Egemen Hukuk Bürosu
Haciz sırasında borçlunun mallarının alacağı karşılamaması ve geçici aciz belgesi

Geçici Aciz Belgesi Nedir?

Alacaklı icra takibini kesinleştirmiş ve haciz aşamasına geçmiş olabilir. Fakat haciz sırasında borçlunun alacağı karşılayabilecek yeterli malvarlığının bulunmadığı anlaşılırsa, malların satılması ve takip sürecinin tamamen sonuçlanması beklenmeden önemli bir hukuki durum ortaya çıkabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 105. maddesinde düzenlenen bu durum geçici aciz belgesi kavramıyla açıklanmaktadır.

Geçici aciz belgesi denildiğinde mutlaka üzerinde bu başlığın yazılı olduğu ayrı bir belge aranması doğru değildir. İİK m.105 uyarınca haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malının bulunmadığı anlaşılırsa haciz tutanağı, kanunun öngördüğü şartlarla aciz belgesi hükmünde olabilir. Haczedilen malların takdir edilen değerinin alacağı karşılamaya yetmediği durumda ise tutanak, karşılanmayacağı anlaşılan kısım bakımından geçici aciz belgesi niteliği kazanabilir.

Buradaki temel özellik, tahsilat sürecinin henüz tamamlanmamış olmasıdır. Haczedilmiş bir mal bulunabilir ve bu mal henüz satılmamış olabilir. Dolayısıyla satıştan gerçekte ne kadar para elde edileceği kesinleşmemiştir. Buna rağmen haciz aşamasındaki tablo, alacağın tamamının karşılanamayacağını şimdiden gösterebilir.

Örneğin dosyanın güncel alacağının 3 milyon TL olduğunu, borçlu adına haczedilebilen tek malın ise yaklaşık 800 bin TL değerinde bir araç olduğunu düşünelim. Araç henüz satılmamıştır ve ihalede hangi bedelle satılacağı bilinmemektedir. Buna rağmen haciz tutanağı ve kıymet tablosu, alacağın önemli bir bölümünün mevcut malvarlığından karşılanamayacağını gösterebilir.

Geçici aciz ile kesin aciz arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar. Kesin aciz belgesinde takip sonucunda alacağın hangi bölümünün tahsil edilemediği belirginleşmiştir. Geçici aciz belgesinde ise haciz aşamasındaki mevcut durumdan alacağın tamamen veya kısmen karşılanamayacağı anlaşılmaktadır; fakat cebri icranın ekonomik sonucu henüz kesinleşmemiştir.

Bu ayrım yalnız kavramsal değildir. Geçici aciz belgesinin en önemli işlevlerinden biri, alacaklının tasarrufun iptali davası açabilmesine imkân sağlayabilmesidir. Borçlu, alacaklı hacze gelmeden önce evini, aracını veya başka bir malını üçüncü kişiye devretmiş olabilir. Hacizde yeterli mal bulunamaması hâlinde alacaklı, kanundaki diğer şartların da varlığı durumunda bu tasarrufa karşı iptal davasına yönelebilir.

Burada geçici aciz belgesinin neden gerekli olduğu daha iyi anlaşılır. Tasarrufun iptali davası, borçlunun yaptığı her mal devrini incelemek için kullanılabilecek genel bir dava değildir. Alacaklının cebri icra yoluyla alacağını elde edemediğinin veya mevcut malların yeterli olmadığının ortaya konulması gerekir. Geçici aciz belgesi, henüz satışların tamamlanmasını beklemeden bu durumu gösterebilir.

Ancak icra dosyasında sonuçsuz kalan her işlem geçici aciz belgesi oluşturmaz. Örneğin yalnız bankalara haciz müzekkeresi gönderilmiş ve hesaplarda para bulunamamış olması, borçlunun başka hiçbir haczedilebilir malının olmadığı sonucunu kendiliğinden doğurmayabilir. Aynı şekilde tek bir adreste borçlunun bulunamaması da tek başına yeterli değerlendirme olmayabilir.

Haciz tutanağının içeriği bu sebeple son derece önemlidir. Borçlunun haczedilebilir malının bulunup bulunmadığı, bulunan malların neler olduğu ve bunların alacağı ne ölçüde karşılayabileceği tutanaktan anlaşılabilmelidir. Belgenin hukuki niteliği yalnız başlığına değil, içerdiği tespitlere göre değerlendirilir.

Borçlunun üzerinde taşınmaz bulunmaması da tek başına aciz anlamına gelmez. Araç, banka hesabı, ücret, üçüncü kişilerdeki alacaklar veya başka haczedilebilir malvarlığı değerleri bulunabilir. Aciz, “borçlunun evi yok” değil, cebri icra bakımından alacağın karşılanmasına yetecek haczedilebilir malvarlığının bulunmaması meselesidir.

Geçici aciz belgesinin varlığı, borçlunun borcunun belirli miktarda kesin olarak tahsil edilemeyeceği anlamına da gelmez. Haczedilmiş mal beklenenden yüksek bir bedelle satılabilir veya takip devam ederken yeni bir malvarlığı değeri ortaya çıkabilir. Bu nedenle belgenin “geçici” niteliği önemlidir.

Aynı sebeple geçici aciz belgesi, İİK m.143'te düzenlenen kesin aciz belgesinin bütün hukuki sonuçlarını kendiliğinden doğurmaz. İki kurumun aynı isim ailesinde bulunması, sonuçlarının tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. Hangi hukuki işlemin yapılacağına göre eldeki belgenin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle tasarrufun iptali davası açılacaksa yalnız “dosyada tahsilat yapılamadı” denilmesi yerine haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde olup olmadığı incelenmelidir. Borçlunun malvarlığının yetersizliğini gösteren tutanak, dava şartlarının değerlendirilmesinde belirleyici olabilir.

Örneğin borçlu bir yıl önce taşınmazını yakınına devretmiş, daha sonra hakkında takip başlatılmış ve haciz sırasında başka hiçbir haczedilebilir mal bulunamamış olabilir. Böyle bir olayda haciz tutanağındaki tespitler, söz konusu taşınmaz devrine karşı açılabilecek tasarrufun iptali davasının hukuki zemininde doğrudan önem kazanır.

Geçici aciz belgesi borçlu açısından da borcu ortadan kaldıran veya takibi sona erdiren bir işlem değildir. Alacaklı takipteki mevcut hacizleri sürdürebilir; şartları varsa başka malvarlığı değerlerine yönelebilir ve geçici aciz belgesinin sağladığı hukuki imkânlardan yararlanabilir.

Sonradan yeni malların bulunması da daha önce düzenlenen tutanağın o tarihteki tespitini geçmişe dönük olarak anlamsız hâle getirmez. Ancak takip sürecinin ilerleyen aşamalarındaki yeni gelişmeler, alacağın gerçekten ne ölçüde tahsil edileceğini değiştirebilir.

Geçici aciz belgesinin pratik değeri, alacaklıyı her durumda satışların tamamlanmasını beklemek zorunda bırakmamasıdır. Borçlunun mevcut haczedilebilir malvarlığının yetersiz olduğu haciz aşamasında ortaya çıkmışsa, hukuk alacaklıya özellikle tasarrufun iptali bakımından daha erken hareket edebilme imkânı tanır.

Bu sebeple geçici aciz belgesi incelenirken belgenin adına değil, haciz tutanağının neyi tespit ettiğine bakılmalıdır. Borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığının veya bulunan malların alacağı karşılamaya yetmeyeceğinin usulüne uygun biçimde ortaya konulması, sıradan bir haciz tutanağını alacaklının sonraki hukuki yolları bakımından çok daha önemli bir belge hâline getirebilir.