Birikmiş Nafaka Borcu İçin Tazyik Hapsi Verilebilir mi?
Nafaka dosyalarında “borç biriktiyse hapis çıkar mı?” sorusunun cevabı, toplam borç miktarına bakılarak verilemez. Beş yıllık nafaka borcu ile geçen aya ait ödenmemiş nafaka aynı icra dosyasında yer alsa bile tazyik hapsi bakımından aynı hukuki nitelikte olmayabilir. Burada belirleyici ayrım, birikmiş nafaka alacağı ile cari nafaka yükümlülüğü arasındadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilmesini öngörmektedir. Ancak bu düzenleme, geçmişte ödenmemiş bütün nafaka taksitlerinin süresiz olarak hapis tehdidi altında kalacağı anlamına gelmez.
Nafaka aylık dönemler hâlinde doğan bir borçtur. Mahkeme örneğin her ay 10 bin TL iştirak nafakasına hükmetmişse, her ay yeni bir ödeme yükümlülüğü ortaya çıkar. Borçlu bu ödemeleri yapmadığında taksitler zaman içinde birikir ve toplam bir para alacağına dönüşür.
Birikmiş nafaka alacağının para borcu olarak icra yoluyla tahsil edilmesi mümkündür. Borçlunun banka hesabına, ücretine, aracına, taşınmazına veya kanunen haczedilebilen diğer malvarlığına yönelinmesi gündeme gelebilir. Geçmiş nafaka taksitlerinin eski olması, borcun kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Tazyik hapsi ise farklı bir amaca sahiptir. İİK 344'teki yaptırım, nafaka kararının güncel olarak yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir. Nafakanın temelinde, alacaklının devam eden geçim ihtiyacının karşılanması bulunur. Bu sebeple çok eski dönemlerden kalmış birikmiş nafaka ile yakın dönemde ödenmemiş cari nafaka arasında tazyik hapsi bakımından ayrım yapılır.
Örneğin 2022 ve 2023 yıllarından kalan nafaka borçlarının 2026 yılında topluca icraya konulması hâlinde, bu eski borçların tahsili için haciz yollarına başvurulabilir. Ancak yalnız bu eski birikmiş tutarın varlığından hareketle İİK 344 kapsamında güncel bir tazyik hapsi sonucu çıkarılması doğru olmaz.
Buna karşılık devam eden nafaka kararına rağmen takip sürecinde son aylara ait nafaka taksitlerinin ödenmemesi, şartları oluştuğunda İİK 344 kapsamında şikâyete konu olabilir. Burada hangi aya ait nafakanın ödenmediği açık biçimde belirlenmelidir.
Bu ayrım, “birikmiş nafaka için hiçbir zaman hapis olmaz” şeklinde de anlaşılmamalıdır. Bir nafaka taksidi ödenmediği anda cari nitelikteyken kanuni şikâyet süresi içinde yaptırım sürecine konu edilebilir. Zaman geçtikçe bu alacağın birikmiş borç hâline gelmesi, özellikle şikâyet süreleri bakımından sonucu değiştirir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi bu nedenle önemlidir. İcra suçlarına ilişkin şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Yıllar önce ödenmeyen nafaka taksidinin yıllar sonra öğrenildiği ileri sürülerek bu üst sürenin aşılması mümkün değildir.
Nafaka borçlarında her aylık taksidin ayrı ödeme tarihi bulunması, süre hesabını da etkiler. Ocak ayı nafakası ile Şubat ayı nafakasının ihlal tarihleri aynı değildir. Bir ay bakımından şikâyet süresi geçmişken daha sonraki bir ay bakımından hâlen başvuru imkânı bulunabilir.
Bu nedenle şikâyet dilekçesinde yalnız “borçlunun 300 bin TL nafaka borcu vardır” denilmesi yeterli bir değerlendirme sağlamaz. Bu 300 bin TL'nin hangi aylardan oluştuğu, hangi dönemlerin şikâyet kapsamında bulunduğu ve hangi ödemelerin yapıldığı belirlenmelidir.
Kısmi ödemeler de hesaplamayı etkiler. Borçlu bazı aylarda tam, bazı aylarda eksik ödeme yapmış olabilir. Banka hareketleri ile nafaka kararındaki aylık tutarlar karşılaştırılmadan hangi dönemin gerçekten ödenmediği anlaşılamaz.
Ödeme açıklamalarının önemi burada ortaya çıkar. Borçlu banka hesabına düzenli para göndermiş fakat hangi aya ait nafaka olduğunu belirtmemişse, ödemelerin hangi borca mahsup edileceği konusunda uyuşmazlık çıkabilir. Özellikle hem geçmiş nafaka borcu hem de cari nafaka aynı anda devam ediyorsa ödeme kayıtlarının açık tutulması önemlidir.
Nafaka miktarının zaman içinde değişmesi de birikmiş borcun hesabını zorlaştırabilir. Mahkeme daha sonra nafakayı artırmış veya azaltmış olabilir. Kararda yıllık artış hükmü bulunabilir. Her dönem için geçerli tutar ayrı hesaplanmadan yalnız son nafaka miktarının geçmiş bütün aylara uygulanması doğru olmayabilir.
Tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasının hangi tarihler arasında yürürlükte olduğu da kontrol edilmelidir. Boşanma davası sırasında hükmedilen tedbir nafakasının daha sonra başka bir nafaka türüne dönüşmesi hâlinde borç hesabı kararların tarihleri üzerinden yapılmalıdır.
Nafaka kararının sonradan kaldırılması da geçmiş borçları kendiliğinden silmez. Kaldırma kararının hangi tarihten itibaren sonuç doğurduğu belirlenmeli; o tarihe kadar doğmuş nafaka taksitlerinin hukuki durumu ayrıca incelenmelidir.
Tazyik hapsi kararı verilmiş ve infaz başlamışsa, nafaka kararının gereğinin yerine getirilmesinin tahliye bakımından etkisi İİK 344 çerçevesinde değerlendirilir. Bu özellik yaptırımın, geçmişteki davranışı cezalandırmaktan çok nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olduğunu gösterir.
Ancak tazyik hapsi uygulanması nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Borçlu hapis süresini tamamlamış olsa dahi ödenmemiş nafaka alacağı tahsil edilmemişse para borcu ayrıca varlığını sürdürebilir. Hapis ile borcun tahsili birbirinin yerine geçen kurumlar değildir.
Aynı şekilde geçmiş dönem için şikâyet süresinin geçirilmiş olması da o nafaka alacağının mutlaka ortadan kalktığı anlamına gelmez. Şikâyet yoluyla tazyik hapsi istenememesi ile para alacağının cebri icra yoluyla tahsil edilip edilemeyeceği farklı meselelerdir.
Bu ayrım alacaklı açısından da borçlu açısından da önemlidir. Alacaklı, yıllar önceki nafaka alacağını tahsil edebilme hakkıyla güncel tazyik hapsi şikâyetini aynı hukuki araç sanmamalıdır. Borçlu da eski taksitler yönünden tazyik hapsi şartlarının bulunmamasını “nafaka borcu silindi” şeklinde yorumlamamalıdır.
Birikmiş nafaka dosyasında sağlıklı değerlendirme için toplam rakamdan önce aylık borç tablosuna bakmak gerekir. Hangi ayda ne kadar nafaka doğduğu, hangi ödemenin hangi aya ait olduğu, nafaka miktarının ne zaman değiştiği ve hangi taksitlerin İİK 344 bakımından şikâyet süresi içinde kaldığı belirlendiğinde hem tahsil edilebilir borç hem de tazyik hapsi riski doğru biçimde ortaya çıkar.