Egemen Hukuk Bürosu
İhtiyati haciz kararına karşı itiraz yolu ve yedi günlük itiraz süresi

İhtiyati Hacze İtiraz Nasıl Yapılır?

Borçlu, bir sabah banka hesabının bloke edildiğini veya aracına ihtiyati haciz konulduğunu öğrendiğinde, kendisi dinlenmeden nasıl böyle bir karar verilebildiğini düşünebilir. İhtiyati haczin geçici hukuki koruma niteliği nedeniyle mahkemenin bazı durumlarda karşı tarafı önceden dinlemeden karar vermesi mümkündür. Buna karşılık kanun, borçluya ve belirli şartlarda menfaati ihlal edilen üçüncü kişilere karara sonradan itiraz etme hakkı tanımıştır.

İhtiyati hacze itiraz, icra takibindeki klasik borca itiraz ile aynı şey değildir. Ödeme emrine yapılan itiraz takibin kendisine yönelikken, İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesindeki itiraz mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararının belirli yönlerden yeniden incelenmesini amaçlar. Bu ayrım, başvurulacak merci ve ileri sürülebilecek sebepler bakımından önemlidir.

Borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına karşı ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir. Kanunun saydığı bu itiraz sebepleri, ihtiyati haciz kararına karşı başvurunun sınırlarını oluşturur.

Örneğin vadesi gelmemiş bir alacak için ihtiyati haciz kararı verilmişse borçlu, İİK m.257'de vadesi gelmemiş alacaklar bakımından aranan özel şartların bulunmadığını ileri sürebilir. Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunduğu, mal kaçırmadığı veya taahhütlerinden kurtulmak amacıyla hileli işlemlerde bulunmadığı yönündeki deliller bu çerçevede önem taşıyabilir.

İtirazın başka bir konusu mahkemenin yetkisi olabilir. İhtiyati haciz kararının yetkisiz mahkemeden alındığı düşünülüyorsa bu husus İİK m.265 kapsamında ileri sürülebilir. Aynı şekilde mahkemenin alacaklıdan hiç teminat almaması, alınan teminatın hukuken yetersiz olduğu iddiası veya teminatla ilgili başka bir hukuka aykırılık da itirazın konusunu oluşturabilir.

Burada süre son derece önemlidir. Borçlu, ihtiyati haciz uygulanırken hazır bulunmuşsa haczin uygulandığı tarihten itibaren yedi gün içinde itiraz etmelidir. Haciz borçlunun yokluğunda uygulanmışsa yedi günlük süre, haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

Bu nedenle ihtiyati haczin öğrenildiği tarih ile kanuni itiraz süresinin başlangıç tarihi her dosyada aynı olmayabilir. Dosyada haczin ne zaman uygulandığı, borçlunun işlem sırasında hazır bulunup bulunmadığı ve haciz tutanağının hangi tarihte tebliğ edildiği ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

İtiraz, kural olarak ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye yapılır. Ancak ihtiyati haciz kararı dava açılmadan önce verilmiş ve esas hakkında dava açılmışsa, itirazın incelenmesi davaya bakan mahkemeye ait olur. Böylece geçici hukuki korumaya ilişkin tartışma ile esas uyuşmazlığın aynı mahkeme önünde değerlendirilmesi mümkün hâle gelir.

Kanun yalnız borçluya değil, menfaati ihlal edilen üçüncü kişilere de belirli ölçüde itiraz hakkı tanır. Üçüncü kişiler, ihtiyati haciz kararının dayandığı sebeplere veya mahkemenin yetkisine değil; kendi menfaatlerini ilgilendirdiği ölçüde haczin uygulanma biçimine ve teminata ilişkin itirazlarını ileri sürebilirler. Bu ayrım, borçlu ile üçüncü kişinin başvuru alanının aynı olmadığını gösterir.

Mahkeme itiraz üzerine tarafları davet ederek inceleme yapar. İlgililerin gelmemesi hâlinde dosya üzerinden karar verilebilmesi mümkündür. Mahkeme itirazı kabul ederse ihtiyati haciz kararını değiştirebilir veya kaldırabilir; reddederse ihtiyati haciz varlığını sürdürür.

İhtiyati hacze itiraz edilmesi, haczi kendiliğinden durdurmaz. Borçlu itiraz dilekçesini verdiği anda banka hesabındaki blokenin otomatik olarak kalkacağını veya taşınmaz üzerindeki ihtiyati haciz kaydının silineceğini varsaymamalıdır. Kanun, ihtiyati haciz kararına karşı başvurunun tedbirin etkisini otomatik biçimde ortadan kaldırması sonucunu benimsememiştir.

İtiraz hakkında verilen karara karşı kanun yolu da mümkündür. İİK m.265 kapsamında itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak kanun yoluna başvurulması da ihtiyati haciz kararının icrasını kendiliğinden durdurmaz.

İhtiyati hacze karşı çıkmanın tek yolu İİK m.265 kapsamındaki itiraz da değildir. Borçlu, kanunun öngördüğü şartlarda teminat göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir. Bunun yanında alacağın kendisine, takibe veya davaya ilişkin savunmaların hangi usulle ileri sürüleceği ayrı bir meseledir. Örneğin “borcum yok” savunması ile “ihtiyati haciz için kanuni şartlar oluşmamıştır” savunması hukuken aynı başvuru değildir.

Bir başka ayrım da haczedilen malın borçluya değil üçüncü kişiye ait olduğunun ileri sürülmesinde ortaya çıkar. Böyle bir uyuşmazlık yalnız ihtiyati haciz kararının şartlarından ibaret olmayabilir; mal üzerindeki mülkiyet veya istihkak iddiası bakımından icra hukukunun başka hükümlerinin uygulanması gerekebilir.

İhtiyati hacze karşı etkili bir başvuruda asıl mesele uzun bir dilekçe hazırlamak değil, hangi karara, hangi sebeple ve hangi süre içinde karşı çıkıldığını doğru belirlemektir. Borçlunun haciz sırasında hazır olup olmadığı, haciz tutanağının tebliğ tarihi, alacağın vadesi, ihtiyati haczin hangi gerekçeyle verildiği ve teminatın durumu birlikte incelendiğinde kullanılacak hukuki yol da daha açık hâle gelir.