Egemen Hukuk Bürosu
Haczedilen ve muhafaza altına bırakılan malın saklanması, kaçırılması veya teslim edilmemesinin hukuki sonuçları

Haczedilen Malı Saklamanın veya Kaçırmanın Cezası Var mıdır?

Bir eşyanın haczedilmiş olması, o eşyanın aynı anda bulunduğu yerden alınarak icra deposuna götürüleceği anlamına gelmez. Haczedilen taşınır bazen borçlunun veya üçüncü kişinin elinde bırakılabilir, bazen de yediemine teslim edilir. Mal fiziksel olarak aynı yerde duruyor olsa bile hacizle birlikte üzerinde cebri icra sürecinden kaynaklanan hukuki bir statü oluşur.

Bu noktadan sonra “mal benim, istediğim yere götürürüm” düşüncesi ciddi sorunlara yol açabilir. Hacizli malın gizlenmesi, satış veya muhafaza işlemlerini engelleyecek şekilde başka yere götürülmesi, teslim talebine rağmen verilmemesi ya da yediemine bırakılmış mal üzerinde tasarrufta bulunulması olayın özelliklerine göre yalnız icra hukuku değil, ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir.

Öncelikle haciz ile muhafaza işlemini birbirinden ayırmak gerekir. Haciz, borçlunun malının alacağın tahsili amacıyla cebri icra sürecine bağlanmasıdır. Muhafaza ise haczedilmiş malın korunmasını ve gerektiğinde satış için hazır bulundurulmasını sağlayan ayrı bir işlemdir.

Haczedilen eşyanın borçlunun elinde bırakılması, haczin kalktığı anlamına gelmez. Eşya kullanılmaya devam ediliyor olabilir; fakat icra dosyasındaki haciz hukuken varlığını sürdürür. Malın sonraki durumunun değerlendirilmesinde haciz tutanağının içeriği ve eşyanın kime, hangi sıfatla bırakıldığı önem taşır.

Özellikle yedieminlik burada belirleyicidir. Bir mal yediemine teslim edildiğinde, teslim alan kişi artık eşyayı yalnız kendi malıymış gibi serbestçe değerlendiremez. Yediemin, kendisine bırakılan malı korumak ve yetkili makam istediğinde teslim etmekle yükümlüdür.

Haciz sırasında borçlunun kendisi de bazı hâllerde yediemin olarak bırakılabilir. Bu durumda kişinin aynı zamanda malın sahibi olması, yedieminlikten doğan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Mülkiyet hakkı ile malın cebri icra amacıyla muhafaza edilmesi farklı hukuki düzlemlerdir.

Malın yerinin değiştirilmesi de her olayda otomatik olarak suç anlamına gelmez. Örneğin işyerindeki hacizli bir makinenin zorunlu bir sebeple aynı işletmenin başka bölümüne alınması ile icra müdürlüğünün ulaşmasını engellemek amacıyla bilinmeyen bir adrese götürülmesi aynı şekilde değerlendirilemez.

Burada davranışın niteliği, malın kime teslim edildiği, kişinin hukuki sıfatı, teslim veya muhafaza yükümlülüğü, icra dosyasındaki kayıtlar ve malın sonradan bulunup bulunmadığı birlikte incelenir.

Hacizli malın satılması da ayrıca dikkat gerektirir. Borçlu hacizden sonra malı üçüncü kişiye devretmiş olabilir. Haczin üçüncü kişiye karşı etkisi ve cebri icra işlemlerinin devam edip etmeyeceği icra hukuku kurallarına göre değerlendirilirken, malın özellikle hacizden kurtarılması amacıyla gizlenmesi veya muhafaza yükümlülüğüne aykırı davranılması ayrıca yaptırım tartışması doğurabilir.

Hacizli malın başkasına devredilmiş olması, haczi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle sicile kayıtlı araçlarda haciz kaydı devam ettiği sürece sonraki işlemler bu kayıt dikkate alınarak değerlendirilir. Taşınırın fiilen el değiştirmesi ile üzerindeki haczin hukuki durumu aynı mesele değildir.

Ceza hukuku açısından ise olayın yalnız “hacizli mal ortada yok” şeklinde ele alınması yeterli değildir. Malın kime teslim edildiği ve hangi yükümlülüğün ihlal edildiği belirlenmeden suç vasfı kurulamaz.

Yediemine teslim edilen mal bakımından Türk Ceza Kanunu'nun muhafaza görevini kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümleri gündeme gelebilir. TCK 289, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli, hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişinin cezai sorumluluğunu düzenlemektedir.

Bu düzenleme özellikle yediemin sıfatının neden önemli olduğunu gösterir. Malın yediemine resmen teslim edilmiş olması ile yalnız haciz tutanağında kayıt altına alınmış bulunması arasında ceza sorumluluğu bakımından fark oluşabilir.

Örneğin haczedilmiş bir makine borçluya yediemin olarak bırakılmış ve daha sonra icra müdürlüğü satış veya muhafaza amacıyla bu makinenin teslimini istemişse, “makineyi sattım, artık bende değil” şeklindeki açıklama yalnız icra dosyasındaki bir sorun olarak kalmayabilir.

Benzer biçimde malın parçalanması, tüketilmesi, gizlenmesi veya teslim edilmesini imkânsızlaştıracak şekilde elden çıkarılması, olayın koşullarına göre kişinin muhafaza yükümlülüğüyle bağdaşmayabilir.

Bununla birlikte malın çalınması, yangında yok olması veya kişinin iradesi dışında kaybolması gibi olaylarda otomatik olarak cezai sorumluluk sonucu çıkarılamaz. Kişinin malın ortadan kalkmasında kusurunun veya kastının bulunup bulunmadığı, olayın nasıl gerçekleştiği ve bunu belgeleyen kayıtlar değerlendirilmelidir.

Malın gerçekten çalınması hâlinde kolluk başvurusu, kamera kayıtları, sigorta bildirimi veya olayın hemen icra dosyasına bildirilmesi gibi unsurlar daha sonra yapılacak değerlendirmede önem kazanabilir. Malın kaybolduğunu söylemekle kaybın koşullarını belgelemek aynı şey değildir.

Üçüncü kişinin durumu da ayrıca ele alınmalıdır. Hacizli malı sonradan elinde bulunduran herkes kendiliğinden yediemin sayılmaz. Kişinin malı hangi şekilde devraldığı, hacizden haberdar olup olmadığı ve mal üzerinde hangi işlemleri yaptığına göre farklı hukuki hükümler gündeme gelebilir.

Hacizli eşyanın yerinin değişmesi gerekiyorsa bunu gizlice yapmak yerine icra dosyasındaki statüye uygun hareket edilmesi daha güvenlidir. Özellikle yediemin sıfatıyla teslim alınmış mallarda icra müdürlüğünün bilgisi ve gerekli izinlerin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

Haczedilmiş bir malın kaybolması veya teslim edilememesi ayrıca alacaklının cebri icra sürecini de etkiler. Satılması planlanan mal bulunamazsa alacağın bu mal üzerinden tahsili mümkün olmayabilir ve dosyada başka haciz işlemlerine yönelinmesi gerekebilir.

Bu tür olaylarda aynı davranışın birden fazla hukuki sonucu bulunabilir. Bir tarafta haczin ve satış işlemlerinin devam edip etmeyeceği, diğer tarafta yedieminin hukuki sorumluluğu, zarar doğmuşsa tazmin yükümlülüğü ve şartları varsa ceza sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir.

Haczedilen malı saklama veya kaçırma iddiasında ilk bakılması gereken şey malın yalnız hacizli olup olmadığı değildir. Malın kime ve hangi sıfatla bırakıldığı, kişinin hangi muhafaza yükümlülüğünü üstlendiği ve mal üzerinde daha sonra ne yaptığı belirleyicidir. Özellikle yediemin olarak teslim alınan hacizli mal üzerinde teslim amacıyla bağdaşmayan tasarruflar, basit bir icra dosyası sorunundan çıkıp cezai sorumluluk alanına girebilir.