Egemen Hukuk Bürosu
İhtiyati haciz kararının itiraz, teminat veya kanuni sürelerin geçirilmesi nedeniyle kaldırılması

İhtiyati Haciz Kararı Nasıl Kaldırılır?

İhtiyati haciz uygulanan kişinin ilk hedefi çoğu zaman banka hesabındaki blokenin, araç üzerindeki haciz kaydının veya taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasıdır. Ancak ihtiyati haczin sona ermesini sağlayabilecek tek bir hukuki yol yoktur. Haczin neden kaldırılmak istendiğine göre başvurunun hukuki temeli de değişir. Kararın şartlarının bulunmadığını ileri sürmek ile alacağı güvence altına alan başka bir teminat göstererek mal üzerindeki haczi kaldırmak aynı işlem değildir.

İlk ihtimal, ihtiyati haciz kararına itiraz edilmesidir. Borçlu dinlenmeden verilen bir ihtiyati haciz kararında İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesinde belirtilen sebepler mevcutsa karara itiraz edilebilir. İhtiyati haczin dayandığı sebeplerin bulunmadığı, karar veren mahkemenin yetkisiz olduğu veya teminat yönünden hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülebilir.

Örneğin vadesi gelmemiş bir alacak için borçlunun mallarını kaçırdığı gerekçesiyle ihtiyati haciz kararı verilmiş, fakat borçlunun ekonomik faaliyetini olağan biçimde sürdürdüğünü ve kanunun aradığı özel şartların oluşmadığını gösteren belgeler mevcut olabilir. Mahkeme itirazı haklı görürse ihtiyati haciz kararını kaldırabilir veya değiştirebilir.

Fakat borçlunun amacı her zaman kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürmek değildir. Bazen borçlu, ihtiyati haciz kararının varlığını tartışmadan yalnız belirli malları üzerindeki haczin kaldırılmasını ister. Ticari faaliyetin devamı için banka hesabının kullanılması, üretimdeki bir aracın serbest bırakılması veya taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılması gerekebilir.

Bu noktada teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılması gündeme gelir. İİK m.266'ya göre borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin, esham yahut tahvil veya taşınmaz rehni ya da muteber bir banka kefaleti göstermek suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir. Gösterilecek teminat, haczedilen malların yerine geçerek alacaklının güvence ihtiyacını korur.

Bu mekanizmanın mantığı önemlidir. Borçlu “ihtiyati haciz haksızdır” demek zorunda değildir. Yeterli güvence sağlayarak belirli malvarlığı üzerindeki haczin kaldırılmasını sağlayabilir. Böylece alacaklı güvence kaybetmezken borçlu da ekonomik faaliyetinde ihtiyaç duyduğu mal veya hakları yeniden serbestçe kullanabilir.

Teminatın kapsamı yalnız asıl alacak üzerinden düşünülmez. İİK m.266 uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması için gösterilecek güvence bakımından alacak, faiz ve giderler dikkate alınır. Hangi teminatın yeterli olduğu ve hangi merci tarafından değerlendirileceği ise dosyanın bulunduğu aşamaya göre belirlenir.

Kanun bu konuda dava öncesi ve dava sonrası dönem arasında da ayrım yapmaktadır. Esas hakkında dava açılmadan önce teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılması icra mahkemesinden istenebilir. Dava açıldıktan sonra ise kaldırma talebi davaya bakan mahkemeye yöneltilir. Bu nedenle yalnız “haczi hangi mahkeme koydu?” sorusuyla hareket etmek her aşamada doğru merciye ulaştırmayabilir.

İhtiyati haczin kalkmasının başka bir nedeni alacaklının kanuni süreleri kaçırmasıdır. Mahkemeden ihtiyati haciz kararı alınmış ancak karar, verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra ettirilmek üzere yetkili icra dairesine götürülmemişse İİK m.261 gereğince karar kendiliğinden kalkar.

Benzer şekilde dava veya takip başlamadan önce ihtiyati haciz uygulanmışsa, alacaklının İİK m.264'te düzenlenen tamamlayıcı işlemleri süresinde yerine getirmesi gerekir. Kanunda öngörülen yedi günlük süre içerisinde gerekli takip veya dava işlemlerinin yapılmaması da ihtiyati haczin düşmesi sonucunu doğurabilir.

Bu iki durumda borçlunun ileri sürdüğü husus, kararın başlangıçta mutlaka haksız olduğu değildir. İhtiyati haciz ilk verildiği anda hukuka uygun olsa bile alacaklının daha sonra kanunun yüklediği işlemleri süresinde yapmaması nedeniyle koruma ortadan kalkabilir.

Borç tamamen ödenmişse veya alacaklı ihtiyati haczin devamından vazgeçmişse de haczin dosyadan ve ilgili sicillerden kaldırılması için gerekli icra işlemlerinin yapılması gerekir. Borcun sona ermiş olması ile banka, trafik veya tapu kayıtlarındaki haciz kaydının fiilen terkin edilmiş olması her zaman aynı anda gerçekleşmez. Haczin hangi kurumda uygulandığına göre kaldırma yazılarının gönderilmesi gerekebilir.

İhtiyati haczin kaldırılması ile kesin hacze dönüşmesi de birbirinin karşıtı gibi değerlendirilmemelidir. Alacaklı takip veya dava sürecini usulüne uygun biçimde ilerletir ve gerekli şartlar oluşursa ihtiyati haciz kesin hacze dönüşebilir. Bu aşamaya gelmiş bir dosyada artık yalnız ihtiyati hacze özgü kaldırma hükümlerine bakmak yeterli olmayabilir.

Ayrıca ihtiyati haczin kaldırılması borcun bulunmadığı anlamına gelmez. Borçlu teminat göstererek haczi kaldırmış olabilir; bu durumda alacağa ilişkin dava veya takip devam eder. Tersine, ihtiyati haczin devam ediyor olması da alacağın kesin olarak var olduğunun kanıtı değildir. Geçici hukuki koruma ile esas uyuşmazlığın sonucu birbirinden ayrıdır.

Banka hesabı, araç veya taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılması isteniyorsa önce haczin hangi hukuki nedenle sona erdirilmek istendiği belirlenmelidir. Kararın şartları yoksa itiraz; mal üzerindeki kısıtlamanın başka bir güvenceyle değiştirilmesi amaçlanıyorsa teminat; alacaklı kanuni süreleri kaçırmışsa haczin kendiliğinden kalktığının tespiti ve buna uygun icra işlemleri gündeme gelir. Doğru kaldırma yolu, ihtiyati haczin hangi aşamada bulunduğuna göre seçilir.