Kesinleşmiş Hapis Cezası Ne Zaman İnfaz Edilir?
Bir ceza mahkemesi tarafından hapis cezasına hükmedilmesi ile bu cezanın infaz edilmeye başlanması aynı şey değildir. Mahkemenin sanık hakkında hapis cezası vermesinden sonra kararın kanun yolu süreci ve kesinleşme durumu önem taşır. Bu nedenle hakkında mahkûmiyet kararı verilen kişiler tarafından “Hapis cezası ne zaman kesinleşir?”, “Kesinleşen ceza ne zaman infaza verilir?”, “Ceza kesinleşince hemen cezaevine girilir mi?” ve “Eve çağrı kâğıdı gelir mi?” gibi sorular sıklıkla sorulmaktadır.
Ceza muhakemesinde temel kural, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmeden infaz edilmemesidir. İlk derece mahkemesi tarafından verilen bir hapis cezasına karşı kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulması mümkün olabilir. İstinaf veya temyiz incelemesinin söz konusu olduğu durumlarda karar henüz kesinleşmemişse, yalnızca mahkûmiyet hükmünün verilmiş olması kural olarak cezanın kesin hüküm olarak infazına başlanması anlamına gelmez.
Burada tutukluluk ile hükümlülük arasındaki fark da önemlidir. Bir kişi yargılama sırasında tutuklu bulunabilir ve henüz mahkûmiyet kararı kesinleşmemiş olabilir. Tutukluluk bir koruma tedbiri iken, kesinleşmiş hapis cezasının ceza infaz kurumunda yerine getirilmesi hükümlülük sürecine ilişkindir. Dolayısıyla tutuklu bulunan bir sanığın cezaevinde olması, hakkındaki cezanın mutlaka kesinleşmiş olduğu anlamına gelmez.
Mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra kararın infaz edilmesi amacıyla ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi gündeme gelir. İnfaz savcılığı kesinleşmiş ilamı ve hükümlünün durumunu inceleyerek cezanın ne şekilde infaz edileceğine ilişkin işlemleri yürütür.
Bu aşamada hükümlünün cezasının süresi ve niteliğine göre çağrı kâğıdı gönderilmesi söz konusu olabilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nda hapis cezasının infazı için hükümlünün çağrılmasına ilişkin hükümler bulunmaktadır. Ancak her kesinleşmiş hapis cezasında sürecin mutlaka aynı şekilde işleyeceği düşünülmemelidir. Suçun ve cezanın niteliği ile hükümlünün hukuki durumu önem taşır.
Çağrı kâğıdının tebliğ edilmesi hâlinde hükümlünün belirtilen süre içerisinde teslim olması gerekir. Bu nedenle “Ceza kesinleşti ama bana henüz tebligat gelmedi” şeklindeki durumlarda yalnızca tebligatın beklenmesi üzerinden hareket etmek doğru olmayabilir. İnfaz dosyasının hangi aşamada bulunduğunun ve hükümlü hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının ayrıca kontrol edilmesi önemlidir.
Hükümlünün usulüne uygun çağrıya rağmen süresinde teslim olmaması veya kanunda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde yakalama emri gündeme gelebilir. Bu nedenle kesinleşmiş hapis cezasının varlığından haberdar olan kişinin infaz sürecini takip etmesi önem taşır.
Kesinleşmiş hapis cezasının bulunması, kişinin mahkeme kararında yazılı sürenin tamamını mutlaka kapalı cezaevinde geçireceği anlamına da gelmez. Cezanın fiilî infaz süresi belirlenirken suç türü ve tarihi, koşullu salıverilme rejimi, denetimli serbestlik, tekerrür durumu ve daha önce özgürlüğün kısıtlandığı sürelerin mahsubu gibi hususlar dikkate alınabilir.
Özellikle kısa süreli hapis cezalarında halk arasında “girdi çıktı” olarak ifade edilen süreç gündeme gelebilmektedir. Ancak kesinleşmiş kısa süreli her hapis cezasının otomatik olarak girdi çıktı ile sonuçlanacağı söylenemez. Hükümlünün hangi infaz rejimine tabi olduğu ayrıca belirlenmelidir.
Kesinleşmiş ceza ile denetimli serbestlik de birbirine karıştırılmamalıdır. Denetimli serbestlik, mahkûmiyet kararının kesinleşmesini ortadan kaldıran bir sistem değildir. Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde hapis cezasının belirli bir bölümünün ceza infaz kurumu dışında ve denetim altında yerine getirilmesine imkân veren bir infaz yöntemidir.
Hükümlünün yargılama sırasında gözaltında veya tutuklu kaldığı süreler de infaz hesabında önemlidir. Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesi kapsamında mahsup edilmesi gereken süreler varsa bunlar cezanın infazında dikkate alınır. Bu nedenle kişinin kesinleşmiş cezası üzerinden tahliye tarihi hesaplanırken önceki tutukluluk sürelerinin de incelenmesi gerekir.
Birden fazla kesinleşmiş hapis cezasının bulunması durumunda ise infaz süreci daha kapsamlı hâle gelebilir. Farklı mahkemeler tarafından verilmiş birden fazla ilamın bulunması hâlinde bunların infaz bakımından hukuki durumları birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca son kesinleşen mahkeme kararına bakılarak kişinin ne kadar süre cezaevinde kalacağı her zaman belirlenemez.
Kesinleşmiş hapis cezasının infazında suç tarihi de önem taşıyabilir. İnfaz mevzuatında zaman içerisinde yapılan değişiklikler ve geçici hükümler nedeniyle farklı tarihlerde işlenen suçlar bakımından farklı infaz sonuçları ortaya çıkabilir. Bu sebeple internet üzerindeki genel “yatar tablolarının” her dosyaya doğrudan uygulanması sağlıklı değildir.
Ayrıca kesinleşme ile adli sicil kaydı ve infazın tamamlanması da farklı kavramlardır. Mahkûmiyet kararının kesinleşmesi, cezanın hukuken kesin hüküm hâline gelmesiyle ilgilidir. Cezanın ne zaman ve nasıl infaz edileceği ise bundan sonraki infaz aşamasına ilişkindir.
Sonuç olarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı, mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra yürütülen ayrı bir hukuki süreçtir. Kesinleşmiş ilamın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi, hükümlünün infaz durumunun belirlenmesi, gerekli hâllerde çağrı ve teslim işlemlerinin yapılması ve cezanın uygulanacak infaz rejimine göre yerine getirilmesi bu sürecin parçalarını oluşturur. Bu nedenle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişinin yalnızca ceza miktarına değil, kesinleşme ve infaz dosyasının mevcut durumuna da bakması gerekir.