İhtiyati Hacizden Sonra İcra Takibi Başlatmak Gerekir mi?
İhtiyati haciz kararı alıp borçlunun banka hesabına, aracına veya taşınmazına haciz koydurmak alacağın tahsil edildiği anlamına gelmez. İhtiyati haciz, alacaklıya zaman kazandıran ve borçlunun malvarlığını geçici olarak koruma altına alan bir hukuki güvencedir. Bu güvencenin devam edebilmesi için alacaklının asıl alacağını takip veya dava yoluyla ileri sürmesi gerekir.
Burada önemli olan, ihtiyati haczin hangi aşamada alındığıdır. İhtiyati haciz henüz dava açılmadan veya icra takibi başlatılmadan önce uygulanmışsa, İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesi alacaklıya kısa bir süre içerisinde asıl hukuki süreci başlatma yükümlülüğü getirir.
Alacaklı, ihtiyati haczin uygulanmasından itibaren; haciz kendi yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmak veya dava açmak zorundadır. Hangi yolun kullanılacağı, alacağın niteliğine ve eldeki belgelere göre değişebilir.
Örneğin alacaklının elinde vadesi gelmiş adi yazılı bir borç belgesi varsa genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılması düşünülebilir. Alacak kambiyo senedine dayanıyorsa şartları mevcut olduğu ölçüde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu kullanılabilir. Alacağın doğrudan dava yoluyla hüküm altına alınması gerekiyorsa bu defa yedi günlük süre içerisinde dava açılması gündeme gelir.
Bu düzenlemenin sebebi ihtiyati haczin kendi başına süresiz bir baskı aracına dönüşmesini önlemektir. Alacaklıya, alacağını esas yönünden takip etmeden borçlunun mallarını belirsiz süre boyunca ihtiyaten hacizli tutma imkânı verilmemiştir. Geçici korumayı elde eden kişinin asıl uyuşmazlığı da gecikmeden hukuki sürece taşıması beklenir.
Yedi günlük süre özellikle dikkatle hesaplanmalıdır. İhtiyati haciz alacaklının hazır bulunduğu bir işlemle uygulanmışsa süre haczin uygulanmasından başlar. Alacaklı haciz sırasında hazır değilse başlangıç noktası haciz tutanağının kendisine tebliğidir. Dosyada yalnız ihtiyati haciz kararının tarihine bakılarak bu sürenin hesaplanması doğru değildir.
Burada önceki aşamadaki on günlük süreyle yedi günlük süreyi birbirinden ayırmak gerekir. Mahkemeden alınan ihtiyati haciz kararının icrasını istemek için İİK m.261'de karar tarihinden itibaren on günlük süre öngörülmüştür. Karar uygulanıp haciz gerçekleştirildikten sonra ise İİK m.264 kapsamındaki tamamlayıcı işlem süresi gündeme gelir. Biri kararın uygulanmasını, diğeri geçici korumanın asıl takip veya dava ile devam ettirilmesini sağlar.
Alacaklı yedi günlük süre içinde icra takibi başlatırsa süreç bununla da her zaman tamamlanmış olmaz. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi hâlinde alacaklının ihtiyati haczin devamını sağlayabilmesi için kanunun öngördüğü süre içerisinde itirazın kaldırılması veya iptali için gerekli yola başvurması gerekir. İİK m.264, takipte ortaya çıkabilecek bu sonraki aşamalar için de ayrıca süreler öngörmektedir.
Benzer durum dava açılması hâlinde de vardır. Alacaklı yalnız davayı açmakla ihtiyati haczi sınırsız süre korumuş olmaz. Dava sonunda lehine ilam elde edildiğinde, kanunda öngörülen takip işlemlerini zamanında yerine getirmesi gerekir. İhtiyati haczin geçici niteliği, alacaklıdan süreci aktif biçimde takip etmesini gerektirir.
Peki yedi günlük süre geçirilirse ne olur? İİK m.264'te öngörülen tamamlayıcı işlemlerin süresinde yapılmaması hâlinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır. Böylece daha önce banka hesabına, araca veya taşınmaza uygulanmış olan geçici korumanın hukuki dayanağı ortadan kalkar.
Bu sonuç alacağın kendisini sona erdirmez. Alacaklı, zamanaşımı ve diğer maddi hukuk şartları elverdiği ölçüde daha sonra dava açabilir veya takip yapabilir. Kaybedilen, alacağın kendisi değil; daha önce elde edilmiş ihtiyati haczin sağladığı korumadır. Şartları yeniden mevcutsa yeni bir ihtiyati haciz talebinin mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilebilir.
İhtiyati haciz, devam eden bir dava sırasında alınmışsa tablo farklıdır. Esas hakkında dava zaten açılmış olduğundan yeniden aynı alacak için dava açılması beklenmez. Aynı şekilde ihtiyati haciz devam eden bir icra takibi sırasında alınmışsa yeni bir takip başlatılması söz konusu olmayabilir. İİK m.264'teki sistem değerlendirilirken ihtiyati haczin takipten veya davadan önce mi, sonra mı alındığı mutlaka belirlenmelidir.
İhtiyati hacizden sonra icra takibi başlatılıp başlatılmayacağı bu yüzden yalnız “haciz konuldu mu?” sorusuyla cevaplanamaz. Önce alacağın hangi belgeye dayandığı, daha önce bir dava veya takip bulunup bulunmadığı ve ihtiyati haczin hangi tarihte uygulandığı tespit edilmelidir.
İhtiyati haciz alacaklıya borçlunun malvarlığı üzerinde önemli bir güvence sağlar; fakat bu güvence asıl alacağın yerine geçmez. Takip veya dava başlamadan elde edilen ihtiyati hacizde, kanunun öngördüğü yedi günlük süre alacaklının geçici korumadan esas tahsil sürecine geçmesi gereken kritik eşiktir. Haczi koruyabilmenin yolu, ihtiyati haciz kararını dosyada bekletmek değil, alacağı zamanında takip veya dava konusu yapmaktır.