Egemen Hukuk Bürosu
Hamilelik ve Doğum Nedeniyle Hapis Cezasının İnfazının Ertelenmesi

Hamilelik ve Doğum Nedeniyle Hapis Cezasının İnfazı Ertelenir mi?

Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kadının hamile olması veya yakın zamanda doğum yapmış bulunması, cezanın infazı bakımından özel hukuki sonuçlar doğurabilir. İnfaz hukukunda hem annenin hem de çocuğun korunması amacıyla gebelik ve doğum dönemine ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Bu nedenle “Hamile kadın cezaevine girer mi?”, “Doğum yapan annenin cezası ertelenir mi?”, “Doğumdan sonra ne kadar süre cezaevine girilmez?” ve “Çocuğu küçük olan anne cezasını evde çekebilir mi?” soruları uygulamada sıklıkla gündeme gelmektedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, kadın hükümlülerin gebelik ve doğum durumlarını ayrıca düzenlemektedir. Bu düzenlemeler genel infaz erteleme hükümlerinden farklıdır. Dolayısıyla hamile bir hükümlünün durumu yalnızca kişisel veya ailevi nedenlere dayanan genel bir erteleme talebi olarak değerlendirilmemelidir.

Kanunun 16. maddesi uyarınca gebe olan kadınların hapis cezalarının infazı doğumdan sonra belirli bir süre geçinceye kadar geri bırakılabilir. Güncel düzenlemedeki süre ve somut olay bakımından uygulanacak hüküm ayrıca kontrol edilmelidir. İnfaz mevzuatında zaman içerisinde değişiklikler yapılabildiğinden yalnızca eski tarihli internet bilgilerindeki sürelere güvenilmemesi gerekir.

Burada önemli olan husus, gebeliğin yalnızca hükümlünün beyanına dayanılarak kabul edilmemesidir. Hamileliğin sağlık raporuyla tespit edilmesi gerekir. Gebelik durumu belirlendikten sonra hükümlünün infaz dosyası ve uygulanacak özel hükümler birlikte değerlendirilir.

Gebelik nedeniyle infazın geri bırakılması, hükümlü hakkında verilen hapis cezasının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mahkûmiyet kararı varlığını korur. Yalnızca cezanın ceza infaz kurumunda yerine getirilmesine başlanması veya devam edilmesi kanunun öngördüğü şartlarla belirli bir süre geri bırakılır.

Bu nedenle “Hamileysem cezam silinir mi?” sorusunun cevabı hayırdır. Gebelik cezanın affedilmesi veya mahkûmiyetin ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.

İnfazın geri bırakılmasının temelinde annenin gebelik sürecinin ve doğum sonrasındaki dönemin korunması bulunmaktadır. Bunun yanında yeni doğan çocuğun anne bakımına ihtiyaç duyması da infaz sisteminde dikkate alınan önemli unsurlardan biridir.

Ancak gebelik ve doğum nedeniyle infazın geri bırakılmasının hiçbir istisnası bulunmadığı düşünülmemelidir. Hükümlünün hukuki durumu, cezanın niteliği ve kanunda belirtilen özel hâller nedeniyle farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Özellikle hükümlünün kaçma tehlikesinin bulunması veya kanunda belirtilen bazı koşulların gerçekleşmesi hâlinde genel kuralın uygulanması konusunda istisnai hükümler gündeme gelebilir. Bu nedenle yalnızca hamilelik bilgisinden hareketle “Kesinlikle cezaevine girmez” şeklinde bir değerlendirme yapılması doğru değildir.

Gebelik devam ederken hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan kadın bakımından infaz savcılığına ilişkin işlemlerin de dikkatle takip edilmesi gerekir. Hakkında çağrı kâğıdı düzenlenmişse hamilelik durumunun belgeleriyle birlikte yetkili makama bildirilmesi önemlidir.

Hükümlünün çağrı kâğıdını görmezden gelerek yalnızca hamile olduğunu düşünmesi ve teslim olmaması doğru bir yöntem değildir. İnfazın geri bırakılmasına ilişkin işlemlerin hukuki prosedür içerisinde gerçekleştirilmesi gerekir.

Doğumun gerçekleşmesinden sonra da kanunda öngörülen koruma belirli bir dönem devam eder. Bu nedenle doğumun tarihi, infazın ne zaman başlayabileceğinin belirlenmesi bakımından son derece önemlidir.

Doğum sonrasında annenin veya bebeğin ciddi sağlık problemleri bulunması hâlinde ise durum yalnızca gebelik ve doğum hükümleri üzerinden değerlendirilmek zorunda değildir. Annenin sağlık durumu ayrıca hastalık nedeniyle infazın geri bırakılması hükümleri bakımından incelenebilir.

Örneğin doğum sonrasında annenin hayatını tehdit eden ciddi bir hastalığının ortaya çıkması durumunda sağlık nedeniyle infaz hükümlerinin uygulanma şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Gebelik ve doğum nedeniyle infazın ertelenmesi ile konutta infaz da birbirinden farklı hukuki kurumlardır. İnfazın geri bırakılmasında cezanın yerine getirilmesine geçici olarak ara verilirken konutta infazda ceza infaz edilmeye devam eder ancak belirli koşullarla cezaevi yerine hükümlünün konutunda yerine getirilir.

Bu ayrım özellikle küçük çocuğu bulunan kadın hükümlüler bakımından önemlidir. Kanunda belirlenen koşulların bulunması hâlinde bazı kadın hükümlüler bakımından hapis cezasının konutta infazı ayrıca gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “Çocuğum küçük olduğu için cezaevine girmem” düşüncesi tek başına doğru değildir. Çocuğun yaşı, verilen hapis cezasının miktarı, hükümlünün hukuki durumu ve özel infaz usulünün diğer şartları birlikte incelenmelidir.

Benzer şekilde denetimli serbestlik ile gebelik nedeniyle infazın ertelenmesi de aynı şey değildir. Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının belirli bölümünün toplum içerisinde denetim altında infaz edilmesini sağlayan farklı bir infaz kurumudur.

Hamilelik nedeniyle infazın geri bırakıldığı dönemin hükümlünün cezaevinde geçirmiş olduğu süre gibi cezasından düşeceği şeklinde bir değerlendirme de kural olarak doğru değildir. İnfazın geri bırakılmasında cezanın infazına ara verilmektedir.

Bu nedenle erteleme süresi sona erdiğinde kalan hapis cezasının infazı gündeme gelir. Ancak bu aşamada hükümlünün koşullu salıverilme, denetimli serbestlik veya özel infaz usullerinden yararlanma şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Gebelik sırasında meydana gelebilecek düşük, ölü doğum veya gebeliğin başka bir nedenle sona ermesi gibi durumlar da infaz bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü infazın geri bırakılmasına esas olan durum değişmiş olabilir.

Aynı şekilde çocuğun doğumdan sonra hayatını kaybetmesi gibi son derece ağır durumlarda da infazın hangi tarihte başlayacağı konusunda ilgili kanun hükmünün somut olaya uygulanması gerekir.

Hükümlünün doğumdan sonraki dönemde başka bir suçtan mahkûmiyetinin kesinleşmesi veya infaz dosyasına yeni bir ilam eklenmesi durumunda da toplam infaz durumu yeniden hesaplanmalıdır.

Bu nedenle gebelik veya doğum nedeniyle infaz ertelemesi bulunan bir kişinin yalnızca ilk mahkûmiyet kararına bakarak cezaevine ne zaman gireceğini hesaplaması her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Kadın hükümlünün çocuğuyla birlikte ceza infaz kurumunda bulunması da infaz hukukunda ayrıca düzenlenen bir konudur. Belirli yaş grubundaki çocukların annelerinin yanında kalabilmelerine ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Ancak bu durum, gebelik nedeniyle infazın geri bırakılmasıyla aynı hukuki mesele değildir.

Uygulamada bu konudaki en önemli hatalardan biri infazın ertelenmesi, konutta infaz ve denetimli serbestliğin birbirine karıştırılmasıdır. Oysa her kurumun şartları ve hukuki sonuçları farklıdır.

Bu nedenle hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan hamile veya yeni doğum yapmış bir kadın bakımından önce mahkûmiyet kararının kesinleşme tarihi, cezanın miktarı, gebelik veya doğum tarihi ve varsa diğer infaz dosyaları belirlenmelidir. Ardından kişinin hangi infaz hükümlerinden yararlanabileceği değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak hamilelik ve doğum, hapis cezasının infazı bakımından kanunda özel olarak korunan durumlardır. Kanunda aranan koşullar gerçekleştiğinde kadın hükümlünün hapis cezasının infazı gebelik ve doğum nedeniyle geri bırakılabilir. Ancak bu durum cezanın silinmesi anlamına gelmediği gibi her kadın hükümlü bakımından hiçbir inceleme yapılmadan otomatik olarak uygulanacağı da düşünülmemelidir. Gebeliğin ve doğum tarihinin belgelenmesi, hükümlünün infaz dosyasının incelenmesi ve varsa konutta infaz, sağlık nedeniyle erteleme veya diğer özel infaz usullerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.