Egemen Hukuk Bürosu
Bonoda tahrifat ve değiştirilmiş senetle icra takibi

Senette Tahrifat Yapılması İcra Takibini Nasıl Etkiler?

Bir bononun 100.000 TL olarak imzalandıktan sonra bedelinin 400.000 TL'ye çıkarılması, vade tarihinin değiştirilmesi veya senetteki başka bir kaydın sonradan silinip yerine yenisinin yazılması, basit bir yazım farklılığından çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Kambiyo senetleri tedavül edebilen ve özel icra takibine konu olabilen belgeler olduğundan, senet metninde imzadan sonra yapılan değişiklik hem kambiyo hukuku hem icra hukuku hem de olayın özelliklerine göre ceza hukuku bakımından incelenebilir.

Senetteki her farklı kalem izi veya düzeltme hukuken tahrifat anlamına gelmez. Düzenleme sırasında yapılan bir yanlışlık tarafların bilgisi ve iradesiyle düzeltilmiş olabilir. Senet üzerindeki değişiklik imza sahiplerinin onayıyla gerçekleştirilmiş de olabilir. Hukuken asıl mesele, senet metninin imzadan sonra ve imza sahibinin iradesi dışında değiştirilip değiştirilmediğidir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 748. maddesi, poliçe metninin değiştirilmesi hâlinde imza sahiplerinin sorumluluğunu özel olarak düzenlemektedir. Bu hüküm bonolar hakkında da uygulanır. Kanuna göre senet metni değiştirildiğinde, değişiklikten sonra imza atan kişiler değişmiş metne göre; değişiklikten önce imza atan kişiler ise önceki metne göre sorumlu olurlar. Böylece senette tahrifat tespit edildiğinde her imza sahibinin sorumluluğunun otomatik olarak tamamen ortadan kalkacağı kabul edilmez.

Bu kural özellikle senet bedelinin sonradan değiştirilmesi hâlinde önemlidir. Örneğin 100.000 TL bedelle düzenlenen bir bononun rakam bölümünün daha sonra 400.000 TL hâline getirildiği ve borçlunun imzasının değişiklikten önce atıldığı ispatlanırsa, borçlunun sorumluluğunun hangi metne göre belirleneceği TTK'nın değişiklik hükümleri kapsamında değerlendirilir. Senedin yalnız değiştirilmiş hâline bakılarak borçlunun mutlaka yeni bedelden sorumlu olduğu sonucuna varılması doğru değildir.

Vade üzerinde yapılan değişiklik de ciddi sonuçlar doğurabilir. Vade, kambiyo senedinin ne zaman ödeneceğini belirlediği gibi takip hakkının ne zaman kullanılabileceği ve zamanaşımı gibi başka hukuki meseleler üzerinde de etkili olabilir. Bu sebeple vadenin imzadan sonra değiştirilip değiştirilmediği tartışması yalnız senedin görünümüne ilişkin bir mesele değildir. Takibin zamanlamasını ve borçlunun sorumluluğunu doğrudan etkileyebilir.

Tahrifat iddiası ile imza inkârı da birbirinden ayrılmalıdır. Borçlu “Bu senetteki imza bana ait değildir” diyorsa uyuşmazlık imzaya itiraz niteliğindedir. “İmza benimdir ancak ben imzaladıktan sonra senedin bedeli veya vadesi değiştirildi” deniliyorsa farklı bir iddia ileri sürülmektedir. Borçlunun doğru olayı yanlış hukuki başlık altında ileri sürmesi, özellikle kambiyo takibindeki kısa süreler düşünüldüğünde hak kaybına yol açabilir.

İcra takibinde tahrifat şüphesi bulunduğunda senet aslının incelenmesi büyük önem taşır. Fotokopi veya taranmış görüntü; kalem farklılıkları, kazıntı, silinti, kimyasal müdahale, rakam veya yazı eklemeleri gibi hususların belirlenmesinde her zaman yeterli olmayabilir. Gerektiğinde belge üzerinde teknik ve bilirkişi incelemesi yapılması gündeme gelebilir. Senedin önceki hâlini gösteren fotokopiler, taraflar arasındaki sözleşmeler, ödeme kayıtları veya yazışmalar da değişikliğin ne zaman gerçekleştiğinin belirlenmesine katkı sağlayabilir.

Senet metninde bir değişiklik görülmesi hâlinde değişikliğin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı da önemlidir. Kambiyo senedi birden fazla kişiye ciro edilmiş olabilir. Değişiklikten önce senede imza atanlarla değişiklikten sonra imza atanların hukuki durumunun farklı olabilmesi, TTK m.748'in uygulamadaki önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle tahrifat iddiasının yalnız düzenleyen ile ilk lehtar arasındaki ilişki üzerinden değerlendirilmesi her zaman yeterli değildir.

Senette sonradan değişiklik yapılması ceza hukuku bakımından da ayrıca sonuç doğurabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 210. maddesi, emre veya hamile yazılı kambiyo senetleri üzerinde gerçekleştirilen sahteciliğin resmî belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılacağını düzenlemektedir. Ancak bir belgedeki her düzeltmenin suç oluşturduğunu söylemek mümkün değildir. Değişikliğin niteliği, kimin tarafından hangi amaçla yapıldığı ve belgenin hukuki özellikleri ceza soruşturması bakımından ayrıca değerlendirilir.

Savcılığa suç duyurusunda bulunulması ile icra takibine karşı başvuru yapılması ise birbirinin alternatifi değildir. Ceza soruşturmasının başlamış olması, kambiyo takibindeki sürelerin kendiliğinden işlemez hâle geldiği anlamına gelmez. Borçluya ödeme emri tebliğ edilmişse, icra hukuku bakımından ileri sürülebilecek itiraz ve şikâyetlerin niteliği ile süreleri ayrıca belirlenmelidir.

Özellikle “senet benim ama bu hâliyle değil” diyen bir borçlu açısından senet aslının gecikmeden incelenmesi gerekir. Borçlunun elinde senedin düzenlendiği tarihte çekilmiş bir görüntü veya fotokopi varsa bunun mevcut senetle karşılaştırılması önemli olabilir. Senedin hangi borç ilişkisi kapsamında düzenlendiğini gösteren sözleşmeler ve ödeme kayıtları da iddianın değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Senette tahrifat iddiası, senedin tamamını otomatik olarak hükümsüz hâle getiren tek tip bir savunma değildir. Değiştirilen bölümün ne olduğu, değişikliğin ne zaman yapıldığı ve ilgili kişinin senedi değişiklikten önce mi sonra mı imzaladığı belirlenmelidir. Kambiyo takibi başlamışsa bu inceleme, icra hukukundaki kısa başvuru süreleri içinde yapılmalıdır. Bir rakamın veya tarihin sonradan değiştirilmesi kimi zaman borç miktarını, kimi zaman takibin zamanını, kimi zaman ise senetten sorumlu kişilerin durumunu doğrudan değiştirebilir.