Mal Beyanında Bulunmamanın Cezası Var mıdır?
“İcra borcumu ödeyemezsem hapse girer miyim?” ile “mal beyanında bulunmazsam hakkımda hapis kararı verilebilir mi?” birbirinden farklı iki sorudur. İcra hukukunda yalnız borcun ödenmemiş olması nedeniyle kişinin hapsedilmesi söz konusu değildir. Mal beyanında bulunmama hâlinde gündeme gelebilen tazyik hapsi ise borcun ödenmemesine değil, kanunun borçluya yüklediği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dayanır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 76. maddesinde, mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar tazyik hapsi uygulanabileceği düzenlenmiştir. Kanuna göre bu hapis bir defaya mahsustur ve üç ayı geçemez.
Buradaki “üç ay” ifadesi, mal beyanında bulunmayan herkesin doğrudan üç ay cezaevinde kalacağı anlamına gelmez. Tazyik hapsinin özelliği, kişiyi belirli bir yükümlülüğü yerine getirmeye zorlamasıdır. Borçlu kanuna uygun biçimde mal beyanında bulunduğunda tazyikin amacı ortadan kalkar.
Bu yaptırım klasik anlamdaki bir hapis cezasıyla da aynı hukuki yapıda değildir. Amaç geçmişte işlenmiş bir fiilin karşılığında kişiyi cezalandırmaktan ziyade, devam eden mal beyanı yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle “mal beyanı vermemenin cezası üç ay hapistir” şeklindeki ifade, kurumun niteliğini tam olarak yansıtmaz.
Tazyik hapsinin kendiliğinden uygulanmadığı da önemlidir. Borçlunun mal beyanında bulunmadığını gören icra dairesi otomatik olarak kişiyi cezaevine göndermez. İİK 76, yaptırımın alacaklının talebi üzerine ve icra mahkemesi hâkiminin kararıyla uygulanmasını öngörmektedir.
Dolayısıyla ödeme emrinin tebliğ edilmesi ile tazyik hapsi kararı arasında hukuki bir süreç vardır. Öncelikle borçlunun mal beyanı yükümlülüğünün doğmuş olması, buna rağmen yükümlülüğün yerine getirilmemesi ve ardından alacaklının kanuni yola başvurması gerekir.
Borçlunun “hiç malım yok, bu yüzden mal beyanı veremem” düşüncesi de doğru değildir. Mal beyanı yalnız taşınmaz, araç veya banka hesabı bulunan kişiler için öngörülmüş bir kurum değildir. Gerçekten haczedilebilir malı bulunmayan borçlu da ekonomik durumunu, gelirini ve geçim kaynaklarını gerçeğe uygun şekilde bildirerek mal beyanında bulunabilir.
Örneğin işsiz, adına kayıtlı taşınmazı ve aracı bulunmayan, banka hesabında haczedilebilir parası olmayan bir borçlunun gerçekte sahip olmadığı bir malı göstermesi beklenmez. Ancak “malım yok” diyerek beyan yükümlülüğünü tamamen görmezden gelmek ile hiçbir malı bulunmadığını usulüne uygun şekilde beyan etmek aynı şey değildir.
Mal beyanında bulunmak borcu ödeme taahhüdü de değildir. Borçlu ekonomik durumunu bildirdiğinde borç ortadan kalkmaz; alacaklı da haciz ve diğer tahsil yollarını kullanmaya devam edebilir. Beyanın amacı borçlunun mevcut ekonomik durumunun icra dosyasında açıklanmasıdır.
Mal beyanında bulunulmasıyla haciz de kendiliğinden gerçekleşmez. Borçlu örneğin bir aracını beyan etmişse, aracın fiilen haczedilmesi için icra takibinde ayrıca haciz işlemlerinin yürütülmesi gerekir. Beyan, malvarlığı hakkında bilgi verilmesidir; haciz ise alacağın tahsiline yönelik ayrı bir cebri icra işlemidir.
Mal beyanının süresi ve yükümlülüğün hangi anda doğduğu takip dosyasının durumuna göre doğru belirlenmelidir. Borçlunun süresinde takibe itiraz etmiş olması ile hiçbir itirazda bulunmadan takibin kesinleşmesine izin vermesi aynı değildir.
İtiraz eden borçlunun itirazının daha sonra iptal edilmesi veya kaldırılması hâlinde İcra ve İflas Kanunu'nun 75. maddesi ayrıca önem kazanır. Kanun, itirazın iptaline veya kesin ya da geçici olarak kaldırılmasına karar verilmesi hâlinde borçlunun kararın tebliğinden itibaren üç gün içinde mal beyanında bulunmasını öngörmektedir. Karar borçlunun yüzüne karşı verilmişse süre tefhimden itibaren işlemeye başlar.
Mal beyanında bulunmamaya ilişkin mevzuatın geçmişi nedeniyle internette farklı bilgilerle karşılaşmak mümkündür. İcra ve İflas Kanunu'nun 337. maddesinin birinci fıkrasında geçmişte mal beyanında bulunmama nedeniyle ayrıca disiplin hapsi düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi, aynı eylem nedeniyle İİK 76'daki tazyik hapsinin yanında ikinci bir özgürlüğü bağlayıcı yaptırım uygulanabilmesi sorununu değerlendirerek bu fıkrayı iptal etmiştir.
Bu nedenle güncel hukuki değerlendirmede, yürürlükten kalkmış eski İİK 337/1 hükmüne dayanarak “mal beyanı vermeyen kişiye ayrıca on gün disiplin hapsi verilir” şeklinde bilgi verilmesi doğru değildir. Mal beyanında bulunmama bakımından İİK 76'daki tazyik hapsi düzenlemesi esas alınmalıdır.
Tazyik hapsi ile gerçeğe aykırı mal beyanı da birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kişinin hiç beyanda bulunmaması başka, beyanda bulunup malvarlığı hakkında gerçeğe aykırı bilgi vermesi başka bir hukuki durumdur. Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, şartları gerçekleştiğinde İcra ve İflas Kanunu'ndaki farklı yaptırım hükümlerinin değerlendirilmesini gerektirebilir.
Borçlunun mal beyanından sonra malvarlığında önemli bir değişiklik meydana gelmesi de ayrıca önem taşır. İlk beyanda gerçekten malı bulunmayan kişi daha sonra mal edinmiş veya gelirinde artış meydana gelmiş olabilir. İcra ve İflas Kanunu bu değişikliklerin bildirilmesine ilişkin ayrıca yükümlülük öngörmektedir. İlk kez mal beyanı verilmiş olması, takip devam ettiği sürece sonraki ekonomik gelişmeleri her durumda hukuken önemsiz hâle getirmez.
Tazyik hapsi borcu tahsil eden bir yöntem de değildir. Borçlunun tazyik hapsine tabi tutulması, takip konusu borcun ödendiği anlamına gelmez. Borç ayrıca devam eder ve alacaklı haczedilebilir malvarlığına karşı icra işlemlerini sürdürebilir.
Aynı şekilde borçlu borcunu ödeyemediği için tazyik hapsine tabi tutulmaz. Hapis tehdidinin konusu “parayı bul ve borcu öde” değildir; “kanunun öngördüğü mal beyanını yerine getir” yükümlülüğüdür. Bu ayrım, borç nedeniyle hapis yasağı ile mal beyanına bağlı tazyik hapsinin neden aynı hukuki kurum olmadığını da açıklar.
Mal beyanı süresi geçirilmişse yapılacak değerlendirmede yalnız “süre geçti” denilerek hareket edilmemelidir. Dosyada ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, takibe itiraz bulunup bulunmadığı, itirazın kaldırılması veya iptaline ilişkin karar varsa bunun ne zaman tebliğ ya da tefhim edildiği ve alacaklının tazyik hapsi talebinde bulunup bulunmadığı birlikte incelenmelidir.
İcra dosyasında mal beyanının ihmal edilmesi, borcun kendisinden farklı bir hukuki sorun yaratabilir. Borcu ödeyememek başka, kanunun istediği ekonomik bilgiyi vermemek başkadır. İİK 76'daki tazyik hapsi de bu ikinci yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için öngörülmüş bir cebri icra aracıdır.