İcra Dosyasındaki Masraf ve Harçlara İtiraz Edilebilir mi?
Bir icra dosyasındaki toplam borca bakıldığında ana para ve faizin yanında farklı isimlerle gösterilen harç ve masraf kalemleriyle karşılaşılır. Tebligat gideri, haciz masrafı, satış gideri, bilirkişi veya kıymet takdiri giderleri ile kanundan kaynaklanan harçlar dosyanın ilerlediği aşamaya göre toplam borcu artırabilir. Ancak dosyaya eklenen her rakamın hukuki bir dayanağının bulunması ve doğru hesaplanması gerekir.
İcra takibinin ücretsiz yürütülen bir kamu hizmeti olmadığı bilinmelidir. Takibin başlatılması ve devamındaki işlemler nedeniyle çeşitli giderler doğar. Alacaklı başlangıçta bazı giderleri avans olarak yatırabilir; şartları oluştuğunda bu takip giderlerinin borçluya yükletilmesi gündeme gelebilir.
Burada harç ile masraf aynı şey değildir.
Harç, devlet tarafından yürütülen belirli işlemler nedeniyle kanuna dayanılarak alınan mali yükümlülüktür. İcra takibinde başvurma ve tahsil aşamaları başta olmak üzere farklı harçlarla karşılaşılabilir. Masraf ise tebligat, posta, haciz, muhafaza, kıymet takdiri veya satış gibi işlemlerin fiilen gerçekleştirilmesi için yapılan giderleri ifade eder.
Bu ayrım, hatalı bir kaleme karşı başvurulurken önem taşır. Çünkü bir harcın doğup doğmadığı kanuni şartlara göre belirlenirken, bir masrafın dosyaya yüklenebilmesi yapılan icra işlemi ve giderin niteliğiyle bağlantılıdır.
Örneğin borçluya ödeme emri gönderilmişse tebligat gideri doğması olağandır. Dosyada hiç yapılmamış bir işlemin masrafının borçluya yüklenmesi ise ayrıca incelenmelidir.
Haciz aşamasında araç gideri, yediemin, çilingir veya başka fiilî masraflar ortaya çıkabilir. Satış aşamasında ilan, kıymet takdiri ve satış organizasyonuyla bağlantılı başka giderler bulunabilir. Dosyanın işlem geçmişi büyüdükçe masraf kalemleri de artabilir.
Ancak alacaklının yaptığı her harcama otomatik olarak borçludan tahsil edilebilecek takip giderine dönüşmez. Giderin takip işlemiyle bağlantısı ve mevzuat çerçevesinde borçluya yükletilebilir nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Tahsil harcı ise borçluların kapak hesabında özellikle dikkat ettiği kalemlerden biridir. Bu harcın miktarı, tahsilatın hangi aşamada gerçekleştiği ve ilgili harç hükümlerine göre değişebilir. Dosyanın hacizden önce kapanması ile haciz veya satış aşamasından sonra tahsilat yapılması aynı mali sonucu doğurmayabilir.
Bu nedenle tahsil harcının yalnız toplam borcun üzerine sabit bir yüzde eklenerek her dosyada aynı biçimde hesaplandığını düşünmek doğru değildir. Ödemenin veya tahsilatın gerçekleştiği aşama incelenmelidir.
İcra dosyasına ödeme yapılırken harcın hangi tutar üzerinden hesaplandığı da önemlidir. Yanlış matrah kullanılması, daha önce tahsil edilen miktarın yeniden hesaba katılması veya dosyanın bulunduğu aşamaya uygun olmayan bir oran uygulanması hâlinde harç hesabı tartışmalı hâle gelebilir.
Dosyanın tamamen kapatılması için alınan kapak hesabında harç ve masraflar da toplam rakama dâhil edilir. Borçlu ana para ile faizi hesaplayıp aynı miktarı dosyaya yatırdığında, dosyada henüz karşılanmamış takip giderleri varsa dosyanın tamamen kapanmadığını görebilir.
Buna karşılık kapak hesabında bir masrafın bulunması, o kalemin hiçbir şekilde denetlenemeyeceği anlamına gelmez.
Örneğin dosyada aynı tebligat giderinin iki kez işlendiği, iptal edilen bir işlem için tahakkuk ettirilen masrafın hesaptan çıkarılmadığı veya yapılan ödemenin harç hesabında dikkate alınmadığı düşünülüyorsa dosya hareketleri incelenmelidir.
Masrafların incelenmesinde icra dosyasındaki tahsilat ve reddiyat kayıtları da önemlidir. Hangi tarihte ne kadar para yatırıldığı, hangi giderin ödendiği ve alacaklıya ne kadar ödeme yapıldığı yalnız güncel bakiye üzerinden her zaman anlaşılamayabilir.
Borçlunun icra müdürlüğünden ayrıntılı hesap istemesi bu nedenle yararlıdır. İtirazın “masraflar fazla” şeklinde değil, hangi kalemin neden hatalı olduğunun gösterilmesi suretiyle yapılması gerekir.
Örneğin “dosyada hiç gerçekleştirilmeyen satış işlemi için satış gideri borçlandırılmıştır” veya “ödeme hacizden önce yapılmasına rağmen tahsil harcı farklı aşamaya göre hesaplanmıştır” şeklindeki bir iddia incelenebilir niteliktedir.
İcra müdürlüğü açık bir hesap veya kayıt hatasını düzeltebilir. Müdürlük talebi reddederse ve işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, uyuşmazlığın niteliğine göre icra mahkemesine şikâyet yolu gündeme gelebilir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır. İcra müdürlüğünün takip hukukuna ilişkin işlemi hakkında yapılacak şikâyet ile harç uygulamasından doğan uyuşmazlığın tabi olduğu özel mali hukuk yolları her zaman aynı değildir. Tartışılan kalemin niteliğine göre görevli merci ve başvuru yolu ayrıca belirlenmelidir.
Bu nedenle dosyada “harç” adı altında görülen her rakama otomatik biçimde icra mahkemesinde şikâyet yoluna gidileceğini söylemek doğru olmaz. Harcın türü, hangi makam tarafından tahakkuk ettirildiği ve uyuşmazlığın neye ilişkin olduğu incelenmelidir.
Takip masrafları açısından ise giderin gereksiz yere artırılıp artırılmadığı da önem taşıyabilir. Cebri icra, borçluya sınırsız gider yükleme aracı değildir. Yapılan işlemin takip için gerekli olup olmadığı ve masrafın dosyayla bağlantısı değerlendirmeye konu olabilir.
Borçlu açısından bir başka hata, masraf ve harçlara itiraz edildiği için icra takibinin kendiliğinden duracağını düşünmektir. Hesap kalemlerinden birine karşı başvuru yapılması kural olarak bütün dosyayı otomatik biçimde askıya almaz. Takibin hangi aşamada olduğu ayrıca izlenmelidir.
Alacaklı bakımından da dosyanın doğru hesabı önemlidir. Gereksiz veya hukuki dayanağı bulunmayan masrafların borçluya yüklenmeye çalışılması, ileride şikâyet ve hesap uyuşmazlığı doğurarak tahsil sürecini uzatabilir.
İcra dosyasındaki harç ve masraflar, toplam borcun “küçük ayrıntıları” değildir. Özellikle yüksek tutarlı veya uzun yıllar devam eden takiplerde bu kalemler önemli rakamlara ulaşabilir. Sağlıklı bir kontrol için ana para ve faiz hesabından ayrı olarak hangi masrafın hangi işlem nedeniyle doğduğu, harcın hangi matrah ve aşama üzerinden hesaplandığı ve daha önce yapılan tahsilatların hesaba nasıl yansıtıldığı görülmelidir.
Dosya hesabında gerçekten hata varsa mesele borcun yüksek görünmesi değil, kamu gücü kullanılarak yürütülen icra işleminin doğru mali hesap üzerinden devam edip etmediğidir. İtirazın etkili olabilmesi de hatalı olduğu ileri sürülen kalemin açık biçimde belirlenmesine bağlıdır.