Egemen Hukuk Bürosu
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanması

Çocuk Teslimi Kararları İcra Dairesinden mi Uygulanır?

Çocuk teslimi denildiğinde uzun yıllar akla icra dairesi geliyordu. Mahkeme kararına rağmen çocuğu teslim etmeyen veya diğer ebeveynin çocukla görüşmesine engel olan kişiye karşı kararın uygulanması için icra müdürlüğüne başvuruluyor, işlemler icra dosyası üzerinden yürütülüyordu. Ancak bu sistem köklü biçimde değiştirildi. Günümüzde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararları icra daireleri tarafından uygulanmamaktadır.

Değişiklik 7343 sayılı Kanun'la gerçekleştirildi. Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümler İcra ve İflas Kanunu'ndaki klasik cebri icra sisteminden çıkarılarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu içerisinde özel olarak düzenlendi. Yeni sistemin merkezinde borcun cebren yerine getirilmesinden çok, çocuğun üstün yararının korunması bulunuyor.

Çocuk Koruma Kanunu'nun 41/A maddesine göre aile mahkemeleri tarafından verilen çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararları, Adalet Bakanlığınca kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getiriliyor. Bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde ise görev, Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri tarafından yürütülüyor.

Dolayısıyla elinde çocuğun teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir mahkeme kararı bulunan kişinin bugün doğrudan icra dairesine giderek eski sistemdeki gibi çocuk teslimi için icra takibi başlatması gerekmiyor.

Yeni sistemin neden getirildiğini anlamak için eski uygulamanın niteliğine bakmak gerekir. Çocuk tesliminin klasik icra dosyasının konusu hâline gelmesi, çocuğun adeta teslim edilecek bir mal gibi cebri icra sürecinin içerisinde yer almasına yönelik ciddi eleştirilere neden oluyordu. Yeni düzenlemede ise işlemlerin mümkün olduğunca çocuk dostu ortamlarda ve uzman desteğiyle gerçekleştirilmesi amaçlandı.

Bu amaçla çocuk görüşme merkezleri oluşturuldu. Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler, uygun durumlarda bu amaçla belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştiriliyor. Süreçte psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların görev alabilmesi de eski icra sistemiyle yeni sistem arasındaki en belirgin farklılıklardan biridir.

Çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulması birbirine yakın görünse de aynı şey değildir. Çocuk teslimi, velayete ilişkin mahkeme kararı doğrultusunda çocuğun yükümlü kişiden alınarak hak sahibine verilmesini ifade eder. Çocukla kişisel ilişki kurulması ise velayet kendisinde olmayan anne veya babanın ya da mahkemece kişisel ilişki hakkı tanınmış başka bir kişinin çocukla belirlenen zamanlarda görüşmesini veya birlikte kalmasını sağlayan kararların uygulanmasıdır.

Örneğin boşanma sonrasında çocuğun velayeti anneye verilmiş fakat çocuk fiilen baba tarafından teslim edilmiyorsa, velayete ilişkin kararın uygulanması çocuk teslimi kapsamında değerlendirilebilir. Çocuk anne yanında bulunuyor ancak mahkemenin babayla iki haftada bir hafta sonu kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararına uyulmuyorsa bu kez çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin süreç gündeme gelir.

Her iki durumda da artık klasik anlamda haciz veya icra takibi mantığıyla hareket edilmez. Hak sahibi, mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla görevli müdürlüğe başvurur. Yetki bakımından çocuğun yerleşim yeri önem taşır.

Başvuru üzerine yükümlü kişiyle iletişim kurularak mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi istenir ve süreç mevzuatta öngörülen usule göre yürütülür. Buradaki temel yaklaşım, çocuğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın merkezine yerleştirmeden kararın uygulanmasını sağlamaktır.

Mahkeme kararının içeriği bu aşamada son derece önemlidir. Kişisel ilişkinin hangi gün ve saatlerde başlayıp biteceği, teslimin nerede yapılacağına ilişkin özel bir hüküm bulunup bulunmadığı ve sonradan verilmiş yeni bir tedbir veya velayet kararı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eski bir karara dayanılarak işlem yürütülürken daha sonra verilmiş yeni bir mahkeme kararının gözden kaçırılması uygulamada ciddi sorun yaratabilir.

Nitekim çocuk teslimi dosyasına esas alınan mahkeme kararında sonradan değişiklik meydana gelirse, yeni kararın görevli müdürlüğe bildirilmesi gerekir. Çünkü müdürlük taraflar arasındaki velayet veya kişisel ilişki uyuşmazlığını yeniden karara bağlayan bir mahkeme değildir; mevcut mahkeme kararının uygulanmasını sağlar.

Yeni sistemin önemli özelliklerinden biri de çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinin aileler üzerinde ayrıca bir icra masrafı yükü oluşturmaması yönündeki düzenlemedir. Eski sistemde çocuk tesliminin icra dosyası üzerinden yürütülmesi çeşitli harç ve giderlerle de ilişkilendiriliyordu. Yeni modelde çocuğun mahkeme kararına uygun şekilde ebeveyniyle ilişkisinin sağlanması, klasik bir alacak tahsil işlemi olmaktan çıkarılmıştır.

Karara uymayan kişinin hiçbir yaptırımla karşılaşmayacağı da düşünülmemelidir. Çocuk Koruma Kanunu, müdürlük tarafından verilen teslim emrine aykırı davranılması veya kararın uygulanmasının engellenmesi hâllerinde başvurulabilecek özel hukuki mekanizmalar öngörmektedir. Ancak bu yaptırımlar artık eski sistemdeki “çocuk teslimi için icra dosyası açılması” yöntemi üzerinden işletilmez.

Bu değişiklik yalnız görevli kurumu değiştiren teknik bir mevzuat değişikliği değildir. Çocuğun anne ve babası arasındaki hukuki uyuşmazlığın bir “icra konusu” gibi görülmesi anlayışından uzaklaşılmıştır. Mahkeme kararının yerine getirilmesi zorunluluğu devam ederken, uygulamanın çocuğun psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını mümkün olduğunca gözeten bir ortamda gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir.

Bu nedenle bugün elinde çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir karar bulunan kişinin eski uygulamaya dayanarak icra müdürlüğüne yönelmesi doğru değildir. Başvurunun Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne; bu müdürlüğün bulunmadığı yerlerde ise Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğüne yapılması gerekir. Çocuk teslimi artık klasik cebri icra dosyasının değil, çocuğun üstün yararını esas alan özel bir uygulama sisteminin konusudur.