İnfazın Durdurulması Mümkün mü? İnfaz Hâkimliğine Nasıl Başvurulur?
Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişinin cezasının infazına başlanmasıyla birlikte yeni bir hukuki süreç ortaya çıkar. Bu aşamada mahkûmiyet kararının doğru şekilde infaz edilip edilmediği, ceza süresinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı veya hükümlü hakkında gerçekleştirilen infaz işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı konusunda uyuşmazlıklar yaşanabilir. Bu nedenle “İnfaz durdurulabilir mi?”, “İnfaz hâkimliğine nasıl başvurulur?”, “Yanlış hesaplanan cezaya nasıl itiraz edilir?” ve “İnfaz hâkimliğine başvurmak cezanın infazını durdurur mu?” soruları uygulamada önem taşımaktadır.
Öncelikle mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi ile bu hükmün infaz edilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Kesinleşmiş mahkeme kararının suçun işlendiği ve sanığın mahkûm olması gerektiği yönündeki esasına ilişkin itirazlarla, kesinleşmiş cezanın nasıl infaz edildiğine ilişkin uyuşmazlıklar aynı hukuki nitelikte değildir. İnfaz hâkimliği esas itibarıyla infaz aşamasında ortaya çıkan ve görev alanına giren uyuşmazlıklarla ilgilenir.
İnfaz hâkimliklerinin görev ve yetkileri 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında düzenlenmiştir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi sırasında yapılan bazı işlemler veya alınan kararlar hakkında infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabilir.
İnfaz hâkimliği yalnızca hükümlünün cezaevinde ne kadar kalacağını belirleyen bir merci olarak düşünülmemelidir. Ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen çeşitli işlemler, hükümlünün hakları, disiplin uygulamaları ve infaz sürecinde ortaya çıkan kanunda belirtilen uyuşmazlıklar infaz hâkimliğinin görev alanına girebilir.
Uygulamada önemli uyuşmazlıklardan biri cezanın infaz süresinin yanlış hesaplandığı iddiasıdır. Hükümlünün koşullu salıverilme tarihi, hak ederek tahliye tarihi veya infaz hesabında dikkate alınması gereken diğer süreler konusunda hata bulunduğu düşünülüyorsa ilgili infaz işleminin hukuka uygunluğu değerlendirilmelidir.
Özellikle mahsup edilmesi gereken tutukluluk veya gözaltı sürelerinin hesaba katılmadığı iddiaları hükümlünün cezaevinde kalacağı süreyi doğrudan etkileyebilir. Benzer şekilde hükümlünün hangi koşullu salıverilme oranına tabi olduğu veya hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki uyuşmazlıklar da infaz sonucunu önemli ölçüde değiştirebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş olması, infazın kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Başvuru yapılması ile infazın durdurulması farklı hukuki sonuçlardır. Bu nedenle hakkında devam eden infaz işlemi bulunan kişinin yalnızca şikâyet veya başvuru yaptığını düşünerek ceza infaz sürecinin otomatik olarak durduğunu varsayması doğru değildir.
İnfazın durdurulmasının mümkün olup olmadığı, uyuşmazlığın niteliğine ve uygulanacak hukuki düzenlemeye göre değerlendirilmelidir. Her infaz itirazının veya şikâyetinin sonucunda mutlaka durdurma kararı verilmesi söz konusu değildir.
İnfaz hâkimliğine yapılacak başvurularda süreler de önemlidir. İnfaz hâkimliği mevzuatında şikâyet yoluna ilişkin süreler öngörüldüğünden, kişinin kendisiyle ilgili işlem veya karardan haberdar olduktan sonra süresiz biçimde bekleyebileceği düşünülmemelidir. Hangi başvuru yolunun kullanılacağı ve sürenin ne zaman başlayacağı somut işlemin niteliğine göre belirlenmelidir.
Başvurunun içeriğinde itiraz edilen veya şikâyet konusu yapılan işlemin açık biçimde ortaya konulması önemlidir. Örneğin sorun koşullu salıverilme tarihinin yanlış hesaplanması ise hangi hesaplamanın neden yanlış olduğu; mahsup sorunu varsa hangi tutukluluk veya özgürlük kısıtlaması süresinin dikkate alınmadığı açıklanmalıdır.
Hükümlünün elindeki müddetname ve infaz belgeleri bu tür uyuşmazlıklarda özellikle önem taşır. Müddetname üzerinden hükümlünün toplam cezası, infaz hesabı ve tahliyeye ilişkin tarihler değerlendirilebilir. Ancak müddetnamede yer alan rakamların yalnızca matematiksel olarak kontrol edilmesi yeterli olmayabilir. Uygulanan infaz rejiminin hukuken doğru olup olmadığı da incelenmelidir.
Örneğin hükümlünün suç tarihine göre uygulanması gereken daha lehe bir infaz düzenlemesinin bulunduğu iddia ediliyorsa yalnızca mevcut tahliye tarihine bakılması yeterli değildir. Suç tarihi, mahkûm olunan suç, kesinleşmiş ceza, tekerrür durumu ve ilgili kanun değişikliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
İnfaz hâkimliğine başvuru ile mahkûmiyet kararına karşı istinaf veya temyiz başvurusu da birbirinden farklıdır. İstinaf ve temyiz, mahkûmiyet hükmünün hukuka uygunluğunun kanun yolu denetimiyle ilgilidir. İnfaz hâkimliğine başvuru ise kesinleşmiş cezanın yerine getirilmesi aşamasında ortaya çıkan ve kanunen infaz hâkimliğinin görevine giren işlemlerle ilgilidir.
Bu nedenle “Ben bu suçu işlemedim” şeklindeki bir iddia ile “Kesinleşmiş cezam yanlış infaz ediliyor” şeklindeki iddia aynı başvuru yoluna tabi değildir. Hangi hukuki yolun kullanılacağının doğru belirlenmesi, başvurunun sonucu açısından büyük önem taşır.
İnfaz hâkimliği tarafından verilen kararlara karşı da kanunda öngörülen itiraz yolları bulunabilir. Bu nedenle infaz hâkimliği kararının olumsuz olması her durumda hukuki sürecin sona erdiği anlamına gelmez. Kararın niteliğine göre kullanılabilecek kanun yolu ve başvuru süresi ayrıca değerlendirilmelidir.
İnfaz sürecindeki uyuşmazlıkların önemli özelliklerinden biri, hükümlünün özgürlüğünden yoksun kaldığı süreyi doğrudan etkileyebilmesidir. Bir günlük veya birkaç aylık hesaplama farklılığı dahi kişinin tahliye tarihini değiştirebileceğinden infaz dosyasında hata bulunduğundan şüphelenildiğinde meselenin gecikmeden incelenmesi önem taşır.
Sonuç olarak infazın durdurulması ile infaz hâkimliğine başvuru aynı şey değildir. İnfaz işlemlerine karşı kanunda öngörülen durumlarda infaz hâkimliğine başvurulabilmekle birlikte, yapılan başvuru kural olarak infazın otomatik şekilde durduğu anlamına gelmez. Cezanın yanlış hesaplandığı, mahsup sürelerinin dikkate alınmadığı, hatalı infaz rejiminin uygulandığı veya başka bir infaz işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa kesinleşmiş mahkeme kararı, müddetname ve infaz dosyasının birlikte incelenmesi ve uyuşmazlığa uygun hukuki yolun belirlenmesi gerekir.