Egemen Hukuk Bürosu
Borcu ödenen senedin alacaklı tarafından iade edilmemesi

Senet Borcu Ödendiği Hâlde Senet İade Edilmezse Ne Yapılabilir?

Senede bağlı borcun ödenmesiyle borç sona erebilir; fakat senedin alacaklının elinde kalmaya devam etmesi borçlu açısından önemli bir risk yaratır. Özellikle bono gibi kambiyo senetleri, üzerlerinde yazılı hakkın kullanılmasına imkân veren kıymetli evrak niteliğindedir. Bu nedenle senet borcunu ödeyen kişinin yalnız parayı vermekle yetinmemesi, ödeme karşılığında senedin kendisine teslim edilmesini de sağlaması gerekir.

Türk Ticaret Kanunu, bonolara da uygulanan poliçenin ödenmesine ilişkin hükümlerinde bu konuda borçluya önemli bir hak tanımaktadır. Borçlu, senedi öderken hamil tarafından imzalanmış bir makbuzla birlikte senedin kendisine verilmesini isteyebilir. Borcun tamamı ödenmişse senedin alacaklının elinde kalması için kural olarak bir sebep bulunmaz. Senedin borçluya teslim edilmesi, borcun ödendiğini göstermesinin yanında senedin tekrar dolaşıma sokulması riskini de önemli ölçüde azaltır.

Ödeme yapılırken en güvenli yöntem, para ile senedin tesliminin aynı anda gerçekleştirilmesidir. Borç banka yoluyla ödeniyorsa açıklama bölümüne hangi senede ilişkin ödeme yapıldığının anlaşılmasını sağlayacak bilgilerin yazılması yararlı olur. Senedin düzenleme tarihi, vadesi, bedeli veya tarafların isimleri gibi ayırt edici bilgiler ileride ödemenin hangi borç için yapıldığının belirlenmesini kolaylaştırabilir. Elden ödeme yapılacaksa ödemenin belgelendirilmesi çok daha fazla önem taşır.

Asıl sorun, borç ödendikten sonra alacaklının “senet yanımda değil”, “daha sonra vereceğim” veya “senedi bulamıyorum” diyerek belgeyi teslim etmemesi hâlinde ortaya çıkar. Borçlu bu noktada senedin artık kullanılmayacağını varsayarak konuyu kapatmamalıdır. Senedin iadesinin yazılı olarak talep edilmesi ve ödemenin ispatına yarayacak bütün belgelerin saklanması, ileride doğabilecek bir uyuşmazlık bakımından önem taşır.

Çünkü senedin alacaklının elinde bulunmaya devam etmesi, fiilen yeniden icra takibine konulması ihtimalini ortadan kaldırmaz. Borcun daha önce ödenmiş olması böyle bir takibin mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, borçlunun hiçbir işlem yapmadan bekleyebileceği anlamına da gelmez. Ödenmiş bir senede dayanılarak takip başlatılırsa borçlunun, ödeme olgusunu kambiyo takibine özgü usul ve süreler içerisinde ileri sürmesi gerekebilir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesi, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda borçlunun borca itirazını hangi belgelerle ispatlayabileceği konusunda özel hükümler içermektedir. Borçlu, borcun bulunmadığını veya itfa ya da imhal edildiğini kanunda belirtilen nitelikte belgelerle ortaya koyabilir. Burada “itfa”, borcun ödeme gibi bir sebeple sona ermiş olmasını ifade eder. Bu sebeple ödeme yapılırken elde edilen belgenin niteliği, sonradan açılabilecek bir icra dosyasında belirleyici hâle gelebilir.

Örneğin 500.000 TL bedelli bir bono için borçlunun vade tarihinde banka havalesi yaptığını düşünelim. Havalenin açıklamasında yalnızca “ödeme” yazıyorsa, daha sonra bunun hangi hukuki ilişkiye ilişkin olduğu tartışılabilir. Buna karşılık açıklamada ilgili bonoyu açıkça belirleyen bilgiler bulunması ve ayrıca alacaklıdan borcun tamamen ödendiğine ilişkin yazılı belge alınması, borçlunun durumunu çok daha güçlü hâle getirir. En güvenli seçenek ise ödemenin senet aslının teslimiyle eş zamanlı yapılmasıdır.

Kısmi ödeme hâlinde konu farklı bir özellik kazanır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca hamil kısmi ödemeyi reddedemez. Borçlu, kısmen ödeme hâlinde bu ödemenin senet üzerine işaret edilmesini ve kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir. Çünkü senedin tamamının borçluya teslim edilmesi, kalan borç bakımından hamilin haklarını etkileyebilir. Dolayısıyla borcun tamamının ödenmesiyle kısmi ödeme aynı şekilde ele alınmamalıdır.

Senedin borçluya iade edilmemesinin bir başka riski de senedin üçüncü bir kişiye devredilmesidir. Kambiyo senetlerinin tedavül özelliği nedeniyle, senedi sonradan devralan kişinin hukuki durumu ayrıca değerlendirilir. Borçlunun ilk alacaklıyla arasındaki ilişkiden kaynaklanan her savunmayı senedi devralan üçüncü kişiye karşı ileri sürebileceği düşünülmemelidir. Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerinde def'ilere ilişkin hükümleri, hamilin senedi hangi şartlarda iktisap ettiğine göre farklı sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle “nasıl olsa borcu ödedim” düşüncesi, senedin alacaklıda bırakılması için yeterli bir güvence değildir. Ödeme ile birlikte senet aslının alınması, mümkün değilse senedin neden teslim edilmediğinin kayıt altına alınması ve ödemenin hangi senede ilişkin olduğunu açık biçimde gösteren belgelerin oluşturulması gerekir. Senedin kaybolduğu ileri sürülüyorsa da durum ayrıca değerlendirilmelidir; kıymetli evrakın zayi olması hâlinde uygulanabilecek hukuki yollar bulunmaktadır.

Borç ödendiği hâlde senet iade edilmiyor ve buna rağmen icra takibi başlatılıyorsa zaman kaybetmeden takip dosyasının incelenmesi gerekir. Senet aslı, takip tarihi, ödeme belgeleri, varsa alacaklının borcun ödendiğine ilişkin mesaj veya yazışmaları ve senedin ciro durumu birlikte değerlendirilmelidir. Kambiyo takibinde sürelerin kısa olması sebebiyle ödemenin sonradan ispatlanabileceği düşüncesiyle ödeme emrinin cevapsız bırakılması ciddi sonuçlar doğurabilir.

Senetle borçlanırken senedin düzenlenmesi ne kadar önemliyse, borç ödenirken senedin geri alınması da o kadar önemlidir. Borcun ödendiğini gösteren banka dekontu veya makbuz saklanmalı; mümkün olduğu ölçüde senet aslı da ödeme sırasında geri alınmalıdır. Böylece hem aynı senet üzerinden ikinci kez ödeme talep edilmesi hem de senedin üçüncü kişilerin eline geçmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilebilir.