Egemen Hukuk Bürosu
Borçlunun alacaklıdan mal kaçırması hâlinde haciz, ihtiyati haciz ve tasarrufun iptali yolları

Borçlunun Mal Kaçırması Hâlinde Alacaklı Ne Yapabilir?

Alacağını tahsil etmeye çalışan bir kişinin karşılaşabileceği en önemli sorunlardan biri, borçlunun malvarlığını azaltmaya başlamasıdır. Borçlu evini veya aracını satabilir, banka hesaplarındaki parayı başka yerlere aktarabilir, mallarını yakınlarına devredebilir ya da ekonomik değeri bulunan haklarını üçüncü kişilere geçirebilir. Alacaklı açısından hangi hukuki yolun kullanılacağı ise çoğu zaman mal henüz borçlunun üzerindeyken mi, yoksa devir tamamlandıktan sonra mı harekete geçildiğine bağlıdır.

“Mal kaçırma” günlük dilde kullanılan geniş bir ifadedir. Hukuken her satış, bağış veya para transferi mal kaçırma olarak kabul edilmez. Borçlu olmak kişinin bütün malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisini ortadan kaldırmaz. Bir işletme faaliyetini sürdürebilir, ihtiyaç nedeniyle aracını satabilir veya gerçek bir borcunu ödeyebilir. Hukuki sorun, yapılan işlemin alacaklının tahsil hakkını etkileyen niteliğinde ortaya çıkar.

Alacaklı henüz icra takibine başlamamışsa ilk mesele, alacağın hukuken takip edilebilir durumda olup olmadığıdır. Vadesi gelmiş bir para alacağı varsa şartlarına göre ilamsız icra takibi, kambiyo senedine dayalı takip veya eldeki belgeye uygun başka bir takip yolu kullanılabilir. Takibin geciktirilmesi, borçlunun malvarlığının bu süre içinde değişmesine imkân verebilir.

Bazı olaylarda olağan icra takibinin sonucunu beklemek alacaklı bakımından yeterli koruma sağlamaz. Borçlunun mallarını elden çıkardığı veya tahsil imkânının tehlikeye girdiği durumlarda, İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerindeki şartlar bulunuyorsa ihtiyati haciz gündeme gelebilir.

İhtiyati haczin amacı, para alacağının ileride tahsil edilebilmesi için borçlunun malvarlığını geçici olarak güvence altına almaktır. Mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermesi için kanundaki koşulların oluşması gerekir. Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para alacaklarında uygulanacak esaslarla, henüz vadesi gelmemiş alacaklarda aranacak özel şartlar birbirinden farklıdır.

Borçlunun evinin tapuda hâlen kendi adına kayıtlı olduğu bir aşamada alınan ve uygulanan ihtiyati haciz kararı, taşınmazın alacaklıdan uzaklaştırılmasını önleme bakımından son derece etkili olabilir. Aynı şekilde araç veya üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar bakımından da uygun koruma tedbirleri değerlendirilebilir.

Fakat devir tamamlanmışsa tablo değişir. Borçlunun taşınmazı artık üçüncü kişi adına kayıtlıysa alacaklı, sırf borçluya karşı takip yaptığı için üçüncü kişinin taşınmazını doğrudan haczedemez. Böyle bir durumda geçmişteki işlemin alacaklıya karşı etkisiz hâle getirilmesini sağlayabilecek yollar incelenir.

Bunların başında tasarrufun iptali davası gelir. İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri, belirli şartları taşıyan tasarrufların alacaklıya karşı iptal edilmesini mümkün kılar. İvazsız işlemler, borçlunun aciz hâlinde yaptığı kanunda belirtilen bazı tasarruflar ve alacaklılara zarar verme kastıyla gerçekleştirilen işlemler farklı hükümler altında değerlendirilir.

Borçlunun malını eşine, kardeşine, çocuğuna veya başka bir yakınına devretmiş olması elbette araştırılması gereken önemli bir durumdur; ancak yalnız akrabalık ilişkisine bakılarak her devir geçersiz sayılamaz. Devir tarihi, gerçek satış bedeli, ödemenin yapılıp yapılmadığı, malın piyasa değeri, borçlunun ekonomik durumu ve devralanın bilgisi birlikte incelenir.

Örneğin borçlu tek taşınmazını kardeşine devretmiş, tapuda satış bedeli gösterilmiş fakat herhangi bir ödeme yapılmamış ve borçlu evde yaşamaya devam etmiş olabilir. Bu veriler tasarrufun gerçek niteliği açısından önemlidir. Buna karşılık taşınmazın piyasa bedeliyle bağımsız bir kişiye satılması ve bedelin banka üzerinden gerçekten ödenmesi farklı bir delil tablosu oluşturur.

Mal kaçırma şüphesi bulunan olaylarda zaman çizelgesi çoğu zaman dosyanın en önemli bölümüdür. Alacak ne zaman doğdu? Borç ne zaman muaccel oldu? Taşınmaz veya araç ne zaman devredildi? İcra takibi hangi tarihte başladı? Haciz ne zaman istendi? Borçlunun ödeme güçlüğü hangi dönemde ortaya çıktı? Bu tarihler yan yana getirildiğinde işlemin hukuki niteliği çok daha açık görülebilir.

Tasarrufun iptali davası için ayrıca alacaklının borçlunun mevcut malvarlığından tahsil sağlayamadığının ortaya çıkması gerekir. Kesin veya geçici aciz belgesi bu aşamada önem taşır. Alacaklının önce borçlunun mevcut malvarlığına yönelmesi ve tahsil yetersizliğinin icra dosyasında görünür hâle gelmesi, iptal davasının sistem içindeki yerini açıklar.

Dava kabul edilirse malın mülkiyeti her durumda yeniden borçluya dönmez. Örneğin üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde alacaklıya, kendi alacağı ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere haciz ve satış isteme yetkisi tanınabilir. Böylece borçlunun malvarlığından çıkmış bir ekonomik değer, alacaklının cebri icra alanına yeniden dahil edilir.

Malın birden fazla kez el değiştirmiş olması alacaklı bakımından ayrıca araştırılmalıdır. İlk devralan kişi taşınmazı veya aracı başka bir kişiye satmış olabilir. Sonraki devralanların iyi niyeti ve işlemin koşulları önem taşıdığından, yalnız ilk satışın incelenmesi yeterli olmayabilir.

Bazı olaylarda ise mesele tasarrufun iptalinden çok muvazaa iddiasına dayanabilir. Tarafların görünürde bir satış yapmasına rağmen gerçekte mülkiyeti devretmek istememeleri veya görünürdeki işlemin gerçek iradeyi gizlemesi hâlinde muvazaaya ilişkin hükümler gündeme gelir. Muvazaaya dayalı hukuki yol ile İcra ve İflas Kanunu'ndaki tasarrufun iptali davasının şartları ve sonuçları aynı değildir.

Alacaklı açısından en güçlü koruma bazen devir gerçekleştikten sonra dava açmak değil, devir gerçekleşmeden önce doğru zamanda harekete geçmektir. Borçlunun malvarlığının hızla azaldığı biliniyorsa alacağın niteliğine göre takip ve geçici hukuki koruma imkânlarının gecikmeden değerlendirilmesi, yıllar sürebilecek bir tasarrufun iptali uyuşmazlığından daha etkili olabilir.

Bununla birlikte hızlı hareket etmek, hukuki şartlar oluşmadan borçlunun bütün malvarlığının dondurulabileceği anlamına gelmez. İhtiyati haciz, haciz ve tasarrufun iptali farklı şartlara bağlı kurumlardır. Alacaklının haklarının korunması kadar borçlunun ve üçüncü kişilerin mülkiyet haklarının korunması da cebri icra sisteminin parçasıdır.

Borçlunun mal kaçırdığı düşünülen bir olayda izlenecek yol bu nedenle tek değildir. Mal hâlâ borçlunun üzerindeyse takip ve şartları varsa ihtiyati haciz; mal devredilmişse tasarrufun iptali veya olayın niteliğine göre muvazaaya dayalı hukuki yollar gündeme gelebilir. Hangi yolun gerçekten kullanılabileceğini ise şüpheden çok işlemlerin tarihleri, belgeler, ödeme hareketleri ve icra dosyasındaki tahsil durumu belirler.