Bir Mala Birden Fazla Haciz Konulursa Ne Olur?
Bir evin üzerinde bir icra dosyasından haciz bulunması, başka alacaklıların aynı eve haciz koydurmasına engel değildir. Aynı durum araçlar, banka hesapları ve diğer haczedilebilir malvarlığı değerleri bakımından da geçerlidir. Borçlunun tek bir malı üzerinde farklı icra dosyalarından birden fazla haciz bulunabilir. Asıl mesele hacizlerin sayısı değil, mal paraya çevrildiğinde elde edilen bedelin hangi alacaklıya hangi sırayla dağıtılacağıdır.
Örneğin borçlunun bir dairesi bulunduğunu ve bu daire üzerine önce banka, daha sonra iki farklı alacaklı tarafından haciz konulduğunu düşünelim. Tapu kaydında üç ayrı haciz görülebilir. Sonradan haciz koyduran alacaklı, önceki haciz bulunduğu için haciz talebinden mahrum kalmaz. Fakat haczin tapuya işlenmesi ile satış bedelinden fiilen tahsilat yapılabilmesi aynı şey değildir.
Hacizlerin tarihleri bu noktada önem kazanır. Kural olarak önceki haciz, sonraki hacizlere göre farklı bir hukuki konuma sahiptir. Bununla birlikte icra hukukunda yalnız takvim sırasına bakılarak “ilk haciz sahibi her durumda bütün parasını alır, kalan olursa diğerlerine geçilir” şeklinde mutlak bir sonuç çıkarılamaz. Hacze iştirak, rehinli alacaklar ve kanuni imtiyazlar paylaşım düzenini değiştirebilir.
Bir önceki yazımızda ele aldığımız hacze iştirak tam olarak burada önem kazanır. Kanundaki şartları taşıyan bazı alacaklılar, daha sonra haciz koydurmuş olsalar dahi ilk hacze iştirak ederek aynı derece içinde yer alabilirler. Bu sebeple haciz tarihi ile satış bedelinden yararlanma sırası her olayda birebir aynı olmayabilir.
Taşınmaz üzerinde ipotek bulunması hâlinde tablo daha da farklılaşır. İpotek, hacizden farklı bir ayni teminattır. Bir evin tapusunda önce ipotek, ardından çeşitli icra hacizleri bulunabilir. Taşınmaz satıldığında rehinli alacakların hukuki konumu, hacizli alacaklardan ayrı olarak değerlendirilir. Tapudaki kayıtların yalnız tarihine değil, kayıtların hukuki niteliğine de bakılması gerekir.
Aynı mala birden fazla haciz konulması malın birden fazla kez satılacağı anlamına gelmez. Mal cebri icra yoluyla paraya çevrildiğinde elde edilen bedel, ilgili hak sahipleri arasında kanuni sıraya göre dağıtılır. Satış bedeli bütün alacakları karşılamaya yetiyorsa sorun büyük ölçüde matematiksel bir dağıtıma dönüşür. Bedel yetersizse sıra ve iştirak uyuşmazlığı ekonomik açıdan belirleyici hâle gelir.
Örneğin 4 milyon TL'ye satılan bir taşınmaz üzerinde toplam 9 milyon TL tutarında haciz bulunabilir. Tapuda üç ayrı haciz olması, her alacaklının kendi haciz tutarını eksiksiz tahsil edeceği anlamına gelmez. Satış bedelinden önce kanunen ödenmesi gereken giderler ve öncelikli haklar dikkate alınır; kalan para ilgili alacaklılara hukuki sıralarına göre dağıtılır.
Bu aşamada icra dairesi tarafından sıra cetveli düzenlenmesi gündeme gelebilir. Sıra cetveli, sınırlı paranın hangi alacaklılara hangi sıraya göre paylaştırılacağını gösterir. Alacaklı, kendi sırasının veya başka bir alacaklının sıra ve alacağının hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa kanunda öngörülen başvuru yollarını süresi içinde kullanmalıdır.
Bir haczin daha önce konulmuş olması onun sonsuza kadar aynı hukuki etkiyi sürdüreceği anlamına da gelmez. Haczin geçerliliğini koruyup korumadığı, satış talebinin kanuni süresinde yapılıp yapılmadığı ve gerekli giderlerin yatırılıp yatırılmadığı gibi hususlar önem taşıyabilir. Tapuda veya araç kaydında geçmişten kalan bir haciz kaydının görülmesi, o haczin güncel hukuki etkisinin yalnız kayıt görüntüsünden kesin olarak anlaşılabileceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde haciz tutarının yüksek görünmesi de o alacaklının mutlaka o kadar para alacağını göstermez. Takip dosyasındaki güncel borç miktarı; yapılan ödemeler, faiz, masraflar ve diğer tahsilatlar dikkate alınarak belirlenir. Tapudaki haciz kaydı ile icra dosyasındaki güncel bakiye birbirinden farklı olabilir.
Bir mal üzerinde çok sayıda haciz bulunması satış talep edilmesine de tek başına engel değildir. Kanuni şartları taşıyan alacaklı satış sürecini başlatabilir. Diğer haciz alacaklılarının bulunması, satış bedelinin dağıtım aşamasında dikkate alınır.
Borçlu açısından da “zaten ilk haciz var, diğer hacizlerin önemi yok” düşüncesi doğru değildir. Her takip kendi borç ilişkisine dayanır ve sonraki hacizler de hukuki sonuç doğurabilir. İlk haciz konusu borç ödenirse veya haciz kalkarsa sonraki hacizlerin sıralamadaki konumu ekonomik açıdan daha önemli hâle gelebilir.
Alacaklı açısından ise başka hacizlerin varlığı malın tahsil kabiliyetini değerlendirmeyi gerektirir. Yüksek tutarlı önceki ipotekler ve hacizler bulunan bir taşınmaza haciz koydurmak hukuken mümkün olsa bile satıştan kendisine para kalıp kalmayacağı ayrıca hesaplanmalıdır. Bu değerlendirme, takip masrafları ve satış sürecinin ekonomik anlamı bakımından önem taşır.
Birden fazla haczin bulunduğu dosyalarda yalnız UYAP'ta veya tapuda görülen kayıt sıralamasına bakmak yeterli olmayabilir. Hacizlerin tarihleri, hangi takiplerden kaynaklandıkları, hâlen geçerli olup olmadıkları, iştirak talepleri, rehinler ve kanunen öncelikli alacaklar birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı mala ikinci, üçüncü hatta daha fazla haciz konulabilmesinin nedeni her alacaklının kendi takip hakkını koruyabilmesidir. Fakat haciz koydurmak ile satış bedelinden tahsilat yapabilmek iki ayrı aşamadır. Malın değeri bütün borçları karşılamıyorsa gerçek hukuki mücadele çoğu zaman haczin konulmasından sonra, iştirak ve sıra cetveli aşamasında ortaya çıkar.