Egemen Hukuk Bürosu
İhtiyati haciz talebinde alacaklının göstereceği teminat ve teminat istisnaları

İhtiyati Haciz İçin Teminat Gerekir mi?

Alacaklı ihtiyati haciz talep ettiğinde mahkeme, henüz uyuşmazlık kesin biçimde sonuçlanmadan borçlunun malvarlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilecek bir karar vermektedir. Banka hesabının bloke edilmesi, taşınmaza haciz şerhi konulması veya ticari faaliyette kullanılan malvarlığına haciz uygulanması borçlu açısından önemli sonuçlar yaratabilir. İhtiyati haciz talebinde alacaklıdan teminat istenmesinin temelinde de bu risk vardır.

İcra ve İflas Kanunu'nun 259. maddesi teminat konusunda açık bir sistem benimsemiştir. Buna göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı, haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü kişilerin ihtiyati haciz nedeniyle uğrayabilecekleri zararlara karşı teminat göstermek zorundadır. Kural teminat gösterilmesidir; teminatsız ihtiyati haciz ise kanunun öngördüğü hâllere bağlıdır.

Teminatın işlevi borcun ödenmesini güvence altına almak değildir. Borcun tahsilini güvence altına alan kurum zaten ihtiyati haczin kendisidir. Teminat ise ters yönde bir koruma sağlar: ihtiyati haczin daha sonra haksız olduğunun ortaya çıkması durumunda borçlu veya zarar gören üçüncü kişiler bakımından güvence oluşturur.

Örneğin bir şirketin banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulanması, şirketin ödemelerini yapmasını veya ticari faaliyetini sürdürmesini zorlaştırabilir. Daha sonra ihtiyati haczin haksız olduğu anlaşılırsa ortaya çıkan zararın tazmini gündeme gelebilir. Alacaklının başlangıçta gösterdiği teminat, böyle bir ihtimal için hukuki güvence niteliğindedir.

Bununla birlikte her ihtiyati haciz talebinde mutlaka teminat yatırılması gerektiğini söylemek de doğru değildir. Kanun, alacağın dayandığı belgenin gücüne göre önemli ayrımlar yapmıştır.

Alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz. Buradaki mantık açıktır. Alacak bir mahkeme hükmüyle tespit edilmişse, alacaklının henüz hiçbir yargısal tespit bulunmayan bir alacağa dayanmasına kıyasla hukuki durum daha güçlüdür. İİK m.259 bu sebeple ilama dayalı ihtiyati haciz taleplerinde alacaklıyı teminat göstermekten muaf tutmuştur.

Alacak ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa sistem farklıdır. Bu durumda teminatın gerekli olup olmadığı konusunda mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır. Dolayısıyla “ilam niteliğinde belge varsa hiçbir zaman teminat gerekmez” şeklindeki bir kabul doğru değildir. Mahkeme, belgenin ve olayın özelliklerini değerlendirerek teminat konusunda karar verir.

Bunların dışında kalan hâllerde ise alacaklının teminat göstermesi genel kuraldır. Sözleşme, fatura, adi yazılı belge, ticari kayıt veya benzeri delillere dayanılarak ihtiyati haciz talep edilmesi, tek başına teminat zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Uygulamada sık karşılaşılan sorulardan biri teminatın hangi oranda olacağıdır. İİK m.259 bütün ihtiyati haciz dosyaları için “alacağın yüzde şu kadarı” şeklinde sabit bir oran öngörmemektedir. Teminatın miktarı mahkeme tarafından belirlenir. Uygulamada alacak miktarının belirli bir yüzdesi üzerinden teminat tayin edildiği görülebilse de bu oranı kanuni ve değişmez bir yüzde olarak kabul etmek doğru olmaz.

Bu ayrım özellikle internet ortamında rastlanan “ihtiyati hacizde teminat yüzde 15'tir” veya “her zaman yüzde 20 teminat yatırılır” gibi ifadeler bakımından önemlidir. Belirli mahkemelerin uygulamasında veya belirli dosyalarda bu oranlara rastlanması mümkündür; fakat İİK m.259'da herkes için geçerli sabit bir teminat oranı bulunmamaktadır.

Mahkeme ihtiyati haciz talebini kabul edip teminat belirlemişse, kararın uygulanabilmesi bakımından bu teminatın yerine getirilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle alacaklının ihtiyati haciz kararı almış olması, mahkemenin öngördüğü teminat yükümlülüğünü görmezden gelerek doğrudan haciz işlemlerine geçebileceği anlamına gelmez.

Teminatın nakit olarak gösterilmesi mümkün olabileceği gibi, hukuken kabul edilebilir başka teminat biçimleri de gündeme gelebilir. Teminatın türü ve kabul edilme koşulları bakımından mahkeme kararı ile teminata ilişkin genel usul hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Teminat ile ihtiyati hacze konu alacak miktarı da birbirine karıştırılmamalıdır. Örneğin 1.000.000 TL'lik alacak için ihtiyati haciz isteyen kişinin mahkemece belirlenen teminatı yatırması, borçlunun 1.000.000 TL borcunun ödendiği veya bu miktarın mahkemeye yatırıldığı anlamına gelmez. Teminat yalnızca haksız ihtiyati haczin doğurabileceği zararlar bakımından güvence işlevi görür.

Borçlu açısından da başka bir teminat mekanizması söz konusu olabilir. İhtiyati haciz uygulanmış borçlu, kanundaki şartları sağlayarak uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir. Ancak bu, alacaklının İİK m.259 kapsamında ihtiyati haciz talep ederken gösterdiği teminattan farklı bir hukuki meseledir. Aynı kelimenin kullanılması iki teminatın amacı ve hukuki sonucunun aynı olduğu anlamına gelmez.

İhtiyati haczin daha sonra haksız olduğunun ortaya çıkması hâlinde alacaklının sorumluluğu da önem kazanır. Teminatın varlığı, alacaklının haksız ihtiyati haciz nedeniyle doğabilecek sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; zarar gören kişilerin olası tazminat talepleri bakımından bir güvence oluşturur.

İhtiyati haciz talep eden kişinin yalnız “teminat yatırmam gerekir mi?” sorusuna cevap araması bu nedenle yeterli değildir. Önce alacağın ilama mı, ilam niteliğinde belgeye mi, yoksa başka bir delile mi dayandığı belirlenmelidir. İlamsa teminat aranmaz; ilam niteliğinde belge varsa mahkemenin takdiri devreye girer; diğer hâllerde ise teminat genel kuraldır. Teminatın miktarı bakımından da kanunda herkese uygulanacak sabit bir yüzde bulunmadığı unutulmamalıdır.