki bilgiler güncel mevzuat değerlendirilmeden kullanılmamalıdır.
İnfaz hukukunda yapılan değişiklikler nedeniyle hükümlünün suç tarihi, kesinleşme durumu ve uygulanacak lehe hükümler önem taşır. İkinci kez mükerrir bir hükümlünün koşullu salıverilme ve tahliye tarihinin hesaplanmasında yalnızca bugün yürürlükte bulunan genel bir oran üzerinden hareket edilmesi sağlıklı değildir. Somut infaz dosyasının özellikleri ve uygulanması gereken mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
İkinci kez mükerrirlik ile koşullu salıverilme arasındaki ilişki, cezanın yatarının belirlenmesindeki temel konulardan biridir. Koşullu salıverilme, hükümlünün cezasının kanunda öngörülen bölümünü iyi hâlli olarak infaz etmesinden sonra kalan bölümün cezaevi dışında geçirilmesine imkân veren bir kurumdur. Ancak ikinci kez mükerrirler bakımından uygulanacak koşullu salıverilme hükümleri genel infaz rejiminden farklılık gösterebilir.
Benzer şekilde denetimli serbestlik bakımından da yalnızca “ikinci kez mükerrir” ibaresinden hareketle kesin bir sonuç çıkarılmamalıdır. Hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanıp yararlanamayacağı değerlendirilirken tabi olduğu infaz rejimi, koşullu salıverilmesine kalan süre, iyi hâl durumu ve kanunda öngörülen diğer şartlar birlikte incelenmelidir.
İkinci kez mükerrirlik, iyi hâl değerlendirmesini de gereksiz hâle getirmez. İnfaz hukukunda hükümlünün ceza infaz kurumundaki davranışları ve mevzuatta öngörülen iyi hâl şartları, infazın sonraki aşamalarında önem taşımaya devam edebilir. Bu nedenle yalnızca mahkeme kararındaki tekerrür ibaresine bakılarak kişinin kesin tahliye tarihinin hesaplanması mümkün değildir.
Hükümlünün yargılama sırasında gözaltında veya tutuklu kaldığı süreler de unutulmamalıdır. Türk Ceza Kanunu'nun mahsup hükümleri kapsamında cezadan düşülmesi gereken sürelerin bulunması, kişinin infaz takvimini etkileyebilir. Birden fazla mahkûmiyetin bulunması hâlinde ise infaz hesabı daha kapsamlı bir değerlendirme gerektirebilir.
Örneğin “5 yıl ceza alan ikinci kez mükerrir ne kadar yatar?” şeklindeki bir sorunun yalnızca “5 yıl” bilgisi kullanılarak cevaplandırılması doğru değildir. Hangi suçtan mahkûmiyet kurulduğu, suçun ne zaman işlendiği, tekerrür zincirini oluşturan önceki mahkûmiyetler, mahsup edilecek süreler, uygulanacak koşullu salıverilme rejimi ve denetimli serbestlik şartları sonucu değiştirebilir.
Ayrıca mahkeme hükmünde mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin kararın bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir. Önceki ilamların ve adli sicil kayıtlarının tarihleri de tekerrürün hangi aşamada bulunduğunun belirlenmesinde önemlidir. Dolayısıyla ikinci kez mükerrirlik değerlendirmesi yalnızca son mahkûmiyet kararının ceza miktarına bakılarak yapılmamalıdır.
Sonuç olarak ikinci kez mükerrirlik, ceza infaz süresini önemli ölçüde etkileyebilen özel bir hukuki durumdur. Ancak “ikinci kez mükerrir cezanın tamamını yatar” veya “ikinci kez mükerrir kesinlikle şartlı tahliye olamaz” gibi genel ifadeler üzerinden güncel bir infaz hesabı yapmak doğru değildir. Mevzuatta yapılan değişiklikler nedeniyle her dosyada suç tarihleri, mahkûmiyetlerin kesinleşme tarihleri, tekerrür zinciri, ceza miktarı, iyi hâl, mahsup, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümleri birlikte incelenmelidir.