Hacze Adi İştirak Nedir?
Bir alacaklının borçlunun malına ilk haczi koydurmuş olması önemli bir hukuki konum yaratır. Ancak icra hukukunda bu konum mutlak değildir. Kanunun aradığı şartları taşıyan başka alacaklılar, kendi hacizleri daha sonra konulmuş olsa bile ilk hacze katılabilirler. İcra ve İflas Kanunu'nun 100. maddesinde düzenlenen bu sistem uygulamada hacze adi iştirak olarak adlandırılır.
Adi iştirakin önemini satış bedelinin borçların tamamını karşılamadığı bir örnekte görmek daha kolaydır. Borçlunun 3 milyon TL değerindeki taşınmazına A alacaklısı ilk haczi koydurmuş, B alacaklısı ise daha sonra haciz uygulamış olsun. Taşınmaz satıldığında para bütün borçları karşılamıyorsa B'nin yalnız “benim de haczim var” demesi A ile aynı derecede ödeme almasına yetmez. B'nin ilk hacze iştirak şartlarını taşıyıp taşımadığı belirlenir.
İİK 100 bakımından ilk önemli konu, iştirak etmek isteyen alacaklının alacağının hangi tarihte doğduğudur. Kanun, ilk hacizden önce belirli bir hukuki temele kavuşmuş alacakların korunmasını amaçlar. Ancak yalnız alacağın eski tarihli olduğunu ileri sürmek yeterli değildir. Kanunda belirtilen belge veya takip koşullarından birinin de bulunması gerekir.
Bu nedenle adi iştirak, “borcu daha eski olan herkes ilk hacze katılır” sistemi değildir. Alacağın ilk hacizden önce doğmuş olması ile bu alacağın kanunun aradığı biçimde belgelenmiş olması birlikte değerlendirilir.
İİK 100, iştirak bakımından belirli nitelikte belgelere ve hukuki durumlara yer verir. İlk hacizden önce açılmış bir dava sonucunda alınan ilam, kanunda belirtilen tarih ve nitelikleri taşıyan resmi veya tarih ve imzası tasdikli senetler ile yine kanunun öngördüğü diğer belgeler iştirak değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Her belge sırf üzerinde eski bir tarih bulunduğu için iştirak hakkı vermez.
Belgenin tarihinin güvenilirliği burada özel önem taşır. Borçlu ile sonraki alacaklının ilk hacizden sonra geriye dönük tarihli bir belge düzenleyerek ilk haciz sahibinin payını azaltmasının önüne geçilmek istenir. Kanunun belge konusunda şekli şartlar aramasının nedenlerinden biri budur.
Adi iştirakte yalnız belge değil, zamanında haciz talep edilmesi de önemlidir. İştirak talebinin, kanunun belirlediği aşama geçmeden ileri sürülmesi gerekir. İlk haciz konusu malın satışından elde edilen para icra veznesine girdikten ve paylaşım süreci tamamlandıktan sonra sınırsız biçimde geçmişe dönük iştirak talep edilebileceği düşünülmemelidir.
İştirak talebi kabul edildiğinde sonraki alacaklı, ilk haciz sahibiyle aynı derece içinde yer alabilir. Bu sonuç, ilk alacaklının haczinin ortadan kalkması anlamına gelmez. İki veya daha fazla alacaklı aynı haciz derecesi içinde satış bedelinden yararlanır.
Satış bedeli aynı derecedeki bütün alacakları karşılamaya yetmiyorsa paylaşım garame esasına göre gündeme gelebilir. Başka bir ifadeyle ilk haciz sahibi her durumda önce alacağının tamamını alıp kalanı iştirak edene bırakmaz. Geçerli iştirak, satış bedelinin aynı derece içindeki alacaklılar arasında paylaştırılmasına yol açabilir.
Örneğin aynı derece içinde 2 milyon TL alacağı bulunan A ile 1 milyon TL alacağı bulunan B'nin bulunduğunu ve bu dereceye dağıtılabilecek yalnız 1,5 milyon TL kaldığını düşünelim. Para, her iki alacağın tamamını karşılamadığından paylaşım alacakların oranları dikkate alınarak yapılabilir. Böylece iştirak hakkının ekonomik etkisi doğrudan görülür.
Adi iştirak ile aynı mala sonradan haciz koydurmak bu yüzden aynı değildir. Sonraki haciz, alacaklıya mal üzerinde haciz hakkı sağlar; fakat onu kendiliğinden ilk haciz derecesine taşımaz. Adi iştirak şartları gerçekleşmiyorsa sonraki haciz kendi hukuki sırasına göre değerlendirilir.
Rehinli alacakların varlığı da adi iştirak hesabından ayrı tutulmalıdır. Bir taşınmaz üzerinde önceden kurulmuş ipotek bulunuyorsa haciz alacaklılarının kendi aralarındaki iştirak ilişkisi, ipotekli alacaklının hukuki konumunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Satış bedelinden haciz derecesine kalacak miktar belirlenirken rehinli ve diğer öncelikli haklar ayrıca dikkate alınır.
Kanunen imtiyazlı bazı alacaklar bakımından da farklı iştirak hükümleri gündeme gelebilir. Bu nedenle İİK 100 kapsamındaki adi iştirak ile kanunun özel koruma tanıdığı iştirak hâllerini birbirine karıştırmamak gerekir. Her alacak türü aynı belge ve tarih şartlarına tabi değildir.
Adi iştirak talebi diğer alacaklıların ekonomik menfaatini doğrudan etkilediği için tartışmalı olabilir. İlk haciz sahibi, iştirak isteyen kişinin alacağının gerçek olmadığını, belgesinin kanuni şartları taşımadığını veya alacağın gerekli tarihten sonra doğduğunu ileri sürebilir. Böyle bir uyuşmazlık sıra cetveli aşamasına da yansıyabilir.
Hacze adi iştirak, ilk haciz kuralının istisnası gibi görünse de aslında kanunun alacaklılar arasındaki dengeyi kurmak için oluşturduğu özel bir paylaşım mekanizmasıdır. Bir alacaklının ilk haczi koydurmakta hızlı davranması korunurken, daha önce doğmuş ve kanunun güvenilir kabul ettiği şekilde belgelenmiş bazı alacakların tamamen sonraya itilmesi de önlenmektedir.
Bu sebeple adi iştirak değerlendirmesinde üç ayrı tarih özellikle önem kazanır: iştirak etmek isteyen alacağın doğum tarihi, dayanak belgenin veya davanın tarihi ve ilk haczin tarihi. Bunlara iştirak talebinin zamanlaması da eklendiğinde, alacaklının ilk hacizle aynı dereceye girip giremeyeceği belirlenebilir. Sadece “benim alacağım daha eski” veya “ben de aynı mala haciz koydurdum” demek, adi iştirak hakkının doğması için yeterli değildir.