Egemen Hukuk Bürosu
İcra hukukunda süresiz şikâyet ve yedi günlük genel şikâyet süresinin istisnaları

Süresiz Şikâyet Nedir?

İcra hukukunda süreler çoğu zaman kısa ve kesindir. Bir icra müdürlüğü işlemine karşı şikâyette genel kural, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurulmasıdır. Buna rağmen bazı hukuka aykırılıklar vardır ki aradan yedi gün geçmiş olması, bunların mahkeme önüne taşınmasını tek başına engellemez. Uygulamada bu durum süresiz şikâyet olarak adlandırılır.

Süresiz şikâyet, “icra dosyasındaki her eski işlem her zaman şikâyet edilebilir” anlamına gelmez. Tam tersine istisnai niteliktedir. Hangi işlemin süreye bağlı, hangisinin süresiz şikâyete konu olabileceği belirlenirken ileri sürülen hukuka aykırılığın niteliğine bakılır.

İİK 16 bu konuda açık bir düzenleme içerir. Kanuna göre bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz yere sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet her zaman yapılabilir.

Buradaki ilk durum, icra müdürlüğünün kanunen yerine getirmesi gereken bir hakkı yerine getirmemesidir. Taraf gerekli şartları sağlamış ve müdürlükten belirli bir işlem talep etmiş olmasına rağmen müdürlük bu işlemi yapmıyorsa, ortada tek seferde gerçekleşip sona ermiş bir işlemden farklı bir hukuki durum bulunabilir.

İkinci durum ise işlemin sebepsiz biçimde sürüncemede bırakılmasıdır. Müdürlük talebi açıkça reddetmemekte fakat işlemi de gerçekleştirmemektedir. Kanun, tarafın böyle bir hareketsizlik karşısında yalnız yedi günlük süre nedeniyle başvuru hakkını kaybetmesini kabul etmemiştir.

Ancak icra müdürlüğünün açık bir ret kararı vermesiyle hiçbir karar vermemesi arasındaki fark korunmalıdır. Müdürlük talebi belirli bir tarihte reddetmiş ve ilgili kişi bu kararı öğrenmişse, ortada artık somut bir icra işlemi vardır. Bu işlemin genel şikâyet süresine tabi olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.

Süresiz şikâyetin uygulamada kabul edilen diğer önemli alanı kamu düzenine aykırılıktır. İcra hukukunun temel kurallarını, cebri icra sisteminin yapısını veya tarafların tasarrufuna bırakılmamış emredici esasları ağır biçimde ihlal eden bazı işlemler bakımından süre geçmesi hukuka aykırılığı dokunulmaz hâle getirmez.

Fakat “kamu düzenine aykırılık” kavramı sınırsız değildir. Her kanuna aykırılık kamu düzenine aykırılık sayılmaz. Aksi hâlde İİK 16'daki yedi günlük genel şikâyet süresinin uygulanabileceği alan neredeyse kalmazdı.

Örneğin tarafın yalnız kendi özel menfaatini koruyan bir usul kuralının ihlal edildiğini ileri sürmesi ile icra organının kanunen sahip olmadığı bir yetkiyi kullanması aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir. Süresiz şikâyetin mümkün olup olmadığı somut işlemin hukuki niteliğine göre belirlenir.

Bu ayrım özellikle hacizlerde önemlidir. Bir malın haczedilemez olduğu iddiası ileri sürüldüğünde, “haczedilmezlik kamu düzenindendir, o hâlde her zaman şikâyet edebilirim” şeklinde genel bir sonuca varmak doğru değildir.

Örneğin meskeniyet iddiasının kendine özgü süre kuralları vardır. Borçlunun hâline münasip evinin haczedildiğini ileri sürmesi, başvuruyu kendiliğinden süresiz hâle getirmez. Haczin öğrenildiği tarih ve uygulanacak özel hükümler dikkate alınmalıdır.

Maaş haczi, emekli aylığı veya özel kanunlarla korunan gelirler bakımından da aynı yöntem izlenmelidir. Haczedilmezliğin kaynağı, kişinin rızasının hukuki etkisi ve ilgili özel düzenleme incelenmeden yalnız “süresiz şikâyet” kavramına dayanmak yeterli değildir.

Yetkiyle ilgili hukuka aykırılıklar da her durumda süresiz değildir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi gereken hâller ile görev veya kamu düzenine ilişkin ağır aykırılıklar birbirinden ayrılmalıdır. İcra hukukunda “yetki” kelimesinin kullanılması, başvurunun otomatik olarak süre dışına çıkmasını sağlamaz.

Süresiz şikâyet kavramının en fazla yanlış anlaşıldığı noktalardan biri de eski dosyalardır. Bir icra dosyasının yıllardır açık olması, dosyadaki bütün işlemlerin bugün yeniden şikâyet edilebileceği anlamına gelmez. Süreye tabi bir işlem zamanında şikâyet edilmemişse, dosyanın hâlen açık olması o süreyi yeniden başlatmaz.

Aynı şekilde yeni bir icra işleminin yapılması, geçmişteki her işlemin şikâyet süresini canlandırmaz. Örneğin eski bir haciz işlemine ilişkin süre geçirilmişse daha sonra satış aşamasına geçilmesi, kural olarak geçmiş haciz işlemine karşı yeni bir genel şikâyet süresi yaratmaz. Satış aşamasındaki yeni işlemler ise kendi hukuki rejimleri içinde ayrıca incelenir.

Şikâyetin süresiz olması ile icra dosyasındaki diğer sürelerin bulunmaması da birbirine karıştırılmamalıdır. Alacaklının haciz veya satış talebi bakımından uyması gereken süreler, borçlunun başka başvuru yolları veya ihalenin feshine ilişkin özel süreler varlığını koruyabilir.

Süresiz şikâyet, tarafın yıllarca beklemesinin her zaman hukuken risksiz olduğu anlamına da gelmez. Zaman geçtikçe icra dosyasında yeni işlemler yapılabilir, mallar satılabilir, üçüncü kişilerin hakları doğabilir veya uyuşmazlığın yapısı değişebilir. Hukuken süreye bağlı olmayan bir başvurunun dahi gecikmeden yapılması çoğu zaman daha sağlıklı sonuç verir.

Şikâyet dilekçesinde “bu husus kamu düzenine ilişkindir ve süresiz şikâyete tabidir” demek tek başına yeterli değildir. Neden süresiz şikâyetin söz konusu olduğu hukuken açıklanmalıdır. Hangi hakkın yerine getirilmediği, hangi işlemin sürüncemede bırakıldığı veya işlemin hangi yönüyle kamu düzenini ihlal ettiği ortaya konulmalıdır.

İcra mahkemesi de yalnız başvuruda kullanılan “süresiz şikâyet” ifadesine göre hareket etmez. Önce uyuşmazlığın niteliğini belirler. Başvurunun gerçekte yedi günlük süreye tabi olduğu sonucuna ulaşırsa süre aşımı, uyuşmazlığın esasının incelenmesine engel olabilir.

Bu yüzden süresi geçmiş bir icra işlemine karşı başvuru hazırlanırken ilk soru “bunu süresiz şikâyet diye adlandırabilir miyiz?” olmamalıdır. Asıl mesele, ileri sürülen hukuka aykırılığın gerçekten kanunun süre aramadığı nitelikte olup olmadığıdır.

Süresiz şikâyet icra hukukunda önemli bir güvence olmakla birlikte, kaçırılmış her süreyi telafi eden genel bir yol değildir. İİK 16'nın istisnası, ancak hakkın yerine getirilmemesi, işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılması veya niteliği gereği süreyle korunamayacak kamu düzenine ilişkin hukuka aykırılıklar bulunduğunda gerçek anlamını kazanır.