Egemen Hukuk Bürosu
İcra müdürlüğü işlemine karşı şikâyetin icra takibine ve devam eden işlemlere etkisi

İcra Şikâyeti Takibi Durdurur mu?

İcra müdürlüğünün yaptığı bir işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünen kişi icra mahkemesine şikâyette bulunduğunda, çoğu zaman ilk beklenti icra dosyasındaki işlemlerin artık devam etmeyeceğidir. Oysa şikâyet dilekçesinin mahkemeye verilmesi ile icra takibinin durması aynı şey değildir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 22. maddesindeki temel kural açıktır: Şikâyet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.

Bunun pratik karşılığı şudur: İcra müdürlüğü işlemine karşı şikâyet yapılmış olsa bile mahkeme tarafından icranın durdurulmasına ilişkin bir karar verilmemişse, takip kural olarak kaldığı yerden devam edebilir.

Bu ayrım özellikle haciz ve satış aşamasında büyük önem taşır. Şikâyetçi, mahkemeye başvurmuş olmasını yeterli görerek dosyayı takip etmezse, şikâyet incelenirken icra dosyasında yeni işlemler yapılabilir.

Örneğin borçlu bir haciz işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurmuş olabilir. Yalnız bu başvuru nedeniyle icra müdürlüğünün dosyadaki bütün işlemleri kendiliğinden durdurması gerekmez.

Benzer biçimde alacaklı, icra müdürlüğünün verdiği bir kararı şikâyet etmiş olabilir. Şikâyetin yapılması takipteki diğer işlemleri otomatik olarak askıya almaz.

Burada “takibin durdurulması” ile “şikâyet konusu işlemin durdurulması” arasında da fark bulunabilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre bütün icra takibinin değil, belirli bir işlemin ilerlemesinin önlenmesi yeterli olabilir.

Örneğin uyuşmazlık satışa ilişkin belirli bir müdürlük işlemi hakkındaysa, şikâyetçinin asıl amacı dosyanın tamamını durdurmaktan çok satış işleminin geri dönülmesi güç bir aşamaya ulaşmasını engellemek olabilir.

İcra mahkemesi, şikâyet konusu ve dosyanın özelliklerine göre icranın durdurulmasına karar verebilir. Fakat böyle bir kararın verilmesi otomatik değildir. Şikâyetçinin yalnız başvuru yapmış olması, mahkemenin mutlaka durdurma kararı vereceği anlamına gelmez.

Durdurma talep ediliyorsa bunun dilekçede açıkça ortaya konulması önemlidir. Şikâyet edilen işlem devam ettiği takdirde ne tür bir hukuki sonuç doğacağı ve neden mahkeme kararına kadar beklenmesi gerektiği açıklanmalıdır.

Özellikle satış işlemlerinde zamanlama kritik olabilir. Haczedilen malın satış süreci ilerlemiş ve ihale tarihi yaklaşmışsa, yalnız şikâyet dosyasının açılmış olması satışın kendiliğinden ertelendiği anlamına gelmez.

Bu noktada icra dosyası ile icra mahkemesindeki şikâyet dosyasının birlikte takip edilmesi gerekir. Şikâyet mahkemede incelenirken icra müdürlüğündeki dosyanın hangi aşamada bulunduğu ayrıca kontrol edilmelidir.

Şikâyetin kabul edilmesi hâlinde mahkeme, hukuka aykırı işlemin iptaline veya düzeltilmesine karar verebilir. Ancak bu sonucun daha sonra ortaya çıkacak olması, şikâyet devam ederken gerçekleşen her işlemin kendiliğinden bekleyeceği anlamına gelmez.

Bu sebeple geri dönülmesi güç bir icra işlemi söz konusuysa, yalnız esas hakkındaki şikâyetin güçlü olması yeterli görülmemelidir. İcra işleminin mahkeme incelemesi tamamlanmadan devam etmesinin yaratacağı risk de değerlendirilmelidir.

Şikâyet ile borca itiraz arasındaki fark burada tekrar önem kazanır. İlamsız takipte süresinde yapılan borca itiraz, kanunun öngördüğü şartlarda takibin durması sonucunu doğurabilir. İcra müdürlüğü işlemine karşı şikâyette ise İİK 22 gereğince aynı otomatik sonuç bulunmaz.

Bu nedenle borçlunun “icra mahkemesine dilekçe verdim, artık takip durmuş olmalı” düşüncesi tehlikelidir. Verilen dilekçenin hukuki niteliği belirlenmeden takibin durup durmadığı anlaşılamaz.

İcranın geri bırakılması da şikâyetle karıştırılmamalıdır. Özellikle ilamlı icrada kanun yolu veya İİK'daki özel hükümler çerçevesinde gündeme gelen icranın geri bırakılması, icra müdürlüğü işlemine karşı genel şikâyetten farklı bir hukuki kurumdur.

Aynı şekilde menfi tespit davası, istirdat davası veya istihkak iddiası gibi başka hukuki yolların takibe etkisi kendi özel hükümlerine göre belirlenir. “Mahkemeye başvurdum” cümlesi tek başına icra işlemlerinin durduğunu göstermez.

Durdurma kararı verilmişse bu kararın kapsamı da dikkatle okunmalıdır. Mahkeme bütün takip işlemlerini mi durdurmuştur, yalnız satışı mı engellemiştir, yoksa belirli bir müdürlük işleminin uygulanmasını mı askıya almıştır? Sonraki işlemler kararın kapsamına göre değerlendirilir.

Kararın icra dosyasına ulaşması da uygulamada önemlidir. Mahkemenin verdiği durdurma kararının ilgili icra müdürlüğü tarafından bilinmesi ve dosyaya işlenmesi gerekir. Acil durumlarda kararın dosyaya yansımasının takip edilmesi, özellikle satış veya muhafaza gibi işlemler yaklaşmışsa önem kazanır.

Şikâyet reddedilirse ve daha önce verilmiş bir durdurma kararı varsa, bu kararın sonraki hukuki durumu da mahkeme kararının içeriğine göre değerlendirilir. Şikâyet kararına karşı kanun yoluna başvurulması da her durumda kendiliğinden aynı durdurucu etkiyi yaratmayabilir.

İcra şikâyetinde en riskli varsayım, “mahkemeye başvurdum, artık icra dosyasında hiçbir şey yapılamaz” düşüncesidir. İİK 22 bunun tersini esas alır: Şikâyet başvurusu ile durdurma kararı birbirinden ayrı işlemlerdir.

Bu nedenle şikâyet hazırlanırken yalnız icra müdürlüğünün işleminin neden hukuka aykırı olduğu değil, şikâyet sonuçlanıncaya kadar icra dosyasında neler yaşanabileceği de düşünülmelidir. Bazen hukuki korumanın etkili olabilmesi, şikâyetin yapılmasından çok zamanında durdurma talep edilmesine ve verilen kararın icra dosyasına uygulanmasına bağlıdır.