89/3 Üçüncü Haciz İhbarnamesi Nedir?
Üçüncü haciz ihbarnamesi, İİK 89 sürecinde artık “cevap verelim mi?” sorusunun ötesine geçilen aşamadır. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen, zimmetinde sayılan borcu ödemeyen veya elinde sayılan malı teslim etmeyen üçüncü kişiye gönderilir. Bu bildirimle üçüncü kişiye, kanunda öngörülen süre içinde ödeme veya teslim yapması ya da borçlu olmadığını ileri sürüyorsa menfi tespit davası açması gerektiği bildirilir.
Üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren on beş günlük süre özellikle önemlidir. Üçüncü kişi bu süre içinde parayı icra dairesine ödeyebilir, yedinde sayılan malı teslim edebilir veya menfi tespit davası açabilir. Buradaki menfi tespit davası, genel anlamdaki İİK 72 menfi tespit davasıyla aynı başlık altında anılsa da İİK 89/3'ün özel mekanizması içinde değerlendirilir. Davanın konusu, üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığının veya söz konusu malın takip borçlusuna ait olmadığının tespitidir.
Davanın açılması tek başına dosyadaki cebri icra işlemlerinin kendiliğinden durduğu düşüncesine yol açmamalıdır. Kanun, süresi içinde açılan davaya ilişkin belgenin bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim edilmesine ayrıca sonuç bağlamaktadır. Bu şartlar yerine getirildiğinde üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar durur. Bu sebeple dava dilekçesinin hazırlanması kadar, dava açıldıktan sonra icra dosyasında yapılması gereken işlemin de takvimlendirilmesi gerekir.
İspat yükü de bu davanın önemli özelliklerinden biridir. Üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın borçluya ait olmadığını ispat etmek durumundadır. Ticari defterler, banka hareketleri, sözleşmeler, faturalar, mahsup kayıtları, teslim belgeleri ve taraflar arasındaki yazışmalar bu noktada önem kazanabilir. İki şirket arasında uzun süredir devam eden cari hesap ilişkisi varsa yalnız tek bir faturaya bakılarak sonuca varılması çoğu zaman yeterli olmaz.
Üçüncü kişinin davayı kaybetmesi hâlinde kanunun öngördüğü tazminat riski de bulunmaktadır. Bu nedenle üçüncü ihbarname aşamasında dava açılması otomatik bir refleks olmamalı; önce gerçekten borç bulunup bulunmadığı ve bunun hangi delillerle ispatlanabileceği değerlendirilmelidir. Aynı şekilde sırf önceki ihbarnameler cevapsız bırakıldı diye gerçekte mevcut olmayan bir borcun hiçbir inceleme yapılmadan ödenmesi de doğru yaklaşım değildir.
Üçüncü ihbarname, dosyada artık saatlerin değil günlerin sayıldığı bir belgedir. Tebliğ zarfı, önceki iki ihbarname, icra dosyası ve borçlu ile üçüncü kişi arasındaki bütün kayıtlar aynı anda incelenmelidir. Çünkü bu aşamada verilecek karar yalnız bir icra müdürlüğüne cevap verilmesini değil, ödeme yapılıp yapılmayacağını ve gerekiyorsa hangi delillerle mahkemeye gidileceğini belirler.