Egemen Hukuk Bürosu
icra-taahhudunun-bir-taksiti-odenmezse-ne-olur

İcra Taahhüdünün Bir Taksiti Ödenmezse Ne Olur?

İcra dosyasında borcunu taksitler hâlinde ödemeyi taahhüt eden kişinin en fazla merak ettiği konulardan biri, yalnız bir taksiti zamanında ödeyemediğinde ne olacağıdır. Tek bir taksidin aksaması önemsiz kabul edilmez. Ancak “bir taksit gecikti, artık bütün borç için doğrudan hapis çıkar” şeklinde bir sonuç da kurulamaz. Öncelikle taahhüdün içeriğine ve ihlal edilen ödeme şartına bakılması gerekir.

Örneğin borçlu dört ay boyunca her ay 40 bin TL ödemeyi taahhüt etmiş ve ilk iki taksiti zamanında yatırmış olabilir. Üçüncü taksit vadesinde ödenmezse, ilk iki ödeme ortadan kalkmaz. Bu ödemeler dosya borcundan mahsup edilir. Fakat üçüncü taksit bakımından taahhüdün ihlal edilip edilmediği ayrıca gündeme gelir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi, kanunun aradığı şartları taşıyan ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilmesine imkân tanımaktadır.

Buradaki ihlal için bütün taksitlerin ödenmemiş olması gerekmez. Vadesi gelmiş tek bir taksidin ödeme şartına aykırı biçimde yerine getirilmemesi de, diğer şartlar mevcutsa, şikâyete konu olabilir.

Ancak ilk soru yine taahhüdün geçerli olup olmadığıdır. Borç miktarı, taksit tutarları ve vadeler belirsizse yalnız bir ödeme yapılmamış olmasına bakılarak İİK 340 kapsamında yaptırım uygulanması mümkün olmayabilir. Özgürlüğü etkileyen bir sonuç söz konusu olduğundan, borçlunun hangi tarihte ne kadar ödemesi gerektiği açık biçimde belirlenebilmelidir.

Taksidin vadesi de kesin olarak tespit edilmelidir. Ödeme günü henüz gelmeden ihlal oluşmaz. Örneğin taksidin 30 Ekim'de ödenmesi kararlaştırılmışsa 29 Ekim tarihinde “ödemedi” gerekçesiyle taahhüdü ihlalden söz edilemez.

Taksidin bir gün veya birkaç gün sonra ödenmesi ise farklıdır. Taahhüt belirli bir ödeme tarihine bağlanmışsa, sonradan yapılan ödeme vadesinde gerçekleşmeyen edimi geçmişe dönük olarak her durumda zamanında yapılmış hâle getirmez. Gecikmiş ödemenin şikâyet ve tazyik hapsi üzerindeki etkisi, ödeme tarihi ve yargılamanın bulunduğu aşama dikkate alınarak değerlendirilir.

Kısmi ödeme de benzer bir sorun yaratır. 50 bin TL'lik taksidin 45 bin TL'sinin yatırılması, borcu 45 bin TL azaltır; ancak taahhüt edilen taksidin tamamının yerine getirilip getirilmediği açısından kalan 5 bin TL önemini korur.

Bir taksidin ödenmemesi, alacaklının otomatik olarak borçluyu cezaevine gönderebileceği anlamına gelmez. Alacaklının kanuni süresi içinde şikâyette bulunması gerekir ve yaptırım kararı mahkeme tarafından verilir. Taahhüdün geçerliliği ile ihlal iddiası yargısal incelemeye tabidir.

Şikâyet süresi bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi önem taşır. Şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Birden fazla taksit bulunan ödeme planlarında hangi taksidin hangi tarihte ihlal edildiğinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekebilir.

Örneğin Ocak taksidi ödenmemiş fakat alacaklı bunun için süresinde şikâyette bulunmamışsa, aylar sonra Nisan taksidinin de ödenmemesi yeni ödeme tarihi bakımından ayrıca incelenebilir. Bütün ödeme planını tek bir ihlal tarihi üzerinden değerlendirmek her dosyada doğru sonuç vermeyebilir.

Borçlunun makbul bir sebebinin bulunup bulunmadığı da İİK 340 kapsamında değerlendirilir. Kanun yalnız ödeme yapılmamasını değil, ödeme şartının makbul bir sebep olmaksızın ihlal edilmesini yaptırıma bağlamaktadır. Ancak sıradan ödeme güçlüğünün her durumda makbul sebep oluşturacağı varsayılamaz.

Bir taksidin ödenmemesi haciz işlemleri bakımından da sonuç doğurabilir. Özellikle İİK 111 kapsamındaki kanuni taksitlendirmede, borçlunun taksitlerden birini zamanında ödememesi hâlinde cebri icra işlemleri ve satış süreci bakımından kanunun öngördüğü sonuçlar gündeme gelir.

Tarafların karşılıklı anlaşmayla oluşturdukları ödeme planında ise anlaşmanın metni önem kazanır. “Bir taksidin ödenmemesi hâlinde kalan borcun tamamı muaccel olur” veya takip işlemlerine devam edileceğine ilişkin hükümler bulunabilir. Böyle bir durumda yalnız İİK 340 değil, taraflar arasındaki ödeme anlaşmasının takip üzerindeki etkisi de incelenmelidir.

Burada ödeme taahhüdündeki muacceliyet kaydı ile tazyik hapsinin kapsamı birbirine karıştırılmamalıdır. Bir taksidin ödenmemesi nedeniyle tarafların anlaşmasına göre kalan borcun tamamının tahsil bakımından muaccel hâle gelmesi, henüz vadesi gelmemiş bütün taksitler yönünden otomatik olarak taahhüdü ihlal tazyik hapsi uygulanabileceği anlamına gelmez. Özgürlüğü bağlayıcı yaptırım bakımından ihlal edilen ödeme yükümlülüğünün ayrıca belirlenmesi gerekir.

Bu ayrım borçlu açısından son derece önemlidir. Örneğin altı taksitlik planda ikinci taksit ödenmediğinde, alacaklı anlaşma gereği kalan toplam borç için haciz işlemlerine devam edebilir. Fakat “ikinci taksit ödenmediği için üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı taksitler de şimdiden ihlal edilmiş sayılır” sonucuna kendiliğinden ulaşılamaz.

Borçlu geciken taksidi daha sonra öderse bu ödeme dosya borcundan düşülmelidir. Eğer hakkında tazyik hapsi uygulanmaya başlanmışsa İİK 340'ın ödeme sonrasında tahliyeye ilişkin özel düzenlemesi devreye girebilir. Kanun, borcun veya o tarihe kadar icra veznesine yatırılması gereken meblağın ödenmesi hâlinde tahliyeyi öngörmektedir.

Bununla birlikte ödeme yapılarak tahliye olunması, kalan taksitlerin ortadan kalkması anlamına gelmez. Ödeme planı devam ediyorsa sonraki vadeler geldiğinde borçlunun yeni ödeme yükümlülükleri doğar. Bu taksitlerin yeniden ihlal edilmesi hâlinde kanundaki şartlarla yeni bir şikâyet gündeme gelebilir.

Kanun aynı borç nedeniyle uygulanacak tazyik hapsinin toplam süresini de sınırlandırmıştır. Dolayısıyla her taksit için sınırsız şekilde üçer aylık hapis sürelerinin birbirine eklenebileceği düşünülmemelidir.

Bir taksidin ödenmemesinden sonra tarafların yeni bir ödeme planı üzerinde anlaşmaları da mümkündür. Ancak eski taahhüdün ve gerçekleşmiş ihlalin ne olacağı yeni anlaşmanın içeriğine göre değerlendirilmelidir. “Yeni plan yaptık, eski ihlal kendiliğinden yok oldu” düşüncesi her durumda güvenli değildir.

Özellikle ödeme tarihinin alacaklı tarafından sözlü biçimde ertelendiği iddia ediliyorsa ispat sorunu ortaya çıkabilir. Taksit tarihi değiştiriliyorsa bunun yazılı ve mümkünse icra dosyasına yansıtılmış olması, sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.

İcra taahhüdünde tek bir taksit küçük bir ayrıntı değildir. Her taksit kendi vadesinde yerine getirilmesi gereken bir ödeme yükümlülüğüdür. Fakat bir taksidin aksaması hâlinde ortaya çıkabilecek tahsil sonuçları ile İİK 340 kapsamındaki tazyik hapsi aynı şey değildir. Dosyada geçerli taahhüt, ödenmeyen taksidin miktarı ve vadesi, varsa makbul sebep, şikâyet süresi ve kalan ödeme planı ayrı ayrı incelenmelidir.