Birikmiş Nafaka Alacağı Nasıl Tahsil Edilir?
Nafakanın birkaç ay ödenmemesi hâlinde borcun miktarı çoğu zaman kolayca hesaplanabilir. Fakat ödeme yapılmayan dönem yıllara yayıldığında tablo değişir. Nafaka miktarının zaman içinde artırılmış olması, bazı aylarda kısmi ödeme yapılması, yeni bir mahkeme kararı verilmesi veya eski banka kayıtlarının eksik olması, birikmiş nafaka hesabını ciddi biçimde etkileyebilir. Bu yüzden geçmiş nafaka alacağını tahsil etmeye başlamadan önce yapılması gereken ilk iş, hangi ay için ne kadar nafaka doğduğunu ortaya çıkarmaktır.
Birikmiş nafaka, vadesi geçmiş fakat ödenmemiş nafaka taksitlerinden oluşur. Mahkeme örneğin her ayın belirli bir döneminde 8.000 TL nafaka ödenmesine karar vermiş ve borçlu altı ay boyunca ödeme yapmamışsa, her aylık nafaka kendi vadesinde muaccel olmuş ayrı bir dönemsel alacak niteliği taşır.
Uzun süreli hesaplarda ise yalnız aylık nafaka tutarını ödeme yapılmayan ay sayısıyla çarpmak çoğu zaman doğru sonucu vermez. Mahkeme kararında nafakanın her yıl belirli bir oranda artırılması öngörülmüş olabilir. TÜFE, ÜFE veya mahkemenin belirlediği başka bir artış ölçütü varsa, ilgili dönemlerde uygulanması gereken yeni nafaka miktarı ayrı ayrı bulunmalıdır.
Örneğin karar tarihinde aylık nafaka 5.000 TL olarak belirlenmiş ve her yıl hükümde gösterilen oranda artırılması kararlaştırılmışsa, dört yıl boyunca hiç ödeme yapılmayan bir dosyada 5.000 TL'nin kırk sekiz ayla çarpılması gerçek borcu göstermeyebilir. Her artış döneminde aylık tutarın yeniden hesaplanması ve sonraki ayların bu yeni miktar üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Geçmiş ödemelerin araştırılması da hesabın vazgeçilmez parçasıdır. Borçlu nafakayı düzenli ödememiş olsa bile bazı aylarda banka havalesi yapmış, elden para vermiş veya farklı miktarlarda kısmi ödemelerde bulunmuş olabilir. Özellikle banka açıklamasında “nafaka” yazmayan ödemelerin hangi borca ilişkin olduğunun sonradan tartışılması mümkündür.
Alacaklı açısından fazla talepte bulunmamak ne kadar önemliyse, borçlu açısından da daha önce yaptığı ödemeleri belgeleyebilmek o kadar önemlidir. Banka dekontları, hesap hareketleri ve ödeme açıklamaları bu nedenle yıllar sonra dahi icra dosyasının sonucunu değiştirebilir.
Birikmiş nafakada faiz hesabı da ayrı bir dikkat gerektirir. Nafaka tek seferde doğan bir alacak değil, dönemsel olarak muaccel olan bir borçtur. Bu nedenle geçmiş yıllara ait çok sayıda nafaka taksidinin faiz hesabında her bir taksidin hangi tarihte ödenmesi gerektiği dikkate alınır. Bütün birikmiş nafaka miktarına, ilk nafaka tarihinden itibaren tek kalemde faiz yürütülmesi her durumda doğru bir hesap oluşturmaz.
Nafaka kararının zaman içerisinde değiştirilmiş olması da sık karşılaşılan bir durumdur. Örneğin ilk kararda aylık 4.000 TL nafakaya hükmedilmiş, iki yıl sonra açılan artırım davası sonucunda nafaka 9.000 TL'ye çıkarılmış olabilir. Bu durumda bütün geçmiş dönemin 9.000 TL üzerinden hesaplanması mümkün değildir. Eski kararın ve yeni kararın hangi tarihler arasında hüküm doğurduğu tespit edilmelidir.
Aynı durum nafakanın azaltılması veya kaldırılması kararları bakımından da geçerlidir. Sonradan verilen kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğu belirlenmeden geçmiş nafaka hesabının yapılması, hem eksik hem de fazla takip riskini beraberinde getirir.
Birikmiş nafakanın tahsili için borçlunun malvarlığına yönelik cebri icra yollarından yararlanılabilir. Banka hesapları, ücret ve maaş alacakları, araçlar, taşınmazlar veya borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları şartları çerçevesinde haciz işlemlerine konu olabilir. Ancak nafaka alacağının özelliği nedeniyle özellikle işlemekte olan nafaka ile geçmişte birikmiş nafakanın bazı icra işlemleri bakımından birbirinden ayrılması gerekir.
Bu ayrım maaş haczinde belirginleşir. Güncel olarak işlemeye devam eden nafaka, kişinin geçimini sağlamaya yönelik niteliği nedeniyle özel bir korumaya sahiptir. Geçmiş dönemlerde ödenmeyerek birikmiş nafakanın maaştan tahsili değerlendirilirken ise alacağın birikmiş hâle gelmiş olması ve diğer hacizlerin bulunup bulunmadığı ayrıca önem kazanabilir.
Nafaka borcunun ödenmemesine bağlı tazyik hapsi ile birikmiş nafakanın cebri icra yoluyla tahsil edilmesi de aynı hukuki kurum değildir. İİK m.344 kapsamında nafaka hükümlerine uymama nedeniyle tazyik hapsi belirli şartlara ve şikâyet sürelerine bağlıdır. Yıllar önce ödenmemiş bütün nafaka taksitlerinin varlığı, bunların tamamı bakımından bugün tazyik hapsi uygulanabileceği anlamına gelmez.
Bu nokta özellikle önemlidir; çünkü nafaka alacaklısının geçmiş dönem alacağını icra yoluyla talep edebilmesi ile borçlunun nafaka yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle icra ceza mahkemesine şikâyet edilebilmesi farklı süreçlerdir. Birinde amaç alacağın malvarlığı üzerinden tahsilidir, diğerinde ise kanunun öngördüğü şartlar varsa nafaka hükmüne uyulmasını sağlamak üzere tazyik yaptırımının uygulanmasıdır.
Uzun yıllar boyunca takip edilmeyen nafaka alacaklarında zamanaşımı meselesi de ayrıca incelenmelidir. Nafakanın dönemsel niteliği nedeniyle her taksidin doğum tarihi önem taşır. “Mahkeme kararı var, dolayısıyla geçmişteki bütün nafakalar süresiz olarak istenebilir” düşüncesiyle hareket etmek güvenli değildir. Takibe konu edilecek dönemlerin güncel zamanaşımı hükümleri bakımından kontrol edilmesi gerekir.
Birikmiş nafaka dosyasında sağlıklı bir hesap aslında bir zaman çizelgesidir. Nafakanın başladığı tarih, her artış dönemi, yapılan her ödeme, nafaka miktarını değiştiren yeni kararlar ve ödenmeyen her taksit kronolojik olarak yan yana getirildiğinde gerçek alacak ortaya çıkar. İcra takibinde talep edilecek rakam da yalnız mahkeme kararındaki ilk nafaka miktarından değil, bu kronolojinin tamamından doğar.