Egemen Hukuk Bürosu
Vadesi gelmemiş para alacağı için ihtiyati haciz talebinin şartları

Vadesi Gelmemiş Alacak İçin İhtiyati Haciz İstenebilir mi?

Bir borcun ödeme tarihi henüz gelmemişse alacaklının kural olarak o borcun hemen ödenmesini istemesi mümkün değildir. Ancak vade tarihini beklemek bazı durumlarda alacağın tahsilini ciddi biçimde tehlikeye sokabilir. Borçlunun mallarını elden çıkarmaya başlaması, kaçmaya hazırlanması veya alacaklıdan malvarlığını gizlemeye yönelik davranışlarda bulunması hâlinde “vade henüz gelmedi” denilerek alacaklının tamamen korumasız bırakılması da hakkaniyetli değildir. İcra ve İflas Kanunu bu ihtimali özel olarak düzenlemiştir.

İhtiyati hacizde genel kural, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacağı için bu korumanın istenebilmesidir. Vadesi gelmemiş alacak ise istisnadır. İİK m.257'de sayılan özel şartlardan biri mevcut olmadıkça yalnız ileride doğacak ödeme gününü güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün değildir.

Kanunun kabul ettiği ilk hâl, borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmamasıdır. Burada her adres değişikliğinin veya borçlunun başka bir şehre taşınmasının otomatik olarak ihtiyati haciz sebebi oluşturduğu düşünülmemelidir. Önemli olan borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması nedeniyle ileride yapılacak takip ve tahsil işlemlerinin tehlikeye girebilecek olmasıdır.

İkinci ve uygulamada daha çok tartışılan hâl, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçması ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunmasıdır.

Örneğin altı ay sonra ödenmesi gereken yüksek miktarlı bir borcu bulunan kişinin, ödeme gücünü oluşturan taşınmazlarını kısa süre içerisinde yakınlarına devretmeye başlaması ve ticari faaliyetini tasfiye ederek ulaşılabilir malvarlığını ortadan kaldırmaya yönelmesi ihtiyati haciz talebi bakımından anlam taşıyabilir. Fakat yalnız borçlunun bir malını satmış olması, tek başına her olayda “mal kaçırma” sonucuna götürmez. İşlemlerin zamanı, tarafları, ekonomik gerekçesi ve borçlunun geride kalan malvarlığı birlikte değerlendirilir.

Vadesi gelmemiş alacakta ihtiyati haciz isteyen kişinin, yalnız alacağın varlığını değil, kanunun aradığı bu özel sebeplerden birinin gerçekleştiğini de mahkemeye gösterebilmesi gerekir. İhtiyati haciz yargılamasında tam bir esas davasındaki ispat düzeyi aranmasa da soyut endişe yeterli değildir. “Borçlunun ileride ödeme yapmayacağını düşünüyorum” şeklindeki bir varsayım yerine, talebin dayandığı olguların ve belgelerin ortaya konulması gerekir.

Sözleşmeler, banka hareketleri, devir işlemleri, ticaret sicili kayıtları, yazışmalar veya olayın özelliğine göre başka belgeler bu değerlendirmede önem kazanabilir. Mahkeme, sunulan delilleri alacağın niteliği ve ileri sürülen ihtiyati haciz sebebiyle birlikte inceler.

Burada çok önemli bir sonuç ortaya çıkar. İİK m.257 uyarınca vadesi gelmemiş bir borç hakkında ihtiyati haciz kararı verilirse borç yalnız borçlu bakımından muaccel hâle gelir. Başka bir ifadeyle kanun, alacaklıya bir yandan vadesinden önce borçlunun malvarlığını haczettirme imkânı tanırken diğer yandan hukuki ilişkinin ödeme zamanına da özel bir sonuç bağlamaktadır.

Ancak kanun bu sonucu sınırsız bırakmaz. Borçlu tarafından gösterilecek teminatın kabul edilmesi veya ihtiyati haczin kaldırılmasına yol açan diğer kanuni hâller, muacceliyet bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir. Vadesi gelmemiş alacakta ihtiyati haczin sonuçları bu yüzden yalnız “mala haciz konuldu” şeklinde okunamaz.

Alacağın rehinle güvence altında olup olmadığı da başlangıçta kontrol edilmelidir. İhtiyati haczin temel alanı rehinle temin edilmemiş para alacaklarıdır. Alacak yeterli bir rehinle güvence altındaysa, alacaklının aynı alacak için ihtiyati haciz istemesi genel kurala tabi değildir. Rehnin alacağın tamamını karşılayıp karşılamadığı gibi özel durumlar ise ayrıca incelenir.

İhtiyati haciz isteyen alacaklının teminat yükümlülüğü de vadenin gelmemiş olması nedeniyle ortadan kalkmaz. İİK m.259 çerçevesinde alacaklı, haksız ihtiyati haczin borçlu veya üçüncü kişilerde yaratabileceği zararların karşılığı olarak kural olarak teminat göstermek zorundadır. Alacağın bir ilama dayanması gibi kanunda düzenlenen istisnalar saklıdır.

Mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermesi de alacağın kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez. Kararın işlevi, esas uyuşmazlık çözümlenene kadar tahsil kabiliyetini korumaktır. İhtiyaten haczedilen malın doğrudan satılması ve bedelinin alacaklıya verilmesi şeklinde otomatik bir sonuç doğmaz. Alacaklının karar sonrasında kanunda öngörülen takip veya dava işlemlerini süresinde gerçekleştirmesi gerekir.

Vadesi gelmemiş alacaklarda ihtiyati haczin istisnai olmasının temelinde taraflar arasındaki denge vardır. Borçlu henüz ödeme günü gelmemiş bir borcu normal şartlarda erken ödemek zorunda değildir. Buna karşılık kendi davranışlarıyla gelecekteki tahsili ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa hukuk alacaklıya vade gününü çaresizce bekleme zorunluluğu yüklemez.

Bu sebeple değerlendirme iki ayrı soruya dayanır: Alacak gerçekten mevcut mu ve İİK m.257'nin vadesi gelmemiş alacaklar için aradığı özel tehlike hâllerinden biri gerçekleşmiş mi? Bu iki unsur birlikte ortaya konulmadıkça, yalnız borcun ileride ödenecek olması veya alacaklının tahsil konusunda endişe duyması ihtiyati haciz için yeterli değildir.