İcra Müdürlüğünün İşlem Yapmamasına Karşı Ne Yapılabilir?
İcra dosyasında sorun her zaman icra müdürlüğünün yanlış bir işlem yapması şeklinde ortaya çıkmaz. Bazen alacaklı veya borçlu usulüne uygun bir talepte bulunmasına rağmen müdürlük hiçbir işlem yapmaz, talep hakkında karar vermez ya da yapılması gereken işlemi uzun süre bekletir. İcra hukukunda bu hareketsizliğe karşı da başvuru yolu bulunmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi yalnız icra dairesinin yaptığı işlemlerin şikâyet edilmesini düzenlemez. Kanun, bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılması hâlinde de icra mahkemesine şikâyet yolunu açık tutar.
Bu düzenleme önemlidir; çünkü icra müdürlüğünün sessiz kalması tarafın belirsiz süre boyunca beklemek zorunda olduğu anlamına gelmez. Kanunun icra müdürlüğüne yüklediği bir görevin yerine getirilmemesi de yargısal denetime konu olabilir.
Örneğin alacaklı haciz talebinde bulunmuş, gerekli masrafları yatırmış ve talebin yerine getirilmesi için kanuni şartlar oluşmuş olabilir. Buna rağmen talep hakkında hiçbir işlem yapılmıyorsa, müdürlüğün hareketsizliğinin hukuki niteliği değerlendirilmelidir.
Benzer bir sorun satış sürecinde ortaya çıkabilir. Kanuni şartları yerine getirilmiş bir satış talebi dosyada bekletilebilir veya tarafın yaptığı başvuru hakkında herhangi bir karar oluşturulmayabilir. Böyle bir durumda yalnız icra dairesine tekrar tekrar aynı dilekçeyi vermek tek seçenek değildir.
Borçlu açısından da müdürlüğün işlem yapmaması hak kaybına neden olabilir. Örneğin dosyaya ödeme yapılmış olmasına rağmen gerekli hesaplama veya dosya işlemleri gerçekleştirilmiyor, kaldırılması gereken bir haciz konusunda talep karara bağlanmıyor ya da borçlunun hukuken değerlendirilmesi gereken istemi cevapsız bırakılıyor olabilir.
Burada ilk yapılması gereken, icra müdürlüğüne gerçekten usulüne uygun bir talep sunulup sunulmadığını kontrol etmektir. Sözlü olarak personele bir işlem sorulması ile UYAP üzerinden veya dosyaya sunulan dilekçeyle açık bir talepte bulunulması aynı şey değildir.
Talebin dosyada kayıtlı olması, hem icra müdürlüğünün hangi konuda işlem yapmadığını ortaya koyar hem de daha sonra yapılacak şikâyette somut bir dayanak oluşturur. Talep tarihi, talebin içeriği ve varsa yatırılması gereken giderlerin yatırılıp yatırılmadığı bu aşamada önemlidir.
İcra müdürlüğünün her talebi kabul etmek zorunda olduğu da düşünülmemelidir. Müdürlük talebi hukuka aykırı buluyorsa reddedebilir. Fakat reddetme ile talep hakkında hiç karar vermemek birbirinden farklıdır.
Talep reddedilmişse ortada şikâyet edilebilecek açık bir müdürlük işlemi vardır. Talep hakkında hiçbir karar verilmemişse ise bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sürüncemede bırakılması gündeme gelebilir.
Bu ayrım şikâyet süresi bakımından özellikle önem taşır. İİK 16'daki genel kurala göre bir icra işleminin şikâyet süresi, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Ancak bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet her zaman yapılabilir.
Dolayısıyla müdürlüğün belirli bir tarihte verdiği ret kararına karşı yapılacak şikâyet ile hiçbir işlem yapılmamasına karşı başvuru aynı süre rejimine tabi olmayabilir.
Burada “her zaman şikâyet edilebilir” ifadesi, dosyanın yıllarca takip edilmemesinin hiçbir başka hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Takibin türüne göre haciz isteme, satış talep etme veya başka işlemlere ilişkin özel süreler bulunabilir. İcra müdürlüğünün hareketsizliğine karşı şikâyetin süresiz olması, tarafın diğer kanuni sürelerini kendiliğinden korumaz.
Bu nedenle örneğin satış talebinde bulunulması gereken süre yaklaşırken “müdürlük zaten işlem yapmadı” düşüncesiyle beklemek riskli olabilir. Tarafın kendi üzerine düşen işlemleri süresinde yerine getirip getirmediği ayrıca kontrol edilmelidir.
İcra mahkemesine yapılacak şikâyette, müdürlükten hangi işlemin ne zaman talep edildiği ve bu talebin neden yerine getirilmesi gerektiği açık biçimde anlatılmalıdır. Talep dilekçesi, UYAP kaydı, masraf makbuzu ve dosyadaki diğer ilgili belgeler başvurunun anlaşılmasını kolaylaştırır.
Mahkemeden istenecek hukuki sonuç da doğru kurulmalıdır. Sorun, icra müdürlüğünün yapması gereken bir işlemi yerine getirmemesi ise şikâyetin amacı yalnız müdürlüğün davranışını eleştirmek değildir. Esas amaç, kanuna uygun icra işleminin gerçekleştirilmesini sağlamaktır.
İcra mahkemesi, şikâyeti incelerken talep edilen işlemin gerçekten kanunen yapılması gerekip gerekmediğini değerlendirir. Tarafın istediği işlem kanuna aykırıysa, müdürlüğün bunu yapmaması şikâyetin kabulünü gerektirmez.
Örneğin alacaklı kanunen haczedilemeyecek bir malın haczedilmesini talep etmiş ve müdürlük bu talebi yerine getirmemişse, yalnız “talebim cevapsız kaldı” denilerek istenen haczin yapılması sağlanamaz. Önce talebin hukuka uygunluğu incelenir.
Aynı durum borçlu bakımından da geçerlidir. Borçlunun haczin kaldırılması talebinde bulunmuş olması, haczin mutlaka kaldırılması gerektiği anlamına gelmez. Müdürlük talep hakkında karar vermek durumunda olabilir; fakat talebin kabul edilip edilmeyeceği hukuki şartlara bağlıdır.
İcra müdürlüğünün yoğun olması veya dosyada çok sayıda işlem bulunması da her gecikmeyi otomatik olarak hukuka aykırı hâle getirmez. Şikâyet bakımından gecikmenin niteliği, işlemin gerektirdiği süreç ve dosyanın koşulları dikkate alınır.
Buna karşılık kanunen yapılması gereken basit bir işlemin haklı bir neden olmaksızın belirsiz süre boyunca bekletilmesi, tarafın cebri icradan etkin biçimde yararlanmasını engelleyebilir. İcra hukukunda alacağın tahsili çoğu zaman zamanla doğrudan bağlantılıdır; geciken haciz veya satış işlemi malvarlığının el değiştirmesi gibi sonuçlara yol açabilir.
Şikâyet başvurusunun yapılmış olması da icra dosyasındaki diğer sürelerin takip edilmesini gereksiz hâle getirmez. İcra dosyası ile icra mahkemesindeki şikâyet dosyası paralel biçimde izlenmelidir.
İcra müdürlüğünün işlem yapmadığı bir dosyada en sağlıklı sıra; önce yapılması istenen işlemin açık ve belgelenebilir biçimde müdürlüğe sunulması, ardından talebin hukuki şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığının kontrol edilmesi ve müdürlüğün haklı bir neden olmaksızın hareketsiz kalması hâlinde İİK 16 kapsamındaki şikâyet yolunun değerlendirilmesidir.
İcra hukukunda bazen sorun verilen yanlış bir karardan değil, hiç karar verilmemesinden kaynaklanır. Kanun, tarafı böyle bir durumda sınırsız biçimde beklemeye mahkûm etmez; yapılması gereken bir icra işleminin yerine getirilmemesi de icra mahkemesinin denetimine taşınabilir.