Nafaka Kararı İcraya Nasıl Konulur?
Nafaka kararlarının icrası, sıradan bir para alacağının tahsilinden bazı yönleriyle ayrılır. Bunun temel nedeni nafakanın çoğu zaman tek seferde ödenecek bir borç değil, belirli dönemlerde tekrar eden ve kişinin geçimine katkı sağlamayı amaçlayan bir edim olmasıdır. Mahkemenin aylık nafakaya hükmetmesi hâlinde borçlunun ödeme yapmaması, her ay yeni bir nafaka alacağının birikmesine yol açabilir.
Önce hangi nafaka türünün söz konusu olduğu belirlenmelidir. Boşanma veya ayrılık davası devam ederken hükmedilen tedbir nafakası, çocuk için hükmedilen iştirak nafakası ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakası farklı hukuki temellere dayanır. İcra dosyasında hangi kararın, hangi tarihten itibaren ve ne miktarda ödeme öngördüğü açık biçimde ortaya konulmalıdır.
Nafaka alacağının icraya konulması için borçlunun aylarca ödeme yapmamasını beklemek gerekmez. Vadesi geldiği hâlde ödenmeyen nafaka takibe konu edilebilir. Karar gelecekte her ay ödenecek nafakayı da düzenliyorsa takip hazırlanırken birikmiş alacak ile takip devam ederken vadeleri gelecek aylık nafakaların birbirinden ayrılması önem taşır.
Örneğin mahkeme 1 Mart tarihinden itibaren her ay 10.000 TL tedbir nafakasına hükmetmiş ve borçlu Mart, Nisan ve Mayıs aylarında hiç ödeme yapmamış olabilir. Takip başlatıldığında öncelikle vadesi geçmiş aylıkların toplamı hesaplanır. Daha sonraki aylarda doğacak nafaka alacakları ise karar yürürlükte kaldığı sürece dönemsel olarak muaccel hâle gelir.
Nafaka kararları bakımından kesinleşme meselesi özellikle önemlidir. Nafaka, niteliği gereği kişinin güncel geçimine yönelik olduğundan, nafakaya ilişkin hükümlerin icrası için kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesini beklemek gerekmez. Tedbir nafakası zaten dava devam ederken etkili olmak üzere verilen bir karardır. İştirak ve yoksulluk nafakası bakımından ise hükmün niteliği ve nafakanın hangi tarihten itibaren başlatıldığı dikkatle okunmalıdır.
Boşanma kararının içerisinde nafakayla birlikte başka hükümler de bulunabilir. Boşanmanın kendisi, velayet, maddi veya manevi tazminat, ziynet alacağı ve nafaka kalemlerinin aynı karar içerisinde yer alması, bunların icra bakımından her durumda aynı kurallara tabi olduğu anlamına gelmez. İcra takibine geçilirken her hüküm kaleminin niteliği ayrı değerlendirilmelidir.
Nafaka hesabında en sık karşılaşılan meselelerden biri artış hükmüdür. Mahkeme nafakanın her yıl TÜFE, ÜFE veya başka bir ölçüte göre artırılmasına karar vermiş olabilir. Böyle bir durumda yıllar sonra takip başlatılırken yalnız ilk karardaki rakam üzerinden hesap yapılması doğru olmaz. Hükümdeki artış şartının hangi tarihte ve hangi oranda uygulanacağı belirlenerek her dönem için ödenmesi gereken miktar ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Kısmi ödemeler de hesabı değiştirebilir. Borçlu bazı aylarda nafakanın tamamını, bazı aylarda yalnız bir kısmını ödemiş veya açıklama yazmadan banka havalesi yapmış olabilir. Takipten önce banka kayıtlarının incelenmesi, hangi ödemenin hangi aya mahsup edileceğinin belirlenmesi ve aynı tutarın ikinci kez istenmemesi gerekir.
Nafaka alacağının yalnız ana para kısmı değil, şartları varsa faiz de takipte gündeme gelebilir. Nafaka dönemsel bir borç olduğundan her aylık alacağın muaccel olduğu tarih aynı değildir. Bu özellik, özellikle birkaç yıllık birikmiş nafakanın tahsilinde faiz hesabının tek bir başlangıç tarihi üzerinden yapılmasını sorunlu hâle getirebilir.
Nafaka borcunun icra hukukunda özel önem taşıdığı noktalardan biri de ödememenin yaptırımıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğinin yerine getirilmemesi bakımından özel bir düzenleme içermektedir. Şartlarının gerçekleşmesi ve alacaklının şikâyeti hâlinde nafaka hükümlerine uymama nedeniyle tazyik hapsi gündeme gelebilir.
Ancak tazyik hapsi, nafaka borcunun yerine geçen bir yaptırım değildir. Borçlunun tazyik hapsiyle karşılaşması nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Amaç, nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaya yönelik cebri bir baskı oluşturmaktır. Ayrıca hangi nafaka alacakları bakımından ve hangi süre içerisinde şikâyet yoluna başvurulabileceği, icra ceza uygulamasının kendine özgü kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Birikmiş nafaka ile güncel olarak işlemeye devam eden nafakanın ayrılması burada da önem kazanır. Özellikle uzun süre önce muaccel olmuş nafaka alacaklarının tahsili ile güncel nafaka borcunun ödenmemesine bağlanan icra ceza sonuçları aynı şey değildir. “Nafaka borcu var” denilmesi tek başına tazyik hapsi şartlarının oluştuğunu göstermez.
Nafaka borçlusunun maaşlı çalışması hâlinde maaş haczi de önemli bir tahsil imkânıdır. Nafaka alacaklarının niteliği nedeniyle maaş haczinde genel alacaklardan farklı özellikler ortaya çıkabilir. İşlemekte olan nafakanın maaştan kesilmesi ile daha önce birikmiş nafaka borcunun tahsili bakımından yapılacak değerlendirme de aynı olmayabilir.
Nafaka yükümlülüğünün sonradan değiştirilmesi veya kaldırılması ise geçmiş dönem borçlarını otomatik olarak yok etmez. Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması yönünde yeni bir mahkeme kararı verilmişse, eski ve yeni kararların hangi tarihler arasında hüküm doğurduğu belirlenerek icra hesabı buna göre yapılmalıdır.
Bu nedenle nafaka dosyasında yalnız mahkeme kararında yazan aylık rakama bakmak çoğu zaman yeterli değildir. Nafakanın başlangıç tarihi, artış hükmü, daha önce yapılan ödemeler, her taksidin vadesi, yeni bir nafaka kararı bulunup bulunmadığı ve hangi dönemlerin tahsil edilmek istendiği birlikte hesaplanmalıdır. Doğru kurulmuş bir nafaka takibi, mahkeme hükmünün ay ay mali karşılığının çıkarılmasıyla başlar.