Egemen Hukuk Bürosu
İcra yoluyla tahliye sırasında kiracıya ait eşyaların taşınmazdan çıkarılması ve muhafazası

İcra Yoluyla Tahliye Sırasında Evdeki Eşyalar Ne Olur?

İcra yoluyla tahliye denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnız kapının açılması ve kiralananın ev sahibine teslim edilmesi gelir. Oysa tahliye günü taşınmazın içinde koltuklardan beyaz eşyalara, kişisel belgelerden ticari mallara kadar çok sayıda eşya bulunabilir. Kiracının tahliye sırasında hazır olmaması hâlinde ise bu eşyaların ne yapılacağı başlı başına bir icra işlemi hâline gelir.

Tahliye kararının veya kesinleşmiş tahliye sürecinin uygulanması, ev sahibine içerideki eşyalar üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkı vermez. Eşyaların kiralananda kalmış olması, bunların mülkiyetinin kiraya verene geçtiği anlamına gelmez. Ev sahibi eşyaları kendi kararıyla çöpe atamaz, satamaz veya kullanmaya başlayamaz.

Kiracı tahliye sırasında hazırsa en basit ihtimal, kendisine ait eşyaları teslim alarak taşınmazdan çıkarmasıdır. Böylece taşınmaz boş olarak kiraya verene teslim edilebilir. Kiracının eşyaları götürmeyi reddetmesi veya tahliye mahallinde hiç bulunmaması hâlinde ise icra müdürlüğü eşyaların durumu hakkında işlem yapmak zorunda kalabilir.

Bu aşamada icra memurunun düzenlediği tahliye tutanağı önemlidir. Taşınmazın hangi durumda bulunduğu, içerisinde eşya olup olmadığı, tahliye sırasında kimlerin hazır bulunduğu ve eşyalar hakkında hangi işlemlerin yapıldığı tutanağa geçirilmelidir. Sonradan “Evde şu eşyam vardı, kayboldu” veya “Bu mallar bana teslim edilmedi” şeklinde bir uyuşmazlık çıktığında tahliye anındaki kayıtlar önem kazanır.

Taşınmazın içinde kalan eşyaların türü de uygulamayı etkileyebilir. Birkaç kişisel eşya ile tamamen dolu bir konut aynı koşullarda boşaltılamayacağı gibi, işyerindeki ticari mallar, makineler veya yüksek değerli ekipmanlar da farklı bir organizasyon gerektirebilir. Nakliye aracı, işçi, çilingir veya uygun bir muhafaza alanına ihtiyaç duyulabilir.

Eşyaların taşınmazdan çıkarılması gerektiğinde bunların gelişigüzel biçimde sokağa bırakılması hukuken güvenli bir yöntem değildir. Eşyaların niteliğine göre teslim veya muhafaza işlemleri yürütülür. Kiracının eşyaları teslim almadığı hâllerde bunların uygun bir yerde korunması ve daha sonra hak sahibine teslim edilebilmesi için gerekli işlemlerin yapılması gerekebilir.

Tahliye sırasında ortaya çıkan nakliye, hamaliye, çilingir ve muhafaza giderleri de sürecin pratik tarafıdır. İcra işleminin yapılabilmesi için gerekli masraflar çoğu zaman başlangıçta takip alacaklısı tarafından dosyaya yatırılır. Bu giderlerin nihai olarak kime yükletileceği ise takibin ve yapılan işlemlerin hukuki niteliğine göre değerlendirilir.

Ev sahibinin “Kiracının bana borcu var, o hâlde içerideki eşyaları borca karşılık alırım” demesi de tahliye işlemi bakımından doğru bir yaklaşım değildir. Tahliye ile haciz aynı işlem değildir. Kiracının kira borcu bulunması, kiraya verene eşyaları doğrudan sahiplenme veya satma yetkisi vermez. Bir malın borcun tahsili amacıyla haczedilmesi ve paraya çevrilmesi, icra hukukunun ayrı kurallarına tabidir.

Kiraya verenin Türk Borçlar Kanunu'ndan kaynaklanan hapis hakkı bulunabilecek durumlar da tahliye sırasında eşyaların otomatik olarak kiraya verene ait olduğu anlamına gelmez. Hapis hakkının kapsamı, hangi mallar üzerinde kullanılabileceği ve bunun icra yoluyla nasıl korunacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında eşyanın niteliği ile üçüncü kişilere ait olup olmadığı da önem taşıyabilir.

Evde bulunan her eşyanın kiracıya ait olduğu da varsayılamaz. Tahliye sırasında üçüncü bir kişi belirli malların kendisine ait olduğunu ileri sürebilir. Böyle bir durumda mülkiyet iddiası, tahliye işlemi ile eşya üzerindeki hak uyuşmazlığını birbirinden ayırmayı gerektirir. Başkasına ait olduğu anlaşılan veya bu yönde ciddi iddia bulunan mallar hakkında ayrıca icra hukuku hükümleri gündeme gelebilir.

Kiracı açısından değerli belgeler, ilaçlar, kimlikler, elektronik cihazlar veya kişisel nitelikteki eşyaların tahliye gününe bırakılmaması en güvenli yoldur. Tahliye tarihinin bilinmesine rağmen taşınmazın tamamen dolu bırakılması hem masrafları artırabilir hem de eşyaların taşınması ve muhafazası sırasında yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.

İşyeri tahliyelerinde sorun daha da büyüyebilir. Stok malları, makineler, bilgisayarlar, müşteri evrakları veya ticari kayıtların bulunduğu bir işyerinin boşaltılması yalnız birkaç ev eşyasının taşınmasından farklıdır. Eşyaların sayımı, nakli ve muhafazası sırasında düzenlenen tutanakların ayrıntılı olması hem borçlu hem alacaklı açısından önem taşır.

Tahliye işleminin amacı kiralananı hukuken ve fiilen kiraya verene teslim etmektir; içeride kalan eşyaları sahipsiz hâle getirmek değildir. Kiracının tahliye sırasında bulunmaması eşyalar üzerindeki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmadığı gibi, kiraya verenin de bu mallar üzerinde dilediği gibi tasarruf etmesine izin vermez. İcra müdürlüğünün tutanağı, eşyaların teslim veya muhafaza biçimi ve yapılan masrafların kayıt altına alınması, tahliye sonrasında doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesinde tahliye kararının kendisi kadar önemli olabilir.