Egemen Hukuk Bürosu
Birden fazla haciz bulunan taşınmazın icra satış bedelinin alacaklılar arasında paylaştırılması

Aynı Taşınmaz Üzerinde Birden Fazla Haciz Varsa Satış Bedeli Nasıl Paylaştırılır?

Bir taşınmazın tapu kaydında birden fazla haciz bulunması oldukça olağandır. Aynı daireye banka, ticari alacaklı, eski çalışan, vergi dairesi veya farklı gerçek kişiler tarafından çeşitli tarihlerde haciz konulmuş olabilir. Taşınmaz icra yoluyla satıldığında ise tapudaki haciz tutarlarının tamamının tek tek ödenmesi gibi bir sistem yoktur. Ortada tek bir satış bedeli vardır ve bu para, ilgili alacaklılar arasında kanuni dağıtım kurallarına göre paylaştırılır.

Örneğin 6 milyon TL'ye satılan bir daire üzerinde toplam 11 milyon TL tutarında ipotek ve haciz bulunduğunu düşünelim. Satışın gerçekleşmiş olması 11 milyon TL'lik borcun 6 milyon TL içinden ödenmesini mümkün hâle getirmez. Asıl mesele, mevcut 6 milyon TL'nin hangi hak sahiplerine hangi sırayla dağıtılacağıdır.

Satış bedelinin tamamı doğrudan ilk haciz alacaklısına verilmez. Öncelikle cebri icra sürecinin satış bedeli üzerinden karşılanması gereken giderleri ve malın aynından kaynaklanan yükümlülükleri gündeme gelebilir. Bundan sonra rehinli alacakların ve hacizli alacakların hukuki konumları değerlendirilir.

Taşınmaz üzerinde ipotek varsa, ipotekli alacaklı ile haciz alacaklılarını aynı kategoride değerlendirmek doğru değildir. İpotek bir ayni teminattır ve taşınmazın satış bedeli üzerinde özel bir hak sağlar. Haciz ise icra takibi sırasında borçlunun malvarlığına yöneltilen cebri icra işlemidir. Tapuda haciz daha önce veya sonra görünse bile ipoteğin derecesi ve hukuki kapsamı ayrıca incelenmelidir.

Bir taşınmazın üzerinde birden fazla ipotek de bulunabilir. Birinci derece ipotek, ikinci derece ipotek ve hacizler birlikte yer alıyorsa dağıtım yalnız haciz tarihlerinin karşılaştırılmasıyla yapılamaz. İpotek dereceleri, güvence altına alınan güncel borç miktarları ve hacizlerin kendi aralarındaki sıraları ayrı ayrı değerlendirilir.

Haciz alacaklıları arasındaki ilişkide ise haciz tarihleri önemli bir başlangıç noktasıdır. Fakat önceki makalelerde açıkladığımız hacze iştirak kuralları burada gerçek ekonomik sonucunu gösterir. Sonradan haciz koyduran bir alacaklı, İcra ve İflas Kanunu'ndaki iştirak şartlarını taşıyorsa ilk hacizle aynı derece içinde yer alabilir.

Aynı derece içinde bulunan alacaklılar bakımından satış bedeli yetersizse garame, yani oransal paylaşım gündeme gelebilir. Bu durumda ilk haczi koyduran kişinin alacağının tamamı ödenip kalan para diğerine bırakılmaz; o dereceye ayrılabilen tutar ilgili alacakların oranlarına göre paylaştırılabilir.

Basit bir örnekle, aynı derece içinde A'nın 3 milyon TL, B'nin 1 milyon TL alacağı bulunduğunu ve bu dereceye dağıtılabilecek yalnız 2 milyon TL kaldığını varsayalım. Toplam alacak 4 milyon TL'dir. Başka bir hukuki engel yoksa mevcut 2 milyon TL, alacak miktarlarının oranı dikkate alınarak paylaştırılır. Böyle bir durumda A'nın ilk haciz sahibi olması, geçerli biçimde aynı dereceye iştirak eden B'yi tamamen parasız bırakmaz.

Bir haczin tapuda daha eski görünmesi de tek başına dağıtım için yeterli değildir. Haczin hâlen geçerli olup olmadığı kontrol edilmelidir. Satış talebiyle ilgili kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya haczin hukuki etkisini kaybetmesine neden olan başka bir durum bulunması hâlinde eski kayıt, beklenen önceliği sağlamayabilir.

Kamu hacizleri de dağıtımı etkileyebilir. Vergi dairesi veya diğer kamu idareleri tarafından konulan hacizlerin bulunması hâlinde 6183 sayılı Kanun'un kamu alacaklarının iştiraki ve önceliğine ilişkin hükümleri ayrıca değerlendirilir. “Devlet haczi var, bütün para devlete gider” yaklaşımı kadar “özel haciz önceyse kamu hiçbir şey alamaz” yaklaşımı da her olay için doğru değildir.

Taşınmazın satış bedelinin bütün hak sahiplerini karşılamaya yetmesi hâlinde sıra tartışmasının ekonomik önemi büyük ölçüde azalır. Örneğin dağıtıma esas 10 milyon TL bulunuyor ve bütün alacakların toplamı 7 milyon TL ise, geçerli alacakların karşılanmasından sonra artan para borçluya ait olur. Cebri icra satışının amacı alacaklılara taşınmazın bütün ekonomik değerini kazandırmak değil, borçların tahsilini sağlamaktır.

Asıl uyuşmazlık para yetersiz olduğunda ortaya çıkar. İcra dairesinin elindeki bedel bütün alacakları karşılamıyorsa sıra cetveli düzenlenmesi gerekebilir. Sıra cetveli hangi alacaklının hangi sırada yer aldığını ve satış parasından ne ölçüde yararlanacağını somutlaştırır.

Bu belge yalnız bir muhasebe tablosu değildir. Bir alacaklının yanlış sıraya yerleştirilmesi veya başka bir alacaklının gerçekte bulunmayan ya da farklı miktarda olan alacağının cetvele yazılması, diğer alacaklıların tahsil edeceği miktarı doğrudan azaltabilir.

Sıra cetveline karşı başvuruda uyuşmazlığın niteliği önemlidir. Sorun yalnız icra dairesinin sıralama işleminin hukuka uygun olup olmadığına ilişkin olabileceği gibi başka bir alacaklının alacağının varlığına veya miktarına da yönelik olabilir. Bu ayrım, kullanılacak hukuki yolun belirlenmesinde önem taşır.

Satıştan önce yapılan kısmi tahsilatlar da hesaba katılmalıdır. Bir haciz alacaklısı borcun bir bölümünü başka bir maldan veya banka hesabından tahsil etmişse taşınmaz satışından güncel kalan alacağı kadar yararlanabilir. Tapuda geçmişte yazılmış haciz miktarı, dağıtım günündeki gerçek alacak miktarını her zaman göstermez.

Taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi, intifa hakkı, irtifak veya başka kayıtların bulunması ise her zaman bir “alacak sırası” meselesi değildir. Tapudaki her kayıt haciz veya ipotek gibi para dağıtımına katılan bir alacak hakkı oluşturmaz. Kaydın niteliğine göre satışa ve ihale alıcısının hukuki durumuna etkisi ayrıca belirlenir.

Bu sebeple çok hacizli bir taşınmazın satış bedelini hesaplamak, tapu kaydındaki satırları yukarıdan aşağıya okumaktan ibaret değildir. Önce dağıtıma girecek gerçek satış bedeli, ardından rehin ve ipotekler, hacizlerin geçerliliği ve dereceleri, iştirakler, kamu alacakları ve güncel dosya bakiyeleri belirlenir. Sıra cetveli de bütün bu hukuki ilişkilerin satış parasına nasıl yansıdığını gösteren aşamadır.