Egemen Hukuk Bürosu
Mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınması ve kararın icra dairesinde uygulanması

İhtiyati Haciz Kararı Nasıl Alınır?

İhtiyati haciz, alacaklının doğrudan icra dairesine giderek “borçlunun mallarına haciz koyun” demesiyle başlayan bir işlem değildir. Önce ihtiyati haciz şartlarının bulunduğunun mahkemeye gösterilmesi ve mahkemeden bu yönde karar alınması gerekir. Kararın alınması da tek başına yeterli olmaz; kararın süresinde icra ettirilmesi ve arkasından kanunun öngördüğü takip veya dava işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu nedenle ihtiyati haczi mahkeme başvurusu, karar, infaz ve tamamlayıcı işlemlerden oluşan bir süreç olarak görmek gerekir.

İlk mesele, alacağın ihtiyati hacze elverişli olup olmadığıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesindeki sistem esas olarak rehinle temin edilmemiş para alacaklarına yöneliktir. Vadesi gelmiş bir para alacağında genel şartlar ile vadesi gelmemiş bir alacakta aranan özel şartlar birbirinden farklıdır. Mahkemeye başvurmadan önce alacağın miktarı, vadesi ve varsa rehin güvencesi bu nedenle belirlenmelidir.

Başvurunun ikinci ayağı alacağın belgeleridir. Alacaklı ihtiyati haciz talebinde yalnız bir borç ilişkisinin bulunduğunu söylemekle yetinmemelidir. Senet, sözleşme, fatura, banka kaydı, teslim belgesi, cari hesap kayıtları, yazışmalar veya hukuki ilişkinin niteliğine uygun diğer deliller talebin dayanağını oluşturabilir.

İİK m.258 uyarınca alacaklı, alacağı ve gerektiğinde ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat verecek deliller göstermek zorundadır. Burada henüz esas davadaki bütün delillerin tüketilmesi ve uyuşmazlığın kesin biçimde çözülmesi amaçlanmaz. İhtiyati haciz geçici hukuki koruma olduğundan incelemenin niteliği de buna uygundur. Ancak bu durum, belgesiz veya yalnız varsayıma dayanan taleplerin kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Örneğin alacak bir sözleşmeden doğuyorsa yalnız sözleşmenin sunulması her zaman yeterli olmayabilir. Alacaklının kendi edimini yerine getirip getirmediği, borcun hangi tarihte doğduğu, ödeme vadesinin gelip gelmediği ve borçlu tarafından yapılmış kısmi ödemeler bulunup bulunmadığı da talebin değerlendirilmesini etkileyebilir.

İhtiyati haciz talebi mahkemeye yapılır. Görevli ve yetkili mahkeme belirlenirken alacağın dayandığı hukuki ilişki ile İcra ve İflas Kanunu'nun yetkiye ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilir. Ticari bir uyuşmazlık, tüketici işlemi veya başka bir özel hukuki ilişki bakımından görev meselesi aynı olmayabilir. Bu yüzden “ihtiyati hacze her zaman şu mahkeme bakar” şeklinde tek bir mahkeme adı vermek doğru değildir.

İhtiyati haciz talebi dava açılmadan önce ileri sürülebileceği gibi, alacağa ilişkin dava devam ederken de gündeme gelebilir. Başvurunun hangi aşamada yapıldığı, karar sonrasında hangi tamamlayıcı işlemlerin yapılması gerektiğini de etkiler.

Mahkeme ihtiyati haciz talebini değerlendirirken karşı tarafı mutlaka önceden dinlemek zorunda değildir. İİK m.258, mahkemeye iki tarafı dinleyip dinlememek konusunda takdir yetkisi tanır. İhtiyati haczin borçlunun malvarlığını koruma altına alma amacı düşünüldüğünde, bazı dosyalarda borçluya önceden haber verilmeden karar verilmesi tedbirin etkili olabilmesi açısından önem taşıyabilir. Borçlunun karara karşı kanuni başvuru imkânları ise ayrıca korunmuştur.

Mahkemenin talebi kabul etmesi hâlinde kararın içeriğinde alacağın miktarı, ihtiyati haczin dayanağı, haciz sebebi ve kanunun aradığı diğer hususlar yer alır. Alacaklı bakımından bundan sonraki kritik konu çoğu zaman teminattır.

İİK m.259'a göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı, haksız haciz nedeniyle borçlunun ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlardan sorumludur ve kural olarak teminat göstermek zorundadır. Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz. Alacak ilam niteliğindeki bir belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder. Diğer hâllerde teminatın miktarı ve şekli mahkeme kararında belirlenir.

Mahkeme kararının alınmasından sonra en kritik sürelerden biri başlar. İİK m.261 uyarınca alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın uygulanmasını istemek zorundadır. Bu süre geçirilirse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Dolayısıyla mahkemeden olumlu karar alınmış olması, alacaklıya kararı istediği zaman uygulatma imkânı vermez.

İcra dairesi kararın infazı aşamasında borçlunun banka hesapları, araçları, taşınmazları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları veya haczi mümkün diğer malvarlığı unsurları bakımından kanunun hacze ilişkin hükümlerini uygular. İhtiyati haciz bu aşamada fiilen borçlunun malvarlığı üzerinde görünür hâle gelir.

Fakat malların ihtiyaten haczedilmiş olması, alacaklının bunları hemen sattırarak parasını alabileceği anlamına gelmez. İhtiyati haciz henüz kesin haciz değildir. Alacağın takiple veya davayla hukuken ilerletilmesi ve ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesini sağlayacak aşamaya ulaşılması gerekir.

Burada ikinci önemli süre devreye girer. Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan önce ihtiyati haciz uygulanmışsa, İİK m.264 uyarınca alacaklı haczin uygulanmasından; haciz yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmak veya dava açmak zorundadır. Kanunun öngördüğü tamamlayıcı işlemlerin süresinde yapılmaması ihtiyati haczin düşmesine yol açabilir.

Bu iki süre birbirine karıştırılmamalıdır. On günlük süre, mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararının icra dairesinde infazının istenmesine ilişkindir. Yedi günlük süre ise belirli hâllerde ihtiyati haczi tamamlayan dava veya takip işlemiyle ilgilidir. Uygulamada ihtiyati haczin etkisini kaybetmesine yol açabilecek en ciddi hatalardan biri bu iki aşamanın birbirine karıştırılmasıdır.

İhtiyati haciz başvurusunun başarısı yalnız güçlü bir dilekçeye bağlı değildir. Alacağın niteliğinin doğru belirlenmesi, doğru mahkemeye başvurulması, alacağı ve haciz sebebini destekleyen belgelerin sunulması, teminatın yerine getirilmesi ve karar çıktıktan sonra 10 günlük infaz ile gerektiğinde 7 günlük tamamlayıcı işlem sürelerinin ayrı ayrı takip edilmesi gerekir. Mahkeme kararı ihtiyati haczin başlangıç noktasıdır; alacağı gerçekten koruyan şey ise kararın kanundaki süre ve usule uygun biçimde hayata geçirilmesidir.