Egemen Hukuk Bürosu
Anonim şirket ortağının kişisel borcu nedeniyle paylarının icra yoluyla haczedilmesi

Anonim Şirket Payına Haciz Konulabilir mi?

Anonim şirket ortağının kişisel borcu nedeniyle şirkette sahip olduğu paylar haczedilebilir. Ancak anonim şirket paylarının haczinde tek bir yöntemden söz etmek mümkün değildir. Payın senede bağlanıp bağlanmadığı, pay senedinin türü ve payın hangi sistemde izlendiği, haczin nasıl uygulanacağını doğrudan etkiler.

Anonim şirket ile pay sahibi birbirinden ayrı kişilerdir. Bu sebeple ortağın kişisel borcu için şirketin banka hesabına, fabrikasına, aracına veya taşınmazına sırf borçlu o şirkette pay sahibi olduğu için haciz konulamaz. Borçlunun kişisel malvarlığında bulunan değer, şirketin malları değil şirkette sahip olduğu paydır.

Örneğin bir kişi anonim şirketin yüzde 25 payına sahip olabilir. Şirketin adına kayıtlı 40 milyon TL değerinde bir taşınmazın bulunması, borçlunun bu taşınmazın dörtte birine malik olduğu anlamına gelmez. Taşınmaz şirket tüzel kişiliğine aittir. Borçlunun haczedilebilecek malvarlığı değeri ise anonim şirketteki payıdır.

Anonim şirket paylarının haczinde ilk bakılması gereken konulardan biri payın senede bağlanmış olup olmadığıdır. Çünkü senede bağlanmamış çıplak pay ile pay senedine bağlanmış ortaklık hakkının haciz yöntemi aynı değildir.

Pay henüz senede bağlanmamışsa borçlunun anonim şirketteki çıplak payının haczi gündeme gelir. Bu durumda şirket kayıtları ve haczin şirkete bildirilmesi önem taşır. Pay defterindeki bilgiler de özellikle pay sahipliğinin ve payın niteliğinin belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Pay senedinin düzenlenmiş olduğu anonim şirketlerde ise senedin türü ayrıca önemlidir. Türk Ticaret Kanunu anonim şirketlerde nama ve hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin farklı kurallar öngörmektedir. Cebri icra bakımından da payın hangi hukuki biçimde temsil edildiği haciz işleminin nasıl kurulacağını etkiler.

Nama yazılı pay senetlerinde senedin kendisi, pay sahipliği kayıtları ve şirket nezdindeki durum birlikte değerlendirilir. Senedin fiziki olarak mevcut olup olmadığı ve kimin zilyetliğinde bulunduğu da haciz uygulaması açısından önem taşıyabilir.

Hamiline yazılı pay senetlerinde ise güncel şirketler hukuku düzenlemeleri ayrıca dikkate alınmalıdır. Hamiline yazılı pay senetleri bakımından Merkezi Kayıt Kuruluşu'na bildirim ve kayıt sistemi bulunduğundan, yalnız eski uygulamalardaki “senedi kim elinde tutuyorsa pay ondadır” yaklaşımıyla hareket etmek günümüzde yeterli değildir.

Borsada işlem gören veya sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde kayden izlenen paylarda ise fiziki pay senedi mantığından farklı bir sistem vardır. Bu payların haczinde Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdindeki kayıtlar ve sermaye piyasası mevzuatının öngördüğü mekanizmalar önem kazanır.

Bu farklılıklar nedeniyle icra dosyasında yalnız “borçlunun X anonim şirketindeki hisselerine haciz konulması” talebiyle yetinmeden önce payın hukuki yapısının araştırılması yararlı olur. Yanlış haciz yöntemi seçilmesi, kâğıt üzerinde haciz talep edilmiş olmasına rağmen payın ekonomik değerine fiilen ulaşılamamasına yol açabilir.

Pay haczi borçlunun ortaklık sıfatını o anda sona erdirmez. Alacaklı da haciz konulmasıyla birlikte anonim şirket ortağı hâline gelmez. Haciz, payın ekonomik değerini icra takibine bağlar; payın paraya çevrilmesi ise sonraki aşamadır.

Borçlunun şirket genel kurulunda oy kullanma hakkı gibi yönetsel hakları ile payın ekonomik değeri de birbirinden ayrılmalıdır. Payın haczi, bütün ortaklık haklarının alacaklı tarafından doğrudan kullanılabileceği anlamına gelmez. Alacaklının amacı borçlunun şirket yönetimine geçmek değil, haczedilen payın ekonomik değerinden alacağını tahsil etmektir.

Anonim şirket payının nominal değeri ile gerçek piyasa değeri de aynı olmayabilir. Borçlunun nominal olarak 100 bin TL değerinde paya sahip olması, bu payların satışından mutlaka 100 bin TL elde edileceği anlamına gelmez. Şirketin mali durumu, payların piyasadaki değeri, devredilebilirliği ve şirketin geleceğine ilişkin ekonomik koşullar gerçek değeri etkileyebilir.

Borsada işlem gören bir şirketin paylarında piyasa fiyatı daha görünür olabilir. Halka açık olmayan bir aile şirketinde ise payın ekonomik değerinin belirlenmesi çok daha karmaşık hâle gelebilir. Şirketin bilançosu, varlıkları, borçları, kârlılığı ve azınlık payının ekonomik özellikleri değerlendirmede etkili olabilir.

Pay üzerinde daha önce haciz, rehin veya başka hakların bulunması da satıştan elde edilecek tutarın hangi alacaklıya ne ölçüde ulaşacağını etkileyebilir. Bir payın haczedilebilir olması ile o haczin alacaklıya yeterli tahsilat sağlayacak değerde olması birbirinden farklıdır.

Borçlunun pay sahipliğinden kaynaklanan kâr payı alacağı da payın kendisinden ayrı bir malvarlığı unsurudur. Şirket tarafından usulüne uygun kâr dağıtım kararı verilmiş ve borçlu ortak lehine bir alacak doğmuşsa, bu alacağa yönelmek ile anonim şirket payını haczetmek aynı işlem değildir.

Aynı şekilde borçlu ortağın şirkete verdiği borçtan kaynaklanan alacağı varsa, şirket bu alacak bakımından borçlu ortağa karşı üçüncü kişi konumunda olabilir. İcra dosyasında ortaklık payı, kâr payı ve ortağın şirketten olan diğer alacaklarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

Anonim şirketin tek pay sahibinin borçlu olması da şirket ile ortağın malvarlıklarını birleştirmez. Bir kişi şirketin yüzde 100'üne sahip olsa dahi şirket hesabındaki para ve şirket adına kayıtlı mallar hukuken şirket tüzel kişiliğine aittir. Borçlunun kişisel alacaklısı kural olarak ortağın payına ve kendisine ait diğer haklara yönelir.

Pay haczinin ardından borçlunun payı üçüncü kişiye devretmeye çalışması hâlinde haczin hukuki etkisi göz önünde bulundurulur. Payın türü, haczin hangi yöntemle uygulandığı ve ilgili kayıtlara nasıl işlendiği sonraki devir karşısındaki hukuki durumu belirlemede önem taşır.

Anonim şirket payının icra dosyasında gerçek bir tahsil kaynağı olup olmadığını anlayabilmek için yalnız ticaret sicilindeki ortaklık bilgisine bakmak bu yüzden yeterli değildir. Önce payın senede bağlanıp bağlanmadığı, ardından nama veya hamiline yazılı olup olmadığı yahut kayden izlenip izlenmediği belirlenmeli; daha sonra haciz ve satış yöntemi buna göre kurulmalıdır.

Anonim şirket payı, borçlunun ekonomik açıdan en değerli varlığı olabilir. Fakat bu değere ulaşmanın yolu şirketin mallarını borçlunun malları gibi görmekten değil, payın hangi hukuki biçimde mevcut olduğunu doğru tespit ederek haczi o yapıya uygun biçimde uygulamaktan geçer.