Egemen Hukuk Bürosu
Borçlu olmadığı hâlde yanlış kişiye karşı başlatılan icra takibine karşı başvuru yolları

Yanlış Kişiye Karşı Başlatılan İcra Takibi Nasıl Düzeltilir?

Hiç tanımadığı bir şirketten ödeme emri alan veya hayatında taraf olmadığı bir sözleşme nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını gören kişinin ilk tepkisi genellikle “Bu borç benim değil, dosya zaten düzeltilir” olur. Oysa icra hukukunda yanlış kişiye yöneltilmiş bir takip, yalnız yanlışlığı söylemekle kendiliğinden ortadan kalkmayabilir. Özellikle ödeme emri tebliğ edilmişse sürelere dikkat edilmesi gerekir.

Önce hatanın ne olduğu belirlenmelidir. Çünkü yanlış borçluya takip yapılması ile doğru borçlunun kimlik bilgilerinden birinin yanlış yazılması aynı durum değildir.

Örneğin alacaklı gerçek borçlunun adını doğru yazmış fakat adresinde veya T.C. kimlik numarasında maddi hata yapmış olabilir. Başka bir dosyada ise aynı adı taşıyan tamamen ilgisiz bir kişi borçlu olarak gösterilmiş olabilir. İki durumda uygulanacak hukuki değerlendirme aynı değildir.

İsim benzerliği uygulamada önemli bir sorun yaratabilir. Aynı ad ve soyada sahip kişilerin bulunması mümkündür. Ancak yalnız isim benzerliği, bir kişinin başka birinin borcundan sorumlu tutulmasını sağlamaz. Borçlu sıfatının hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığı ortaya konulmalıdır.

Kişiye ödeme emri ulaşmışsa ilk kontrol takip türü olmalıdır. İlamsız icra takibinde borçlu olmadığı hâlde ödeme emri alan kişinin, kanuni itiraz süresini dikkate alarak hareket etmesi gerekir.

“Ben zaten borçlu değilim, cevap vermesem de olur” düşüncesi ciddi hak kaybı yaratabilir. İlamsız takipte süresinde itiraz edilmemesi takibin kesinleşmesine ve haciz aşamasına geçilmesine yol açabilir.

Borçlu olmadığını ileri süren kişi, süresi içinde borca itiraz ederek takibin kendisine karşı ilerlemesini önlemeye çalışabilir. İtirazın içeriği dosyanın özelliğine göre kurulmalı; borç ilişkisinin tarafı olmadığı açık biçimde belirtilmelidir.

Burada imzaya dayalı bir belge varsa durum daha da önem kazanır. Kişinin hiç imzalamadığı bir sözleşme, senet veya başka belge kendisine aitmiş gibi kullanılıyorsa yalnız “borcum yok” savunmasıyla yetinmek doğru olmayabilir. Takibin türüne göre imzaya itiraz ve sahtecilik iddiasıyla bağlantılı başka hukuki yollar gündeme gelebilir.

Kambiyo senetlerine özgü takipte ise genel haciz yoluyla ilamsız takipteki itiraz sistemi aynen uygulanmaz. Borca veya imzaya ilişkin itirazın süresi, mercii ve takibe etkisi farklıdır. Bu nedenle ödeme emrinin başlığı dahi ilk incelemede önem taşır.

İlamlı icrada da farklı bir tablo vardır. Mahkeme kararında taraf olmayan bir kişinin borçlu gibi gösterilerek takibe dâhil edilmesi ile ilamda gerçekten borçlu olan kişinin bilgilerindeki basit maddi hata aynı hukuki sorun değildir. İcra müdürlüğü ilamın taraflarını ve hükmünü değiştiremez.

Yanlış kişi adına takip açıldığı fark edildiğinde alacaklı da hatayı düzeltebilir. Ancak burada basit maddi hatanın düzeltilmesi ile borçlu tarafın tamamen değiştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Bir kişinin yerine başka ve bağımsız bir kişinin borçlu olarak dosyaya eklenmesi her zaman “isim düzeltmesi” olarak değerlendirilemez. Taraf değişikliği, takip hukukunda maddi hata düzeltmesinden daha farklı sonuçlar doğurabilir.

Örneğin takip talebinde borçlunun adı “Ahmet Yılmaz” olarak doğru yazılmış ancak T.C. kimlik numarasının bir hanesi yanlış girilmişse bunun düzeltilmesi ile takip aslında Mehmet Yılmaz'a karşı açılması gerekirken Ahmet Yılmaz'a yöneltilmişse sonradan “isim hatası vardı” denilmesi aynı değildir.

Yanlış kişiye ait malvarlığına haciz uygulanmışsa mesele daha acil hâle gelir. Banka hesabı bloke edilmiş, maaşa haciz gönderilmiş veya araç üzerine haciz konulmuş olabilir. Böyle bir durumda yalnız takibin esasına ilişkin savunma değil, yanlış haciz işleminin ortadan kaldırılması için kullanılacak hukuki yol da değerlendirilmelidir.

Kişi icra dosyasında borçlu olarak görünmüyor ancak malı başka bir kişinin borcu nedeniyle haczedilmişse bu kez sorun “yanlış borçlu” meselesinden farklı olabilir. Üçüncü kişinin malının haczedilmesi hâlinde istihkak prosedürü gündeme gelebilir.

Bu ayrım önemlidir. Dosyada doğrudan borçlu olarak gösterilen kişi ile borçlu olmayan fakat malı haczedilen üçüncü kişinin başvuru yolları aynı değildir.

Yanlış kişiye karşı başlatılan takip süresinde durdurulamamış ve kesinleşmişse hukuki seçenekler tamamen ortadan kalkmaz. Borçlu olmadığını ileri süren kişi, şartları varsa menfi tespit davası gibi yollara başvurabilir. Takip nedeniyle ödeme yapılmışsa istirdat hükümleri de gündeme gelebilir.

Ancak takip kesinleştikten sonra kullanılacak yollar, süresinde yapılabilecek basit bir itiraza göre daha uzun ve karmaşık olabilir. Bu yüzden ödeme emrinin tebliğ edildiği ilk günlerde yapılacak inceleme büyük önem taşır.

Kimlik hırsızlığı veya kişisel bilgilerin hukuka aykırı kullanılması ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Bir kişinin bilgileri kullanılarak sahte sözleşme düzenlenmiş veya imzası taklit edilmişse uyuşmazlık yalnız icra hukukuyla sınırlı kalmayabilir. Olayın özelliklerine göre ceza hukuku ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin boyutlar da ortaya çıkabilir.

Yanlış takip nedeniyle kişinin kredi ilişkileri, banka hesapları veya ticari faaliyeti etkilenmiş olabilir. Haksız takip nedeniyle tazminat istenip istenemeyeceği ise alacaklının davranışı, kusur, zarar ve kullanılan hukuki yol gibi unsurlara göre ayrıca değerlendirilir. Her yanlış takip otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.

Alacaklı açısından da borçlunun kimliğini doğru belirlemek önemlidir. Yalnız ad ve soyada güvenilerek takip başlatılması, özellikle yaygın isimlerde ciddi sorunlara neden olabilir. Sözleşme, fatura, kimlik bilgileri, adres ve diğer ayırt edici verilerin takip öncesinde karşılaştırılması yanlış kişiye yönelme riskini azaltır.

Yanlış kişiye icra takibi yöneltildiğinde belirleyici olan yalnız “bu borç bana ait değil” cümlesi değildir. Ödeme emrinin türü, tebliğ tarihi, kişinin dosyada borçlu mu yoksa üçüncü kişi mi olduğu, hatanın basit bir kimlik yanlışı mı yoksa tamamen yanlış taraf seçimi mi olduğu birlikte değerlendirilmelidir.

Gerçekten başka bir kişiye ait borç nedeniyle takip yapılmışsa hukuk buna karşı koruma sağlar. Fakat bu korumanın etkili olabilmesi için yanlışlığın kendiliğinden düzelmesini beklemek yerine, takip türüne uygun başvuru yolunun süresi içinde kullanılması gerekir.