İpoteğin Paraya Çevrilmesi Takibine İtiraz Edilebilir mi?
İpotekli bir taşınmaz nedeniyle icra takibi başlatıldığında borçlunun “itiraz edebilir miyim?” sorusuna yalnız evet veya hayır şeklinde cevap vermek doğru değildir. Çünkü ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ilamlı veya ilamsız olarak yürütülebilir ve borçlunun kullanabileceği hukuki yollar bu ayrımla birlikte değişir.
Borçlu açısından ilk yapılması gereken, kendisine tebliğ edilen belgenin niteliğini belirlemektir. Evrak bir ödeme emri ise ilamsız ipotek takibi; icra emri ise ilamlı ipotek takibi söz konusu olabilir. Belgenin türü, başvurunun nereye yapılacağını ve takip üzerindeki etkisini doğrudan belirler.
İpoteğin paraya çevrilmesinin ilamsız yolunda İcra ve İflas Kanunu'nun 149/b ve devamındaki hükümler uygulanır. Ödeme emrini alan borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği, talep edilen miktarın yanlış olduğu veya faiz hesabının hatalı bulunduğu gibi itirazlar bu aşamada gündeme gelebilir.
İpotek hakkının kendisine ilişkin itiraz ise borca itirazdan farklıdır. İİK m.150'deki özel düzenleme uyarınca borçlu, ipotek hakkına itiraz edemez. Ancak tapu sicilindeki ipotek kaydı terkin edilmişse bu durum ileri sürülebilir. Bu ayrım önemlidir: borçlu takipte istenen alacağa itiraz edebilirken tapuda mevcut ipotek hakkını aynı usulle tartışmaya açamaz.
Borçlu yalnız borcun bir kısmına itiraz ediyorsa, itiraz ettiği miktarı açıkça göstermelidir. “Borcun bir kısmına itiraz ediyorum” şeklindeki belirsiz bir açıklama, kısmi itiraz bakımından beklenen sonucu doğurmayabilir. Özellikle uzun süreli kredi ilişkilerinde ana para, yapılan ödemeler, akdi faiz ve temerrüt faizi ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Süresinde yapılan borca itiraz, ilamsız ipotek takibinin ilerlemesini etkiler. Alacaklının satış aşamasına geçebilmesi için itirazın hukuki sonuçlarını ortadan kaldıracak yolu kullanması gerekebilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre itirazın kaldırılması veya genel mahkemede alacağın tespitine yönelik yargılama gündeme gelebilir.
İlamlı ipotek takibinde ise tablo değişir. İpotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını içermesi ve İİK m.149'daki koşulların bulunması hâlinde borçluya icra emri gönderilebilir. Bu takipte genel ilamsız icradaki gibi yedi günlük sıradan bir borca itiraz dilekçesi verilerek takibin durdurulması sistemi uygulanmaz.
Bu, borçlunun ilamlı ipotek takibinde hiçbir savunma hakkı olmadığı anlamına gelmez. Ödeme, borcun ertelenmesi veya zamanaşımı gibi takip hukukunda önem taşıyan iddialar, şartları mevcutsa ilamlı icraya ilişkin hükümler kapsamında ileri sürülebilir. İcra müdürlüğünün takip hukukuna aykırı işlemlerine karşı da şikâyet yolu gündeme gelebilir.
Örneğin borçlu takipten önce borcun önemli bir bölümünü ödemiş, buna rağmen alacaklı ilk borç miktarı üzerinden takip başlatmış olabilir. İpotek mevcut olsa bile daha önce yapılmış ödemenin yok sayılması mümkün değildir. Burada tartışılan ipoteğin varlığı değil, ipotekle güvence altına alınan güncel borcun miktarıdır.
Benzer şekilde takipte istenen faiz de ayrıca incelenebilir. İpotek belgesinin belirli bir limiti bulunması, o limite kadar ileri sürülen her faiz ve masraf kaleminin kendiliğinden doğru olduğu anlamına gelmez. Borcun kaynağı olan sözleşme, temerrüt tarihi, uygulanabilecek faiz rejimi ve ipoteğin teminat kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Taşınmazın sahibi ile asıl borçlu farklı kişilerse itiraz ve savunma konusu daha da dikkatli ele alınmalıdır. Üçüncü kişi kendi taşınmazını başka bir kişinin borcu için ipotek etmiş olabilir. Böyle bir durumda taşınmaz malikinin ayni sorumluluğu ile asıl borçlunun şahsi borcu aynı kavram değildir. Takipte her iki kişinin hukuki konumuna uygun işlem yapılması gerekir.
Takipte usulsüz tebligat bulunduğu düşünülüyorsa bunun da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. İtiraz süresinin başlangıcı tebliğle bağlantılı olduğundan, ödeme emrinin hukuken geçerli biçimde tebliğ edilip edilmediği bazen dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Usulsüz tebligata ilişkin başvuru ile borcun esasına yönelik itirazın birbirine karıştırılmaması gerekir.
Borçlunun en riskli yaklaşımı, taşınmazın ipotekli olduğunu bildiği için icra evrakına karşı yapılabilecek hiçbir şey bulunmadığını düşünmesidir. İpotek hakkının varlığı alacaklıya güçlü bir teminat sağlar; ancak takipte talep edilen borcun miktarını, ödemeleri, faizi, tarafları ve icra müdürlüğünün işlemlerini otomatik olarak tartışmasız hâle getirmez.
İpoteğin paraya çevrilmesi takibine karşı kullanılacak yol bu nedenle dosyanın ilk belgesinden başlar. İlamsız takipte ödeme emrine karşı yedi günlük itiraz imkânı bulunurken, ilamlı ipotek takibinde genel borca itiraz sistemi yerine ilamlı icraya özgü başvuru yolları söz konusudur. Borçlu için kritik olan yalnız itiraz etmek değil; kendisine gönderilen belgenin hangi takip türüne ait olduğunu belirleyip doğru hukuki yolu süresi içinde kullanmaktır.