Limited Şirket Hissesine Haciz Konulabilir mi?
Limited şirket ortağının kişisel borçları nedeniyle sahip olduğu şirket payına haciz konulabilir. Borçlunun üzerine kayıtlı ev veya araç bulunmaması, bir limited şirketteki ekonomik değer taşıyan ortaklık payının alacaklıların erişimi dışında kalacağı anlamına gelmez. Ancak burada haczedilen şey şirketin malvarlığı değil, borçlu ortağa ait esas sermaye payıdır.
Bu ayrım limited şirketlerde özellikle önemlidir. Şirketin banka hesabındaki para, şirkete ait araçlar, makineler veya taşınmazlar şirket tüzel kişiliğinin malvarlığıdır. Ortağın kişisel alacaklısı, borçlu kişinin şirkette yüzde 50 pay sahibi olmasını gerekçe göstererek şirketin kasasındaki paranın yarısını haczettiremez.
Örneğin borçlunun bir limited şirkette yüzde 30 oranında payı bulunduğunu düşünelim. Şirketin 10 milyon TL değerinde taşınmazı olabilir. Bu durum borçlunun söz konusu taşınmazın yüzde 30'una malik olduğu anlamına gelmez. Taşınmaz şirketindir; borçlunun sahip olduğu malvarlığı değeri şirket ortaklık payıdır.
Türk Ticaret Kanunu, limited şirket ortağının kişisel alacaklılarının esas sermaye payına yönelebilmesine imkân tanır. Dolayısıyla payın haczedilmesi, şirket tüzel kişiliğinin borçlu olmadığı gerekçesiyle engellenemez. Şirket borçlu değildir; fakat şirket ortağının payı borçlunun kişisel malvarlığı içindedir.
Pay haczinin uygulanmasında haczin şirkete bildirilmesi ve ilgili kayıtların oluşturulması önem taşır. Limited şirket payları bakımından ticaret siciline yapılan kayıt da haczin görünürlüğü ve üçüncü kişilere karşı etkisi bakımından önemlidir. İcra işleminin yalnız “hisseye haciz konulsun” şeklindeki soyut bir talepten ibaret olmadığı, payın ve şirketin doğru şekilde belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Limited şirketlerde esas sermaye payının nominal değeri ile gerçek ekonomik değeri aynı olmayabilir. Borçlu 1 milyon TL sermayeli şirketin yüzde 50 ortağıysa payının nominal karşılığı 500 bin TL olabilir. Fakat şirket çok değerli malvarlığına sahipse payın ekonomik değeri bundan yüksek; şirket ağır borçluysa çok daha düşük olabilir.
Bu nedenle pay haczi alacaklıya nominal sermaye miktarı kadar kesin bir tahsilat garantisi vermez. Payın satış aşamasındaki ekonomik değeri şirketin bilançosundan, faaliyetlerinden, borçlarından, varlıklarından, kârlılığından ve ortaklık yapısından etkilenebilir.
Haciz konulmasıyla ortaklık payı hemen alacaklının mülkiyetine geçmez. Alacaklı haciz nedeniyle şirket ortağı hâline gelmez ve borçlunun oy hakkını doğrudan kullanmaya başlamaz. Haciz, payın ekonomik değerini cebri icra sürecine bağlayan bir işlemdir.
Aynı şekilde haciz konulduğu anda borçlunun ortaklık sıfatı da kendiliğinden sona ermez. Haciz ile satış birbirinden ayrı aşamalardır. Payın paraya çevrilmesi gündeme geldiğinde limited şirket payının hukuki özellikleri ve cebri icra hükümleri birlikte değerlendirilir.
Payın cebri icra yoluyla satılması sonucunda payı edinen kişinin şirketteki hukuki konumu ise satışın sonucuna göre belirlenir. Limited şirket sözleşmesinde pay devrine ilişkin sınırlamalar bulunması mümkün olmakla birlikte, cebri icra yoluyla gerçekleşen geçişler sıradan bir iradi pay devriyle tamamen aynı hukuki çerçevede değerlendirilmez. Bu nedenle şirket sözleşmesindeki “pay devri yasaktır” veya “genel kurul onayı gerekir” şeklindeki hükümlerin her durumda haczi ve cebri icrayı engellediği düşünülemez.
Borçlunun payına daha önce rehin veya başka bir haciz konulmuş olması da mümkündür. Böyle bir durumda yeni haczin ekonomik değeri, önceki hakların niteliğine ve sırasına göre değişebilir. Payın haczedilebilmesi ile satış bedelinden alacaklının ne kadar tahsil edebileceği farklı sorulardır.
Limited şirket ortağının şirketteki payı dışında başka mali hakları da bulunabilir. Şirketin kâr dağıtım kararı sonucunda doğmuş bir kâr payı alacağı veya ortağın şirkete verdiği borç nedeniyle şirketten olan alacağı bunlara örnektir. Bunların haczi, esas sermaye payının haczinden ayrı değerlendirilir.
Örneğin borçlu şirketin yüzde 20 ortağı olduğu gibi şirkete ayrıca 750 bin TL borç vermiş olabilir. Alacaklı açısından borçlunun yüzde 20 ortaklık payına haciz koymak ile şirketten olan 750 bin TL alacağına haciz yöneltmek aynı işlem değildir. Dosyanın tahsil kabiliyeti değerlendirilirken her iki malvarlığı unsurunun da ayrı ayrı araştırılması gerekebilir.
Şirketin henüz dağıtılmamış kârının tamamı da doğrudan ortağın kişisel parası değildir. Şirket bünyesindeki değerlerin hangi aşamada ortağa ait bireysel bir alacağa dönüştüğü şirketler hukuku kurallarına göre belirlenir. “Şirket kâr etti, borçlunun payı kadar parayı haczederim” şeklindeki yaklaşım bu nedenle tek başına yeterli değildir.
Borçlunun hacizden sonra payını başka bir kişiye devretmeye çalışması da haczin etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Usulüne uygun olarak tesis edilmiş haciz mevcutsa sonraki devir işleminin haciz karşısındaki durumu ayrıca değerlendirilir. Haczin ilgili kayıtlara doğru biçimde yansıtılması bu noktada önem kazanır.
Payın satılması hâlinde elde edilen bedel takip dosyasına girer ve alacak, takip giderleri ile diğer hak sahiplerinin durumu dikkate alınarak tahsil sürecinde kullanılır. Satış bedelinin borcun tamamını karşılamaması hâlinde ise yalnız payın satılmış olması kalan borcu kendiliğinden sona erdirmez.
Limited şirket payının haczi, özellikle üzerinde başka kayıtlı mal bulunmayan fakat faal bir şirkette ortaklığı bulunan borçlularda önemli bir tahsil yolu olabilir. Bunun gerçek değerini anlayabilmek için ticaret sicilindeki ortaklık oranına bakmakla yetinmemek gerekir. Payın hukuki niteliği, şirketin gerçek ekonomik durumu, pay üzerindeki mevcut haklar ve borçlunun şirketten doğmuş diğer mali alacakları birlikte incelendiğinde, şirket ortaklığının icra dosyasında ne ölçüde tahsil imkânı sağlayabileceği daha sağlıklı biçimde ortaya çıkar.