Cezaevinden Firar Suçu Nedir? İzinden Dönmeyen Hükümlüye Ne Olur?
Hapis cezasını infaz etmekte olan hükümlünün ceza infaz kurumundan kaçması, yalnızca mevcut cezasının infazıyla ilgili bir sorun oluşturmaz. Şartları gerçekleştiğinde bu davranış ayrıca bir suç meydana getirebilir. Benzer şekilde açık cezaevinden ayrılan veya izinli olarak kurum dışında bulunan hükümlünün süresinde geri dönmemesi de hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle “Cezaevinden kaçmanın cezası nedir?”, “Açık cezaevinden firar eden ne olur?”, “İzinden bir gün geç dönmek suç mudur?” ve “Firar eden kendiliğinden teslim olursa ne olur?” soruları uygulamada önem taşımaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nun 292. maddesinde hükümlü veya tutuklunun kaçması suç olarak düzenlenmiştir. Buna göre tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında ayrıca cezai yaptırım uygulanması gündeme gelebilir.
Bu nedenle cezaevinden firar eden hükümlü bakımından iki ayrı hukuki süreç söz konusu olabilir. Bir tarafta kişinin daha önce mahkûm olduğu ve infaz edilmekte olan hapis cezası bulunurken, diğer tarafta kaçma eylemi nedeniyle yeni bir ceza soruşturması ve mahkûmiyet ihtimali ortaya çıkabilir.
Firar suçunun temel şekli bakımından TCK m.292'de altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Ancak kaçmanın gerçekleştirilme biçimine göre ceza ağırlaşabilir. Kaçma eyleminin cebir veya tehdit kullanılarak gerçekleştirilmesi hâlinde daha ağır yaptırım söz konusu olabilir.
Kaçma sırasında silah kullanılması veya birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi gibi durumlar da cezanın belirlenmesinde ayrıca önem taşıyabilir. Ayrıca kaçma sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, şartları varsa bu suçlardan dolayı da ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir.
Uygulamada özellikle açık cezaevinden firar konusu merak edilmektedir. Açık ceza infaz kurumlarının güvenlik yapısının kapalı cezaevlerinden farklı olması, hükümlünün izinsiz şekilde kurumdan ayrılabileceği anlamına gelmez. Açık cezaevinden kaçılması da şartları gerçekleştiğinde hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bunun yanında hükümlünün izinli olarak ceza infaz kurumundan ayrıldığı hâllerde izin süresi sonunda geri dönmemesi de önemlidir. Kanunda izin süresini belirli ölçüde geçiren veya hiç dönmeyen hükümlüler bakımından özel hükümler bulunmaktadır. Bu nedenle her gecikmenin aynı hukuki sonucu doğurduğunu söylemek doğru değildir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında izinli hükümlünün izin süresine uyması gerekir. İzin süresinin sona ermesinden sonra kuruma dönülmemesi hâlinde gecikmenin süresi ve olayın koşulları dikkate alınarak hükümlünün hukuki durumu değerlendirilir.
Bu nedenle “Bir saat geç kaldım, firar etmiş sayılır mıyım?” ile “İzin bittiği hâlde birkaç gündür cezaevine dönmedim” şeklindeki durumların hukuki değerlendirmesi aynı olmayabilir. Gecikmenin süresi kadar hükümlünün geçerli bir mazeretinin bulunup bulunmadığı da önem taşıyabilir.
Hükümlünün hastaneye kaldırılması, ciddi bir kaza geçirmesi veya kendi iradesi dışında kuruma zamanında dönmesini engelleyen bir durum yaşaması hâlinde bunun belgelendirilmesi büyük önem taşır. Böyle bir durumda hükümlünün veya yakınlarının mümkün olan en kısa sürede ceza infaz kurumu ve ilgili mercilerle iletişim kurması gerekir.
Firar eden hükümlü hakkında yakalama işlemleri gündeme gelebilir. Kişinin yakalanması hâlinde mevcut hapis cezasının infazına ilişkin işlemler devam ederken, firar eylemi nedeniyle ayrıca soruşturma yürütülmesi de söz konusu olabilir.
Ancak hükümlünün kaçtıktan sonra kendiliğinden teslim olması ceza hukuku bakımından önemsiz değildir. Türk Ceza Kanunu'nda kaçan tutuklu veya hükümlünün belirli koşullar altında kendiliğinden teslim olması hâlinde etkin pişmanlığa ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Teslimin ne kadar süre sonra gerçekleştiği, uygulanabilecek indirimin belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir.
Bu nedenle firar etmiş kişinin “Nasıl olsa hakkımda yakalama çıktı” düşüncesiyle teslim olmaktan kaçınması, hukuki durumunu daha da ağırlaştırabilir. Kendiliğinden teslim olmanın somut olay bakımından sağlayabileceği hukuki sonuçların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Firarın yalnızca yeni bir ceza davasına etkisi bulunmaz. Eylem, hükümlünün mevcut infaz rejimini de etkileyebilir. Açık cezaevindeki statüsü, iyi hâl değerlendirmesi ve infaz sürecindeki bazı haklardan yararlanması bakımından sonuçlar ortaya çıkabilir.
Özellikle açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün firar etmesi hâlinde yeniden açık kuruma ayrılma şartları bakımından ilgili infaz mevzuatının incelenmesi gerekir. Bu nedenle firar sonrasında yalnızca yeni verilecek cezanın miktarına bakılması yeterli değildir.
Firar ile denetimli serbestlik yükümlülüğünün ihlali de birbirinden ayrılmalıdır. Denetimli serbestlik kapsamında bulunan kişinin imza veya başka bir yükümlülüğünü ihlal etmesi ile ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün kaçması aynı hukuki fiil değildir. Denetimli serbestlik ihlalinin kendi infaz sonuçları bulunurken, cezaevinden kaçma ayrıca TCK kapsamında suç oluşturabilir.
Benzer şekilde izin sonunda cezaevine dönülmemesi ile kişinin yalnızca izin şartlarından birine aykırı davranması da her olayda aynı sonucu doğurmaz. Somut eylemin niteliği, izin süresinin ne kadar aşıldığı ve hükümlünün mazereti birlikte değerlendirilmelidir.
Firar nedeniyle verilen yeni bir mahkûmiyetin kesinleşmesi hâlinde hükümlünün toplam infaz durumu da değişebilir. Mevcut ceza ile yeni mahkûmiyetin infaz bakımından sonuçları, koşullu salıverilme tarihi ve diğer infaz hükümleri yeniden değerlendirilmek durumunda kalabilir.
Bu nedenle “Firar edersem mevcut cezamdan sadece birkaç gün kaybederim” şeklindeki düşünce son derece yanlıştır. Firar, yeni bir suç isnadının yanı sıra kişinin mevcut infaz statüsünü ve cezaevinden çıkış sürecini etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Sonuç olarak cezaevinden firar, yalnızca bir disiplin ihlali olarak değerlendirilmemelidir. Ceza infaz kurumundan veya görevlilerin elinden kaçmak şartları gerçekleştiğinde TCK m.292 kapsamında ayrıca suç oluşturur. İzin süresi sonunda kuruma dönülmemesi bakımından ise gecikmenin süresi, olayın koşulları ve varsa mazeret ayrıca değerlendirilmelidir. Firar eden kişinin kendiliğinden teslim olması da etkin pişmanlık hükümleri bakımından önem taşıyabileceğinden, somut olayda hem yeni suçun hem de mevcut cezanın infazına ilişkin sonuçların birlikte incelenmesi gerekir.