Egemen Hukuk Bürosu
Sıra cetveli kesinleşmeden satış parasının teminat karşılığında alacaklıya ödenmesi

Sıra Cetveli Kesinleşmeden Para Alacaklılara Ödenebilir mi?

Hacizli mal satılmış, satış bedeli icra dosyasına girmiş ve sıra cetveli hazırlanmış olabilir. Fakat alacaklılardan biri cetvele karşı dava açtığında yeni bir sorun ortaya çıkar: Dosyada para bulunduğu hâlde alacaklılar bu parayı almak için davanın bitmesini mi bekleyecektir?

Sıra cetvelinin hazırlanmasının temel sebebi, satıştan elde edilen paranın bütün alacakları karşılamadığı durumda mevcut bedelin hak sahipleri arasında hukuka uygun biçimde dağıtılmasıdır. Cetvele karşı hiçbir başvuru yapılmaz ve gerekli süreç tamamlanırsa ödeme buna göre gerçekleştirilir. Cetvel dava konusu olduğunda ise çekişmeli payın kime ait olduğu henüz kesinleşmemiş olabilir.

Örneğin satıştan 5 milyon TL elde edildiğini ve sıra cetvelinde A alacaklısına 3 milyon TL, B alacaklısına 2 milyon TL ayrıldığını düşünelim. A, B'nin alacağının gerçekte mevcut olmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz davası açarsa B'ye ayrılan paranın nihai hak sahibinin kim olduğu yargılama sonucundan etkilenebilir.

Böyle bir durumda paranın B'ye hiçbir güvence alınmadan ödenmesi, A'nın davayı kazanması hâlinde tahsilat sorununa yol açabilir. Para yıllar önce B tarafından alınmış ve harcanmış olabilir. Bu sebeple sıra cetveline karşı açılan davalar satış parasının dağıtılmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

Ancak kanun bu sorunu yalnız “dava bitene kadar para beklesin” şeklinde çözmemiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 142/a maddesi, sıra cetvelinin kesinleşmesini beklemeden belirli şartlarla ödeme yapılmasına imkân tanımaktadır.

Düzenlemenin merkezinde teminat vardır. Sıra cetvelinde kendisine pay ayrılan alacaklı, kanunun aradığı nitelikte teminat göstererek kendisine düşen miktarın ödenmesini talep edebilir. Böylece bir taraftan alacaklının uzun süren yargılama nedeniyle parasına erişememesi önlenmeye çalışılırken diğer taraftan sıra cetveline itiraz eden kişinin davayı kazanması hâlinde geri alınması gereken para güvence altında tutulur.

Kanunda özellikle kesin ve süresiz banka teminat mektubu önemli bir güvence aracı olarak düzenlenmiştir. Buradaki “kesin” ve “süresiz” nitelikleri tesadüfi değildir. Sıra cetveline ilişkin uyuşmazlığın ne kadar süreceği önceden bilinemeyeceği için belirli bir tarihte sona erecek bir teminat, yargılama devam ederken işlevsiz hâle gelebilir.

Teminat karşılığında ödeme mekanizması, sıra cetveline yapılan itirazın etkisiz hâle gelmesi anlamına gelmez. Dava devam eder. Mahkeme sıra cetvelindeki payın hukuka uygun olup olmadığını yine inceler. Değişen husus, yargılama boyunca paranın icra dosyasında bekletilmesi yerine güvence karşılığında ilgili alacaklıya verilmesidir.

Bu nedenle ödeme alan alacaklının davayı mutlaka kazanmış olduğu da söylenemez. Teminatlı ödeme, uyuşmazlığın esası hakkında verilmiş bir karar değildir. Daha sonra sıra cetveli değişirse yapılan ödemenin sonuçları teminat mekanizması üzerinden çözülebilir.

Sıra cetvelinin tamamının çekişmeli olup olmadığı da önem taşır. Bazen uyuşmazlık yalnız belirli bir alacaklının payına veya belirli bir miktara ilişkindir. Diğer alacaklıların payları tartışmasız olabilir. Bu nedenle “bir kişi dava açtı, dosyadaki hiçbir para hiç kimseye ödenemez” şeklinde genel bir kabul her dosyada doğru sonuç vermez.

Örneğin dört alacaklı bulunan bir sıra cetvelinde uyuşmazlık yalnız üçüncü ve dördüncü alacaklı arasındaki 500 bin TL'lik paya ilişkin olabilir. Birinci alacaklının öncelikli ve tartışmasız 1 milyon TL'lik hakkının bulunması hâlinde, çekişmenin hangi miktarı etkilediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde sıra cetveline karşı yapılan başvurunun şikâyet mi yoksa itiraz davası mı olduğu da dosyanın hukuki durumunu anlamak açısından önem taşır. Önceki yazılarımızda açıkladığımız üzere yalnız sıralamaya ilişkin uyuşmazlık ile başka bir alacaklının alacağının esas veya miktarına yönelik uyuşmazlık aynı hukuki yolla incelenmez.

Alacaklının ödeme talebinde bulunmadan önce kendi payına yönelik bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığını görmesi gerekir. “Sıra cetvelinde adım ve tutarım yazıyor, dolayısıyla paramı hemen alırım” düşüncesi tek başına yeterli değildir. Cetvelin tebliğ durumu, açılmış davalar ve şikâyetler ile varsa teminat koşulları kontrol edilmelidir.

Borçlu açısından da dağıtımın kesinleşme süreci önem taşır. Satış bedelinin hangi alacağa mahsup edildiği, borçlunun o dosyadaki kalan borcunu etkiler. Henüz dağıtımı kesinleşmemiş bir para üzerinden borcun sona erdiği veya belirli bir alacaklının tamamen tahsil edildiği varsayımı yapılmamalıdır.

Teminat mekanizmasının pratik değeri özellikle yüksek bedelli taşınmaz satışlarında ortaya çıkar. Milyonlarca liralık satış parasının sıra cetveline ilişkin dava nedeniyle uzun süre dosyada tutulması, haklı çıkan alacaklı bakımından önemli ekonomik sonuçlar doğurabilir. Kanun, hak sahiplerinin korunması ile paranın uzun süre kullanılamaması arasındaki dengeyi teminat üzerinden kurmaktadır.

Burada teminat tutarının ve niteliğinin dosyadaki riskle uyumlu olması gerekir. Teminatın amacı yalnız şekli bir belge sunmak değil, yapılan ödemenin ileride haksız olduğunun ortaya çıkması hâlinde geri dönüşünü güvence altına almaktır.

Sıra cetveli kesinleşmeden ödeme konusu bu yüzden yalnız “ödeme yapılabilir mi?” şeklinde cevaplanacak basit bir soru değildir. Hangi payın çekişmeli olduğu, sıra cetveline karşı hangi başvurunun yapıldığı, ödeme isteyen alacaklının payının uyuşmazlıktan etkilenip etkilenmediği ve kanunun aradığı teminatın sağlanıp sağlanmadığı birlikte incelenmelidir.

Dosyada para bulunması alacaklının tahsilat yolunun sonuna geldiğini gösterir; fakat paranın hukuken kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık varsa son aşama henüz tamamlanmış değildir. İİK 142/a'daki teminatlı ödeme sistemi, işte bu ara dönemde paranın tamamen kilitlenmesi ile güvenli şekilde ödenmesi arasındaki dengeyi sağlamaya yöneliktir.