Egemen Hukuk Bürosu
Borç tamamen ödendiği hâlde tapu kaydında devam eden ipoteğin kaldırılması ve terkin işlemleri

İpotek Borcu Ödendiği Hâlde İpotek Kaldırılmazsa Ne Yapılabilir?

Bir konut kredisi veya başka bir borç tamamen ödendiğinde borçlu açısından mesele çoğu zaman kapanmış görünür. Ancak taşınmazın tapu kaydı kontrol edildiğinde yıllar önce konulmuş ipoteğin hâlâ sicilde durduğu görülebilir. Borcun sona ermesi ile ipotek kaydının tapudan silinmesi aynı işlem değildir. Borç ödenmiş olsa bile sicildeki ipotek ayrıca terkin edilmedikçe tapu kaydında görünmeye devam edebilir.

İpotek, bir alacağı güvence altına alan fer'î nitelikte bir ayni haktır. Güvence altına alınan alacağın tamamen sona ermesi, ipoteğin hukuki dayanağını da etkiler. Türk Medeni Kanunu'nun 883. maddesi, alacağın sona ermesi hâlinde taşınmaz malikine ipoteğin terkinini alacaklıdan isteme hakkı tanımaktadır.

Günlük kullanımda bu işlem çoğu kez “ipotek fekki” olarak adlandırılır. Fek veya terkin, ipotek kaydının tapu sicilinden kaldırılması anlamına gelir. Özellikle banka kredilerinde borcun tamamen kapatılmasından sonra bankanın gerekli terkin işlemini başlatması veya tapu sisteminde kullanılabilecek şekilde terkin iradesini bildirmesi beklenir.

Ancak ilk olarak gerçekten ipotekle güvence altına alınan bütün borcun sona erip ermediği kontrol edilmelidir. Bir kredi hesabının kapanmış olması her zaman ipoteğin teminat kapsamındaki bütün borçların sona erdiğini göstermeyebilir. İpotek, yalnız tek bir krediye özgülenmiş olabileceği gibi sözleşmedeki düzenlemeye göre başka veya ileride doğacak belirli borçları da güvence altına alabilecek şekilde kurulmuş olabilir.

Örneğin aynı banka ile konut kredisi dışında ticari kredi veya başka bir finansman ilişkisi bulunuyorsa, “kredi kapandı” bilgisi tek başına yeterli olmayabilir. İpoteğin hangi borçları güvence altına aldığı kuruluş belgesinden ve ilgili sözleşmelerden belirlenmelidir. Buna karşılık ipotekle güvence altına alınan bütün borçlar sona ermişse ipoteğin sicilde tutulmasının hukuki dayanağı ayrıca sorgulanabilir.

Borcun ödendiğini gösteren belgelerin korunması burada büyük önem taşır. Banka dekontları, kredi kapama yazısı, hesap ekstresi, borcu yoktur yazısı ve varsa alacaklının ipoteğin kaldırılmasına ilişkin beyanı daha sonra çıkabilecek uyuşmazlıkta temel deliller arasındadır. Yıllar önce yapılan bir ödemenin yalnız sözlü beyana dayanması, özellikle alacaklının veya şirketin değiştiği durumlarda ciddi ispat sorunları yaratabilir.

Alacaklı ipoteğin kaldırılmasına rıza gösteriyorsa süreç çoğunlukla uyuşmazlık çıkmadan tamamlanır. Terkin için gerekli irade tapu siciline usulüne uygun şekilde ulaştığında ipotek kaydı silinir. Borcun ödenmesiyle terkin işleminin sicile yansıması arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar: ödeme borç ilişkisini sona erdirirken terkin tapu kaydını temizler.

Sorun, borç sona ermesine rağmen ipotek alacaklısının terkin işlemine yanaşmaması veya terkin için gerekli irade açıklamasının alınamaması hâlinde büyür. Böyle bir durumda taşınmaz malikinin yalnız tapu müdürlüğüne gidip “borcu ödedim, ipoteği silin” demesi her durumda yeterli olmaz. Tapu sicilindeki ayni hakkın terkini, sicil hukukunun öngördüğü şartlara tabidir.

Alacaklının terkin vermemesi hâlinde ipoteğin sona erdiğinin tespiti ve tapu kaydının düzeltilmesi amacıyla yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu'nun tapu sicilinin düzeltilmesine ilişkin hükümleri bu noktada önem taşır. Adalet Bakanlığının 2025 tarihli Cebrî İcra Kanunu Taslağının gerekçesinde de mevcut TMK m.883 ve m.1025 hükümlerine dayanılarak ipoteğin terkin davasından açıkça söz edilmektedir.

Eski tarihli ipoteklerde farklı bir problem daha sık görülür: alacaklı gerçek kişi vefat etmiş, şirket kapanmış, unvan değiştirmiş veya alacak başka bir kişiye devredilmiş olabilir. Böyle bir dosyada önce ipotek alacaklısının güncel hukuki durumu belirlenmelidir. Tapuda elli yıl önce konulmuş bir ipoteğin bulunması, bugün muhatap alınacak kişinin de mutlaka tapu kaydında yazılı kişi olacağı anlamına gelmez. Adalet Bakanlığının kamuoyuna yansıttığı bir örnekte 1970 yılında tesis edilmiş bir ipoteğin kaldırılmasına ilişkin uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüldüğü görülmektedir.

İpoteğin terkin edilmemesi taşınmazın ekonomik kullanımını da doğrudan etkileyebilir. Malik taşınmazı satmak istediğinde alıcı tapuda devam eden ipotek kaydı nedeniyle işlemden vazgeçebilir. Yeni kredi alınmak istendiğinde banka mevcut ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Taşınmazın gerçek piyasa değeri değişmese bile sicildeki eski bir ipotek satış ve finansman sürecini zorlaştırabilir.

Taşınmazın satılmış olması da eski ipoteği kendiliğinden temizlemez. İpotek ayni hak niteliğinde olduğundan, kural olarak taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesiyle ortadan kalkmaz. Yeni malik taşınmazı ipotek yüküyle edinmişse, borcun daha önce sona ermiş olduğu iddiasının ve terkin hakkının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Borcun kısmen ödenmesi ile tamamen sona ermesi de birbirinden ayrılmalıdır. İpotekle güvence altına alınmış borcun yalnız bir bölümü ödenmişse, sırf bu ödeme nedeniyle ipoteğin tamamının kaldırılması her durumda istenemez. İpoteğin bölünebilirliği, teminatın kapsamı ve taraflar arasındaki hukuki ilişki ayrıca incelenir.

Bir icra takibi başlamışsa konu daha da hassas hâle gelir. Borç tamamen ödendiği hâlde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmışsa yalnız tapudaki ipoteğin terkiniyle ilgilenmek yeterli olmayabilir. Devam eden icra dosyasına karşı kullanılacak itiraz, şikâyet, menfi tespit veya diğer hukuki yollar takip türüne ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre ayrıca ele alınmalıdır. Tapu kaydının düzeltilmesi ile devam eden icra takibinin durdurulması aynı hukuki işlem değildir.

İpotek borcu ödendiği hâlde ipotek kaldırılmıyorsa ilk iş yeni bir ödeme yapmak değil, borcun gerçekten sona erdiğini ve ipoteğin hangi alacağı güvence altına aldığını belgelemektir. Ardından alacaklıdan terkin işleminin gerçekleştirilmesi istenir. Bu mümkün olmazsa ipoteğin hukuki dayanağının sona erdiğinin tespiti ve sicilden kaldırılması için uygun yargısal yol değerlendirilir. Borcun bitmiş olması ekonomik ilişkiyi sona erdirebilir; taşınmazın tapu kaydının da aynı durumu göstermesi ise terkin işleminin tamamlanmasına bağlıdır.