Egemen Hukuk Bürosu
Kesinleşmiş Hapis Cezasında Çağrı Kâğıdı ve Cezaevine Teslim Süreci

Çağrı Kâğıdı Geldiğinde Ne Yapılmalı? Teslim Olma Süresi Nedir?

Bir mahkeme tarafından verilen hapis cezasının kesinleşmesinden sonra cezanın infazına ilişkin süreç başlar. Bu aşamada hükümlünün adresine çağrı kâğıdı gönderilmesi gündeme gelebilir. Çağrı kâğıdı alan kişiler açısından “Çağrı kâğıdı geldikten sonra ne yapmalıyım?”, “Kaç gün içinde teslim olmam gerekir?”, “Teslim olmazsam yakalama kararı çıkar mı?” ve “Doğrudan cezaevine mi gideceğim?” soruları büyük önem taşımaktadır.

Hapis cezasının infazı bakımından çağrı usulü 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiştir. Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinin ardından ilam infaz işlemlerinin yürütülmesi amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. İnfaz savcılığı, kesinleşmiş ilam ve hükümlünün durumuna göre gerekli işlemleri gerçekleştirir.

Çağrı kâğıdı, basit bir bilgilendirme yazısı olarak değerlendirilmemelidir. Hükümlünün cezanın infazı amacıyla teslim olması için yapılan resmî bir bildirim niteliğindedir. Bu nedenle tebligatın alınmasının ardından belgenin içeriğinin ve infaz dosyasının dikkatle incelenmesi gerekir.

5275 sayılı Kanun kapsamında, çağrı usulünün uygulanabildiği durumlarda hükümlüye gönderilen çağrı kâğıdında tebliğden itibaren on gün içinde gelmesi bildirilir. Dolayısıyla çağrı kâğıdı alan kişinin süreyi belgenin kendisine ulaştığı tarihten bağımsız ve belirsiz bir zaman dilimi olarak değerlendirmemesi gerekir. Tebliğ tarihi infaz süreci bakımından önemlidir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır. Her hapis cezası bakımından mutlaka çağrı kâğıdı gönderileceği şeklinde genel bir kuraldan hareket edilmemelidir. Cezanın miktarı, hükümlünün durumu ve kanunda belirtilen diğer şartlar nedeniyle doğrudan yakalama emri düzenlenmesinin söz konusu olabileceği durumlar da bulunmaktadır.

Bu nedenle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunduğunu bilen kişinin yalnızca “Bana çağrı kâğıdı gelmedi, dolayısıyla hakkımda işlem yapılamaz” düşüncesiyle hareket etmesi doğru değildir. İnfaz dosyasının mevcut durumunun ayrıca kontrol edilmesi gerekebilir.

Çağrı kâğıdının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden sonra belirtilen süre içerisinde teslim olunmaması hâlinde hükümlü hakkında yakalama işlemi gündeme gelebilir. Bu nedenle çağrı kâğıdının göz ardı edilmesi veya teslim süresinin geçirilmesi, infaz sürecini ortadan kaldırmaz.

Hükümlünün kendiliğinden teslim olması ile yakalanarak ceza infaz kurumuna alınması fiilen farklı süreçlerdir. Özellikle hakkında çağrı kâğıdı bulunan kişinin teslim süresini kaçırmadan önce infaz durumunu değerlendirmesi, hangi ceza infaz kurumuna ve hangi usulle teslim olması gerektiğini öğrenmesi önemlidir.

Çağrı kâğıdı alan kişinin en fazla merak ettiği konulardan biri de “Teslim olduğumda hemen cezaevinde mi kalacağım?” sorusudur. Bunun cevabı yalnızca çağrı kâğıdından anlaşılamaz. Hükümlünün toplam cezası, suç tarihi, suç türü, koşullu salıverilme tarihi, denetimli serbestlik şartları, tekerrür durumu ve mahsup edilecek süreler birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle kısa süreli hapis cezalarında halk arasında “girdi çıktı” olarak ifade edilen süreç gündeme gelebilir. Ancak çağrı kâğıdı alan her hükümlünün kısa süre içerisinde cezaevinden çıkacağı veya girdi çıktı yapacağı şeklinde bir garanti bulunmamaktadır. Kişinin hangi infaz rejimine tabi olduğu belirleyicidir.

Benzer şekilde çağrı kâğıdı alan kişinin denetimli serbestlikten yararlanıp yararlanamayacağı da ayrıca hesaplanmalıdır. Denetimli serbestlik, çağrı kâğıdının gelmesiyle kendiliğinden başlayan bir sistem değildir. Hükümlünün kanuni şartları taşıyıp taşımadığı infaz mevzuatına göre değerlendirilir.

Hükümlünün yargılama sırasında gözaltında veya tutuklu kaldığı süreler de bu aşamada önem taşır. Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesi kapsamında mahsup edilmesi gereken sürelerin bulunması hâlinde kişinin cezaevinde fiilen geçireceği süre değişebilir.

Çağrı kâğıdı geldikten sonra kişinin cezasının infazının ertelenmesini talep etmesinin mümkün olup olmadığı da somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilebilir. Ancak yalnızca erteleme başvurusu yapılması, cezanın infazının kendiliğinden durduğu veya çağrı kâğıdındaki teslim yükümlülüğünün otomatik olarak ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Yetkili merci tarafından verilecek karar önemlidir.

Tebligatın yapıldığı adres konusunda da dikkatli olunmalıdır. Hükümlünün adres değişikliği yapmış olması, tebligatın hukuki sonuçlarının her durumda ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Tebligatın usulüne uygun olup olmadığı gerektiğinde ayrıca incelenmelidir.

Birden fazla kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişiler açısından çağrı kâğıdında görünen tek bir ceza üzerinden infaz süresini hesaplamak da yanıltıcı olabilir. Diğer kesinleşmiş ilamların infaz dosyasına etkisi ve hükümlünün toplam infaz durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle çağrı kâğıdı alan kişinin yapması gereken en önemli işlemlerden biri, kesinleşmiş mahkeme kararını ve infaz dosyasını incelemek ve hangi infaz rejimine tabi olduğunu belirlemektir. Çağrı kâğıdının tebliğ tarihi, teslim süresi ve hakkında başka bir infaz işlemi bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak çağrı kâğıdı, kesinleşmiş hapis cezasının infaz sürecinin önemli aşamalarından biridir. Çağrı usulünün uygulandığı hâllerde hükümlünün tebliğden itibaren kanunda belirtilen süre içerisinde teslim olması gerekir. Süresinde teslim olunmaması hâlinde yakalama işlemleri gündeme gelebileceğinden çağrı kâğıdının göz ardı edilmemesi gerekir. Bununla birlikte kişinin cezaevinde ne kadar kalacağı, açık cezaevine ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme durumu yalnızca çağrı kâğıdına bakılarak değil, bütün infaz dosyası değerlendirilerek belirlenmelidir.