Doğrudan İflas Nedir?
İflas denildiğinde çoğu zaman önce icra dairesinde takip başlatıldığı, borçluya ödeme emri gönderildiği ve borç ödenmezse mahkemeden iflas istendiği düşünülür. İcra ve İflas Kanunu ise bazı durumlarda bu ön aşamayı zorunlu tutmaz. Kanunda belirtilen sebeplerden biri mevcutsa, borçlu hakkında önceden iflas yoluyla takip yapılmadan doğrudan asliye ticaret mahkemesinden iflas kararı istenebilir. Bu mekanizma doğrudan iflas veya takipsiz iflas olarak adlandırılır.
Doğrudan iflas, “borç ödenmedi, o hâlde hemen iflas davası açalım” şeklinde kullanılabilecek genel bir yol değildir. Takip yapılmaksızın iflas istenebilmesi için kanunun özel olarak kabul ettiği sebeplerden birinin bulunması gerekir.
Bu sebeplerin önemli bir bölümü, borçlunun davranışlarının alacaklıların tahsil imkânını ciddi biçimde tehlikeye soktuğu durumlarla ilgilidir. Borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi kanunda doğrudan iflas bakımından önem verilen hâller arasındadır.
Borçlunun haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması da şartlarına göre doğrudan iflas talebine dayanak oluşturabilir. Buradaki amaç, alacaklının normal takip yollarıyla tahsil imkânını ortadan kaldırmaya çalışan davranışların iflas hukukunda karşılıksız bırakılmamasıdır.
Kanunda ayrıca borçlunun ödemelerini tatil etmiş olması doğrudan iflas sebepleri arasında yer alır. Ödemelerin tatili, tek bir borcun vadesinde ödenmemesinden daha geniş bir durumu ifade eder. Borçlunun ödeme düzeninin genel ve süreklilik gösteren biçimde bozulduğunu ortaya koyan olgular değerlendirilir.
Bir şirketin yalnız bir tedarikçi faturasını ödememesi, tek başına “ödemelerini tatil etti” sonucuna ulaşmak için yeterli olmayabilir. Buna karşılık çok sayıda vadesi geçmiş borcun ödenmemesi, çeklerin karşılıksız kalması, icra takiplerinin yoğunlaşması ve şirketin olağan ödeme düzeninin fiilen durması birlikte değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıkabilir.
Borçlunun aleyhindeki ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi de kanundaki şartlar çerçevesinde doğrudan iflas bakımından önem taşıyabilir. Burada takipli iflas yolundan farklı olarak, kanunun belirlediği özel olgu doğrudan mahkemeye başvurunun hukuki temelini oluşturur.
Konkordato sürecinde ortaya çıkan bazı durumlar da doğrudan iflas sonucunu gündeme getirebilir. Konkordatonun tasdik edilmemesi, kaldırılması veya tamamen feshedilmesi gibi hâllerde iflasa tabi borçlu hakkında kanunun ilgili hükümlerindeki şartlara göre iflas kararı verilebilmesi mümkündür. Konkordato ile iflas arasındaki ilişki bu nedenle birbirinden tamamen kopuk değildir.
Sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından borca batıklık ayrı bir önem taşır. Türk Ticaret Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde borca batıklığın ortaya çıkması, şirket yönetim organları açısından mahkemeye bildirim ve iflas talebiyle bağlantılı sonuçlar doğurabilir.
Borca batıklık, şirketin belirli bir ay zarar etmesi veya banka hesabında yeterli nakit bulunmaması demek değildir. Şirket varlıklarının ve borçlarının kanunun öngördüğü esaslarla değerlendirilmesi gerekir. Bu yüzden “şirketin nakit akışı bozuldu” ile “şirket borca batık” ifadeleri hukuken aynı şeyi anlatmaz.
Doğrudan iflas talebi yalnız alacaklıdan gelmek zorunda da değildir. Kanunun öngördüğü bazı durumlarda borçlu kendi iflasını isteyebilir, bazı hâllerde ise bunu istemesi bir yükümlülük hâline gelebilir. Özellikle sermaye şirketlerinde yönetim organının borca batıklık karşısındaki görevleri bu açıdan önemlidir.
Doğrudan iflas davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Mahkeme, başvuruda ileri sürülen sebebin gerçekten mevcut olup olmadığını ve borçlunun iflasa tabi bulunup bulunmadığını inceler. Alacaklının yalnız iddiada bulunması, iflas kararı verilmesi için yeterli değildir.
Örneğin alacaklı “şirket mallarını kaçırıyor” diyorsa bu iddianın hangi işlemlere dayandığı ortaya konulmalıdır. Şirketin olağan ticari faaliyeti kapsamında bir mal satması ile alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla malvarlığını elden çıkarması aynı şekilde değerlendirilemez.
Benzer biçimde şirketin ekonomik güçlük yaşaması ile ödemelerini tatil etmesi de aynı değildir. Mahkeme, ileri sürülen doğrudan iflas sebebini somut olgular ve sunulan deliller üzerinden değerlendirir.
Doğrudan iflas talebinin kabul edilmesi hâlinde de sonuç, takipli iflastaki gibi mahkemenin iflas kararı vermesiyle doğar. Şirket, dava açıldığı anda değil, iflasın açılmasına ilişkin kararın verildiği tarih ve saatte müflis hâle gelir.
Bu andan itibaren haczedilebilir malvarlığı iflas masasının kapsamına girer. Bireysel takiplerin durumu değişir, alacaklıların talepleri toplu tasfiye içinde ele alınır ve iflas organlarının görevleri başlar.
Doğrudan iflas yolunun varlığı, alacaklının haciz veya takipli iflas yollarını gereksiz hâle getirmez. Hangi yöntemin kullanılacağı olayın hukuki yapısına göre belirlenir. Normal bir para alacağının ödenmemesi çoğu zaman takipli yollar üzerinden ilerlerken, kanunun özellikle ağır veya riskli kabul ettiği bazı durumlarda doğrudan iflas mekanizması devreye girebilir.
Bu ayrım borçlu açısından da önemlidir. Hakkında doğrudan iflas davası açılan bir şirket, “bize daha önce iflas ödeme emri gelmedi” diyerek tek başına davanın usulsüz olduğunu ileri süremez. Eğer alacaklı kanunda düzenlenen doğrudan iflas sebeplerinden birine dayanıyorsa önceden iflas ödeme emri gönderilmemiş olması bu yolun doğası gereğidir.
Öte yandan alacaklı da normal bir alacak uyuşmazlığını yalnız daha güçlü baskı oluşturmak amacıyla “doğrudan iflas” adı altında mahkemeye taşıyamaz. İleri sürülen olayın kanundaki doğrudan iflas sebeplerinden biriyle örtüşmesi gerekir.
Doğrudan iflasın ayırt edici özelliği, sürecin icra dairesindeki iflas ödeme emri aşamasını atlayabilmesidir. Fakat bu, iflasın daha kolay elde edildiği anlamına gelmez. Tam tersine, takip yapılmadan mahkemeden böylesine ağır bir sonuç istenebilmesinin karşılığında kanunun aradığı özel iflas sebebinin ortaya konulması gerekir. Doğrudan iflasın sınırı da tam olarak burada çizilir.