Egemen Hukuk Bürosu
Tekerrür ve Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi

Tekerrür Nedir? Mükerrir Hükümlünün Cezası Nasıl İnfaz Edilir?

Bir kişinin daha önce suç işlemiş olması, sonradan işlediği her suç bakımından otomatik olarak tekerrür hükümlerinin uygulanacağı anlamına gelmez. Ceza hukukunda tekerrür, belirli kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde gündeme gelen ve özellikle cezanın infazı bakımından önemli sonuçlar doğuran bir kurumdur. Bu nedenle “Mükerrir ne demek?”, “Tekerrür olursa ne kadar yatılır?”, “Sabıkası olan herkes mükerrir midir?”, “Tekerrür denetimli serbestliği etkiler mi?” ve “İkinci kez mükerrir ne demektir?” gibi sorular uygulamada sıklıkla gündeme gelmektedir.

Tekerrüre ilişkin temel düzenleme Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinde bulunmaktadır. Kanundaki koşullar gerçekleştiğinde kişi hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilebilir.

Tekerrürün anlaşılabilmesi için öncelikle önemli bir yanlış düşüncenin düzeltilmesi gerekir. Adli sicil kaydında önceki bir mahkûmiyet bulunması tek başına kişinin mükerrir olduğu anlamına gelmez. Önceki mahkûmiyetin niteliği, kesinleşme tarihi, yeni suçun ne zaman işlendiği ve kanundaki tekerrür süreleri birlikte değerlendirilmelidir.

Tekerrür bakımından önceki mahkûmiyetin kesinleşmiş olması önemlidir. Kanunda öngörülen sistemde önceki hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi gerekir. Bu nedenle iki ayrı suçtan mahkûmiyet bulunması, tek başına ikinci dosyada tekerrür uygulanmasını gerektirmez.

Örneğin kişi iki farklı tarihte suç işlemiş ancak ilk suça ilişkin mahkûmiyet kararı ikinci suç işlendiği tarihte henüz kesinleşmemişse tekerrür şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca incelenmelidir. Burada suçların tarihleri kadar önceki hükmün kesinleşme tarihi de belirleyicidir.

Tekerrür uygulanabilmesi için önceki cezanın mutlaka tamamen infaz edilmiş olması gerektiği düşüncesi de doğru değildir. TCK'nın tekerrür sistemi bakımından önceki mahkûmiyetin kesinleşmesi temel önem taşır. Bununla birlikte önceki cezanın infaz tarihi, kanunda düzenlenen tekerrür sürelerinin hesabı bakımından ayrıca önem kazanabilir.

Kanun, önceki mahkûmiyetin niteliğine göre belirli süreler geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür hükümlerinin uygulanmamasını öngörmektedir. Bu nedenle çok eski bir mahkûmiyetin kişinin hayatı boyunca işlediği bütün sonraki suçlarda tekerrür sebebi olacağı söylenemez.

Tekerrür bakımından önceki suç ile sonraki suçun aynı olması da şart değildir. Halk arasında tekerrür bazen “aynı suçu ikinci defa işlemek” şeklinde anlaşılmaktadır. Oysa hukuki anlamdaki tekerrür bundan daha geniştir.

Bununla birlikte kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar arasındaki ilişki gibi kanunda açıkça düzenlenen bazı durumlarda tekerrür uygulanmaz. Aynı şekilde yaş küçüklüğü döneminde işlenen suçlar bakımından da özel hükümler bulunmaktadır.

Tekerrürün en önemli sonuçlarından biri, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasıdır. Bu nedenle tekerrür yalnızca kişinin adli sicilinde yer alan teorik bir nitelendirme değildir; cezaevinde fiilen geçirilecek süre bakımından sonuç doğurabilir.

Mükerrir hükümlünün koşullu salıverilme durumu genel infaz rejimindeki hükümlülerden farklı olabilir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da mükerrirler bakımından özel koşullu salıverilme hükümleri bulunmaktadır.

Bu nedenle “İki kişi aynı cezayı aldıysa aynı süre cezaevinde kalır” şeklindeki düşünce her zaman doğru değildir. Aynı süre hapis cezası alan iki kişiden biri hakkında tekerrür uygulanmış, diğeri hakkında uygulanmamışsa infaz hesapları farklı sonuç verebilir.

Örneğin mahkeme kararında sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiş olması, infaz savcılığının müddetname düzenlerken dikkate alacağı önemli unsurlardan biridir.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkeme kararının yalnızca “kaç yıl hapis cezası verildiği” bölümüne bakmak yeterli değildir. Kararın hüküm fıkrasında TCK 58 uygulaması bulunup bulunmadığının da kontrol edilmesi gerekir.

Tekerrür uygulamasının koşullu salıverilmeye etkisi nedeniyle kişinin yatar hesabı değişebilir. Ancak “Mükerrir olan herkes cezasının tamamını cezaevinde geçirir” şeklinde genel bir kural kurulması da doğru değildir.

Birinci kez mükerrir olan hükümlü ile ikinci kez mükerrir olan hükümlünün hukuki durumları birbirinden ayrılmalıdır. İkinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması infaz bakımından çok daha önemli sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle mahkeme kararında yalnızca “tekerrür” ibaresinin bulunmasıyla yetinilmemeli, kişinin birinci kez mi yoksa ikinci kez mi mükerrir olduğu dikkatle belirlenmelidir.

Tekerrürün denetimli serbestlik bakımından sonuçları da hükümlüler tarafından sıklıkla merak edilmektedir. Mükerrirlik, infaz rejimini ve koşullu salıverilme hesabını etkilediğinden denetimli serbestliğe ayrılma tarihinin hesaplanmasında da kişinin tabi olduğu özel infaz rejimi dikkate alınmalıdır.

Dolayısıyla “Mükerririm, denetimli serbestlikten hiç yararlanamam” veya tam tersine “Tekerrürün denetimli serbestliğe hiçbir etkisi yoktur” şeklinde kesin ve genel ifadeler kullanılmamalıdır. Hükümlünün cezası, suç tarihi, tekerrür durumu ve güncel infaz hükümleri birlikte incelenmelidir.

Tekerrürün bir başka sonucu, koşullu salıverilen mükerrir hakkında denetim süresi uygulanmasıdır. Bu nedenle mükerrirlere özgü infaz rejiminin etkileri kişinin ceza infaz kurumundan çıkmasıyla her durumda tamamen sona ermeyebilir.

Tekerrür değerlendirmesinde hükümlünün adli sicil kaydı tek başına yeterli değildir. Önceki mahkûmiyet kararlarının kesinleşme ve infaz tarihleri ile yeni suçun tarihi birlikte incelenmelidir.

Özellikle birden fazla sabıka kaydı bulunan kişilerde hangi ilamın tekerrüre esas alındığının belirlenmesi önemlidir. Mahkeme kararında tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyetin gösterilmiş olması, infaz aşamasındaki inceleme bakımından önem taşır.

Tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin hatalı olduğu düşünülüyorsa bu durum kişinin fiilen cezaevinde kalacağı süreyi etkileyebileceğinden önemle ele alınmalıdır. Önceki hükmün kesinleşme tarihi, suç tarihi veya tekerrür süresi konusunda hata bulunması infaz hesabının da hatalı yapılmasına neden olabilir.

Bu nedenle hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanan kişinin yalnızca müddetnamedeki tahliye tarihine bakması yerine, bu tarihin hangi hukuki verilere dayanılarak hesaplandığını incelemesi yararlı olabilir.

Tekerrür ayrıca cezanın artırılması ile de karıştırılmamalıdır. Türk Ceza Kanunu'ndaki sistemde tekerrür esas olarak infaz rejimi üzerinde sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla tekerrürün varlığı her durumda suç için belirlenen hapis cezasının doğrudan artırılması anlamına gelmez.

Ancak seçimlik ceza öngörülen bazı durumlarda TCK 58 kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken sonuçlar bulunmaktadır. Bu nedenle tekerrürün yalnızca tek bir hukuki sonucu olduğu da söylenemez.

Uygulamada önemli bir başka konu, adli para cezasının tekerrüre esas olup olmayacağıdır. Önceki mahkûmiyetin türü ve sonraki suç bakımından TCK 58'deki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca “Önceki cezam hapis değildi” denilerek tekerrür ihtimali tamamen dışlanmamalıdır.

Tekerrür hükümlerinin uygulanmasında kişinin suç tarihinde on sekiz yaşından küçük olması gibi özel durumlar da önem taşır. Çocukluk döneminde işlenen suçların daha sonraki suç bakımından tekerrüre esas alınması konusunda kanunda özel düzenleme bulunmaktadır.

Bu nedenle tekerrür hesabı yalnızca sabıka listesindeki mahkûmiyetlerin sayılmasıyla yapılamaz. Her bir kararın suç tarihi, kesinleşme tarihi, cezanın türü ve infaz tarihi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle “Mükerrir ne kadar yatar?” sorusuna yalnızca verilen cezanın miktarı bilinerek cevap verilmesi mümkün değildir. Suç tarihi, suç türü, önceki mahkûmiyet, tekerrürün birinci veya ikinci kez uygulanması, koşullu salıverilme oranı ve varsa özel infaz düzenlemeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak tekerrür, daha önce mahkûmiyeti bulunan kişinin kanunda belirtilen şartlar altında yeniden suç işlemesi hâlinde gündeme gelen ve özellikle cezanın infaz biçimini etkileyen önemli bir ceza hukuku kurumudur. Sabıkası bulunan herkes otomatik olarak mükerrir sayılmaz. Önceki mahkûmiyetin kesinleşme ve infaz tarihi, yeni suçun tarihi ve kanundaki tekerrür süreleri birlikte değerlendirilmelidir. Tekerrürün uygulanması koşullu salıverilme ve dolayısıyla hükümlünün fiilen cezaevinde geçireceği süre üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceğinden, mahkeme kararındaki TCK 58 uygulamasının ve infaz hesabının dikkatle incelenmesi gerekir.