Egemen Hukuk Bürosu
Ölen kişinin borçları nedeniyle mirasçılara karşı icra takibi yapılması

Mirasçılara Karşı İcra Takibi Nasıl Yapılır?

Bir kişinin ölümü, hayattayken doğmuş ve miras yoluyla geçebilen borçlarını ortadan kaldırmaz. Alacaklı bakımından borç devam eder; ancak artık karşısında hayattaki eski borçlu değil, tereke ve miras hukuku kuralları vardır. Mirasçılara karşı icra takibinde asıl mesele “mirasçı kim?” sorusundan önce, mirasın hangi aşamada bulunduğunun belirlenmesidir.

Türk Medeni Kanunu'na göre miras, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçer. Mirasçılar yalnız terekenin mallarını ve alacaklarını değil, kanunda aksi öngörülmedikçe mirasbırakanın borçlarını da devralırlar.

Ancak bu kural, alacaklının ölümün ertesi günü mirasçılardan herhangi birini seçerek doğrudan hacze başlayabileceği anlamına gelmez.

Öncelikle borçlunun ölüm tarihi belirlenmeli, ardından mirasçıların kim olduğu tespit edilmelidir. Uygulamada bunun için mirasçılık belgesi önem taşır. Belge, yasal veya atanmış mirasçıların belirlenmesini ve takipte doğru kişilerin gösterilmesini sağlar.

İcra takibinin nasıl yürütüleceği bakımından mirasın henüz paylaşılmamış olması önemlidir. Mirasbırakanın ölümüyle tereke üzerinde miras ortaklığı oluşur. Birden fazla mirasçı varsa, paylaşmaya kadar terekeye ait haklar üzerinde elbirliği esasına dayanan bir yapı söz konusudur.

Bunun yanında İcra ve İflas Kanunu'nun 53. maddesi, tereke borçlarından dolayı yürütülecek takiplerde özel bir bekleme düzeni getirir. Ölümün hemen ardından cebri icra işlemlerine hiçbir şey değişmemiş gibi devam edilemez.

Mirasçıların mirası reddetme hakları da bu süreçte belirleyicidir. Türk Medeni Kanunu'nda mirasın reddi için kural olarak üç aylık süre öngörülmüştür. Sürenin başlangıcı mirasçının sıfatına ve mirası öğrendiği zamana göre değişebilir.

Bu yüzden mirasçılara karşı takip planlanırken yalnız borcun vadesine değil, ölüm tarihine ve mirasın kabul veya reddi bakımından mevcut hukuki duruma da bakılmalıdır.

Mirasçı mirası reddederse murisin borçları karşısındaki hukuki konumu değişir. Mirası usulüne uygun biçimde reddetmiş kişiye, sırf yasal mirasçı olduğu gerekçesiyle murisin borcunun yükletilmesi mümkün değildir.

Burada sık yapılan bir karışıklık vardır: mirasın reddi yalnız borçları reddetmek değildir. Mirasçı, terekenin aktif ve pasifiyle birlikte mirasçılık sıfatından kaynaklanan sonuçları reddeder. Yani yalnız borçları bırakıp malları almak mümkün değildir.

Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, Türk Medeni Kanunu'ndaki mirasın hükmen reddi hükümleri de gündeme gelebilir. Bu durumda mirasçının ayrıca süresi içinde ret beyanında bulunup bulunmadığı tek başına yeterli değerlendirme ölçütü olmayabilir.

Miras kabul edilmiş veya ret imkânı ortadan kalkmışsa mirasçıların murisin borçlarından sorumluluğu gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu, mirasçıların tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olduklarını kabul eder.

Birden fazla mirasçı varsa sorumluluk bakımından ayrıca önemli bir kural vardır. Mirasçılar, tereke borçlarından kanunda öngörülen şekilde müteselsilen sorumlu olabilirler. Bunun sonucu olarak alacaklının her durumda borcu miras payları oranında bölerek takip etmesi gerektiği söylenemez.

Örneğin murisin 600.000 TL borcu ve üç mirasçısı bulunması, alacaklının mutlaka her mirasçıdan yalnız 200.000 TL isteyebileceği anlamına gelmez. Mirasçıların sorumluluğunun kapsamı, mirasın durumu ve uygulanacak miras hukuku hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Fakat bu sorumluluk kuralı, mirası reddetmiş kişilere uygulanamaz. Takipten önce hangi mirasçının mirası reddettiğinin araştırılması, ileride gereksiz uyuşmazlık çıkmasını önleyebilir.

Takip talebinde murisin borcunun kaynağının doğru gösterilmesi de önemlidir. Kredi sözleşmesi, kira borcu, senet, mahkeme kararı veya başka bir hukuki ilişki bulunabilir. Mirasçının borçtan sorumluluğu murisin borcunun devamına dayanır; mirasçıyla alacaklı arasında yeni bir sözleşme kurulmuş olması gerekmez.

Takibin türü de borcun dayanağına göre belirlenir. Murise karşı mevcut bir ilam varsa ilamlı icra hükümleri; ilamsız takibe elverişli bir para alacağı varsa buna uygun takip yolu; rehinli bir alacak varsa rehnin paraya çevrilmesine ilişkin kurallar gündeme gelebilir.

Mirasçıya gönderilecek ödeme veya icra emrinin de doğru takip dosyası ve doğru sıfat üzerinden düzenlenmesi gerekir. Ölmüş kişinin adına ödeme emri çıkarıp bunu mirasçının adresine göndermek ile mirasçıyı hukuken takip tarafı hâline getirmek aynı şey değildir.

Murise karşı takip henüz hayattayken başlamışsa ise yeni bir takip açılması gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Borçlunun takip sırasında ölmesi hâlinde İİK m.53 kapsamında mevcut takibin terekeye veya mirasçılara karşı devamı mümkün olabilir.

Bu sebeple “mirasçıya icra takibi” ifadesi iki farklı durumu kapsayabilir: Muris öldükten sonra ilk kez başlatılacak takip ile muris hayattayken başlamış dosyanın ölümden sonra devam ettirilmesi aynı usule tabi değildir.

Mirasçıya takip yöneltildiğinde mirasçının da dosyayı yalnız borç miktarı üzerinden değerlendirmemesi gerekir. İlk kontrol edilmesi gerekenler murisin ölüm tarihi, takip tarihi, mirasçılık sıfatı, mirasın reddedilip reddedilmediği ve alacağın gerçekten murise ait bir borçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır.

Mirasçının murisin borcunu daha önce ödediğini gösteren belgeler bulunması, borcun zamanaşımına uğraması veya takip dayanağında başka bir hukuki sorun bulunması da ayrıca ileri sürülebilir. Mirasçı olmak, murisin sahip olduğu bütün savunma imkânlarının kaybolduğu anlamına gelmez.

Mirasçıların kendi aralarındaki paylaşım ilişkisi ile alacaklıya karşı sorumlulukları da birbirinden ayrılmalıdır. Bir mirasçının alacaklıya ödeme yapması, diğer mirasçılarla arasındaki iç ilişki bakımından rücu ve paylaşım meselelerini gündeme getirebilir.

Mirasçılara karşı icra takibinde en kritik hata, nüfus kayıtlarında mirasçı görünen herkesi otomatik olarak borçlu kabul etmektir. Mirasın reddi, hükmen ret, terekenin mevcut durumu, takibin ölümden önce mi sonra mı başladığı ve mirasçıların sorumluluğunun kapsamı görülmeden sağlıklı bir takip kurulamaz.

Alacaklının hakkını koruması ile mirasçının yalnız hukuken sorumlu olduğu borcu ödemesi arasındaki denge, miras ve icra hukukunun birlikte uygulanmasını gerektirir. Bu nedenle mirasçıya yönelen bir icra dosyasında önce terekenin hukuki durumu belirlenmeli, takip bundan sonra doğru kişiye ve doğru takip yolu kullanılarak yöneltilmelidir.