Egemen Hukuk Bürosu
Denetimli Serbestlikte İmza Kaçırma ve Mazeret Durumları

Denetimli Serbestlikte İmza Kaçırılırsa Ne Olur? Mazeret Kabul Edilir mi?

Denetimli serbestlik kapsamında bulunan kişilere çeşitli yükümlülükler getirilebilir. Uygulamada bunların en çok bilineni, belirlenen günlerde ilgili birime başvurulması şeklinde yerine getirilen ve halk arasında “imza atmak” veya “imzaya gitmek” olarak adlandırılan yükümlülüktür. Bu nedenle imza gününü kaçıran kişiler açısından “Bir kez imzaya gitmezsem ne olur?”, “Denetimli serbestliğim yanar mı?”, “Hastaydım, mazeret kabul edilir mi?” ve “Kaç imza kaçırınca cezaevine girilir?” soruları önem kazanmaktadır.

Öncelikle denetimli serbestliğin cezanın sona ermesi anlamına gelmediği bilinmelidir. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına devam edilen durumlarda hükümlü, cezasının belirli bölümünü ceza infaz kurumu dışında ancak denetim ve yükümlülükler altında geçirmektedir. Bu nedenle kendisine bildirilen yükümlülüklere uyması infaz sürecinin devamı bakımından önemlidir.

İmza yükümlülüğünün hangi günlerde ve ne şekilde yerine getirileceği hükümlüye bildirilir. Kişinin bu programa kendi kararıyla uymaması veya imza günlerini önemsememesi infaz bakımından ihlal olarak değerlendirilebilecek sonuçlar doğurabilir.

Bununla birlikte tek bir imzanın kaçırılması ile yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi aynı şey değildir. Denetimli serbestlik mevzuatında hükümlünün yükümlülüklerine ve denetim planına uyması esas olmakla birlikte, ihlalin niteliği ve kişinin davranışı değerlendirmede önem taşır. Bu nedenle internette sıkça görülen “Bir imza kaçarsa kesin cezaevine girilir” şeklindeki ifadeler her olay bakımından doğru değildir.

Aynı şekilde “Üç imza hakkım var” veya “Şu kadar imza kaçırmak serbesttir” şeklindeki genel kabullerle hareket edilmesi de sakıncalıdır. Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin bilerek ihlal edilmesi bir hak değildir. Hükümlünün kendisine bildirilen bütün yükümlülüklere uyması gerekir.

İmzanın kaçırılmasında en önemli konulardan biri mazeretin bulunup bulunmadığıdır. Kişinin ciddi bir sağlık problemi yaşaması, hastanede bulunması veya kendi iradesi dışında gelişen zorunlu bir nedenle belirlenen zamanda yükümlülüğünü yerine getirememesi ile hiçbir neden bulunmaksızın imzaya gitmemesi aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.

Ancak geçerli bir mazeretin bulunduğunu düşünen kişinin yalnızca daha sonra sözlü olarak açıklama yapmasına güvenmesi doğru değildir. Mazeretin mümkün olduğunca resmî belgeyle ispatlanabilmesi önemlidir. Sağlık nedeniyle imzaya gidilememişse sağlık kuruluşuna ilişkin belgeler, zorunlu başka bir olay söz konusuysa bunu gösteren belgeler saklanmalıdır.

Ayrıca mazeretin ortaya çıkması hâlinde denetimli serbestlik müdürlüğüyle mümkün olan en kısa sürede iletişime geçilmesi önem taşır. Kişinin haftalar sonra ortaya çıkarak mazeret bildirmesi ile olayın hemen ardından durumu açıklaması değerlendirme bakımından aynı sonucu doğurmayabilir.

Hükümlünün adres ve iletişim bilgilerinin güncel olması da önemlidir. Denetimli serbestlik sürecinde gönderilen bildirimlerden haberdar olunamaması veya kişinin adres değişikliğini bildirmemesi yeni sorunlara yol açabilir. “Bana haber verilmedi” şeklindeki savunmanın kabul edilip edilmeyeceği, bildirimin hangi usulle yapıldığına göre ayrıca değerlendirilir.

İmza yükümlülüğünün ihlal edilmesi hâlinde ilgili birimler tarafından hükümlünün durumuna ilişkin işlemler gerçekleştirilebilir. Yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi veya denetimli serbestlik koşullarının ihlal edildiğinin belirlenmesi hâlinde kişinin cezasının ceza infaz kurumunda infazına devam edilmesi gündeme gelebilir.

Bu noktada halk arasında kullanılan “denetimli serbestlik yandı” ifadesi hukuki bir terim değildir. Kastedilen, hükümlünün denetimli serbestlik kapsamında cezaevi dışında devam eden infazının sona ermesi ve kalan cezanın ceza infaz kurumunda yerine getirilmesinin gündeme gelmesidir.

Denetimli serbestlik kapsamında imza yükümlülüğünün ihlali ile kişinin yeni bir suç işlemesi de birbirinden ayrılmalıdır. Yeni bir suç iddiası ayrı bir soruşturma veya kovuşturma konusu olabilirken, imzaya gitmeme mevcut infaz dosyasındaki yükümlülüklere uyulup uyulmadığıyla ilgilidir.

İhlal nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumuna gönderilmesine ilişkin bir işlem yapılması hâlinde bunun hukuka uygunluğu da incelenebilir. Hükümlü imzaya gitmemesinin geçerli ve belgelenebilir bir mazeretten kaynaklandığını düşünüyorsa ilgili belgelerin dosyaya sunulması önemlidir.

İnfaz sürecinde verilen bazı karar ve işlemlere karşı infaz hâkimliğine başvuru imkânı da gündeme gelebilir. Ancak başvurunun hangi işleme karşı yapılacağı, süresi ve hukuki gerekçeleri somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir. Başvurunun varlığı her durumda infaz işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.

Bir diğer önemli konu, imza ihlali sonrasında kişinin kendi kendine denetimli serbestliğe gitmeyi tamamen bırakmamasıdır. Bir imzanın kaçırılmış olması, kalan yükümlülüklerin de yerine getirilmeyeceği anlamına gelmez. Aksine durumun gecikmeden ilgili müdürlüğe bildirilmesi ve sonraki yükümlülüklerin takip edilmesi önemlidir.

Örneğin imza günü hastanede acil müdahale altında bulunan bir kişinin durumu ile imza tarihini unuttuğu için yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişinin durumu aynı değildir. Ancak her iki durumda da nihai değerlendirme somut olayın koşulları ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılır.

Bu nedenle “Bir kez imzaya gitmedim, cezaevine girer miyim?” sorusuna yalnızca “evet” veya “hayır” şeklinde cevap verilmesi doğru değildir. İhlalin nedeni, daha önceki ihlaller, hükümlünün yükümlülüklere genel olarak uyup uymadığı, yapılan bildirimler ve varsa mazereti destekleyen belgeler birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak denetimli serbestlikte imza yükümlülüğü ciddiye alınması gereken bir infaz yükümlülüğüdür. İmzanın kaçırılması her durumda otomatik olarak denetimli serbestliğin sona ermesi anlamına gelmemekle birlikte, yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi cezaevine dönüşe kadar varabilecek sonuçlar doğurabilir. Geçerli bir mazereti bulunan kişinin durumu gecikmeden bildirmesi, mazeretini belgelendirmesi ve sonraki yükümlülüklerini aksatmadan yerine getirmeye devam etmesi önemlidir.