Egemen Hukuk Bürosu
Alacaklının alacağını iflas masasına kaydettirmesi ve alacak kayıt başvurusu

İflas Masasına Alacak Nasıl Kaydettirilir?

Bir şirketten alacağı bulunan kişinin, şirket hakkında iflas kararı verildiğini öğrenmesi üzerine mevcut icra dosyasını takip etmeye devam etmesi çoğu zaman yeterli değildir. İflasla birlikte bireysel tahsil sistemi yerini toplu tasfiyeye bıraktığı için alacaklının alacağını iflas masasına bildirmesi gerekir. Uygulamada bu işlem genellikle “iflas masasına alacak kaydı” veya “alacak kayıt talebi” olarak ifade edilir.

Alacak kaydı, alacaklının iflas eden borçludan ne kadar ve hangi hukuki sebeple alacaklı olduğunu tasfiyeyi yürüten iflas organlarına bildirmesidir. Başvurunun amacı yalnız bir dilekçeyi dosyaya koymak değil, alacağın iflas tasfiyesinde incelenmesini ve şartları varsa sıra cetveline kabul edilmesini sağlamaktır.

İflas kararının ardından tasfiye sürecinde alacaklılara yönelik ilan yapılır. İlanda alacaklıların ve istihkak iddiasında bulunanların taleplerini bildirmeleri için kanunda öngörülen süre gösterilir. Alacaklının iflas ilanlarını takip etmesi bu nedenle önemlidir.

İflas tasfiyesinde alacakların bildirilmesi bakımından bir aylık süre temel öneme sahiptir. Alacaklıların ilan üzerine alacak ve iddialarını bu süre içinde bildirmeleri beklenir.

Ancak bu sürenin geçirilmesi, her durumda alacağın tamamen yok olduğu veya artık hiçbir şekilde masaya bildirilemeyeceği anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu, geç bildirilen alacaklar bakımından da özel bir sistem öngörmektedir. Geç başvurunun hangi aşamada yapıldığı ise alacaklının tasfiyedeki konumunu ve üstlenebileceği masrafları etkileyebilir.

Alacak kaydı yapılırken yalnız “şirketten 1 milyon TL alacağım vardır” şeklinde bir açıklamayla yetinilmemelidir. Alacağın hukuki sebebi, ana para miktarı, varsa faiz talebi, alacağın doğduğu tarih ve niteliği açık biçimde gösterilmelidir.

Örneğin alacak bir mal satışından kaynaklanıyorsa sözleşme, sipariş belgeleri, faturalar, sevk irsaliyeleri, teslim belgeleri ve cari hesap kayıtları önem taşıyabilir. Hizmet sözleşmesine dayanan bir alacakta ise sözleşmenin yanında hizmetin gerçekten verildiğini gösteren kayıtlar incelenebilir.

Alacak daha önce mahkeme kararına bağlanmışsa karar ve kesinleşme durumu; icra takibine konu edilmişse takip dosyası bilgileri; kambiyo senedine dayanıyorsa çek, bono veya poliçeye ilişkin belgeler başvurunun değerlendirilmesinde önemlidir.

Alacaklının daha önce icra takibi başlatmış olması, alacağın iflas masasına kendiliğinden ve tartışmasız biçimde kaydedildiği anlamına gelmez. İflasın açılmasıyla tahsil yöntemi değiştiğinden, alacaklının iflas tasfiyesini ayrıca izlemesi gerekir.

Aynı şekilde icra takibinin kesinleşmiş olması da her durumda alacağın iflas masasındaki bütün incelemelerden muaf olduğu anlamına gelmez. Alacağın dayanağı, niteliği ve miktarı iflas hukukunun ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Alacak kaydında miktarın doğru hesaplanması özellikle önemlidir. Ana para ile faiz birbirinden ayrılmalı, daha önce yapılmış kısmi ödemeler hesaptan düşülmeli ve varsa teminatların niteliği belirtilmelidir. Aynı borcun hem tam tutarıyla hem de daha önce tahsil edilen kısım dikkate alınmadan bildirilmesi ileride uyuşmazlık yaratabilir.

Rehinli alacaklar da başvuruda açıkça belirtilmelidir. Alacağın ipotek, taşınır rehni veya başka bir ayni teminatla güvence altına alınmış olması, iflas tasfiyesindeki hukuki konumunu etkiler. Rehnin konusu ve kapsamı başvuru belgeleriyle ortaya konulmalıdır.

İşçi alacakları gibi kanunen imtiyazlı olabilecek alacaklarda da alacağın niteliğinin doğru gösterilmesi gerekir. Alacağın yalnız miktarı değil, hangi sırada değerlendirileceği de tahsil sonucunu etkileyebilir.

Alacağın yabancı para üzerinden doğmuş olması, şarta bağlı bulunması veya henüz uyuşmazlık konusu olması da kayıt yapılmasına engel olduğu varsayımıyla geçiştirilmemelidir. Bu tür alacakların iflas tasfiyesinde nasıl dikkate alınacağı İcra ve İflas Kanunu'nun özel hükümlerine göre belirlenir.

Alacak kaydı yapıldıktan sonra alacak hemen ödenmez. Önce alacağın masaya kabul edilip edilmeyeceği incelenir. İflas idaresi bildirilen taleplerin dayanaklarını değerlendirir ve bunun sonucunda sıra cetveli oluşturulur.

Sıra cetvelinde alacağın tamamen kabul edilmesi, yalnız bir kısmının kabul edilmesi veya reddedilmesi mümkündür. Ayrıca alacağın hangi sırada yer aldığı da önem taşır.

Örneğin alacaklı 2 milyon TL bildirmiş ancak iflas idaresi yalnız 1,2 milyon TL'yi kabul etmiş olabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlık artık yalnız “alacak kaydı yaptım” aşamasında kalmaz; sıra cetvelindeki karara karşı kullanılabilecek hukuki yolların ve sürelerin değerlendirilmesi gerekir.

Alacağın kaydedilmiş olması da masada yeterli para bulunduğu anlamına gelmez. Sıra cetveline kabul edilen 1 milyon TL'lik alacak, tasfiye sonunda mutlaka 1 milyon TL olarak ödenmeyebilir. Masanın malvarlığı, rehinli ve imtiyazlı alacaklar ile diğer alacakların toplamı dağıtım oranını belirler.

Geç alacak kaydında ise zamanlama daha da önem kazanır. Kanunun izin verdiği ölçüde sonradan yapılan bildirimler tasfiye sürecine dâhil edilebilir; fakat daha önce tamamlanmış dağıtımlardan geriye dönük pay talep edilmesi mümkün olmayabilir ve geç bildirimin sebep olduğu ilave giderlerin alacaklı tarafından karşılanması gündeme gelebilir.

Bu sebeple “bir aylık süreyi kaçırdım, artık hiçbir hakkım yok” düşüncesi kadar “nasıl olsa istediğim zaman kayıt yaptırabilirim” yaklaşımı da sağlıklı değildir. İlan öğrenildiğinde başvurunun gecikmeden yapılması en güvenli yoldur.

İflas eden şirketin muhasebesinde alacağın görünmesi de alacaklının pasif kalmasını haklı kılmaz. Şirket kayıtlarında borcun yer alması önemli bir delil olabilir; ancak alacaklının kendi talebini tasfiye sürecinde ileri sürmesi gerekir.

Tersinden, şirket kayıtlarında alacağın bulunmaması da alacaklının kayıt başvurusu yapamayacağı anlamına gelmez. Alacaklı sözleşme, fatura, banka hareketleri, teslim belgeleri, mahkeme kararı veya diğer delilleriyle alacağını ileri sürebilir.

Alacaklıların özellikle iflas ilanını öğrendiklerinde üç belge grubunu hazırlaması yararlıdır: alacağın doğumunu, yapılan ödemeleri ve varsa alacağın teminat veya imtiyazını gösteren belgeler. Böylece yalnız alacağın miktarı değil, tasfiyedeki hukuki konumu da ortaya konulabilir.

İflas masasına alacak kaydı, iflas eden şirketten para alınmasını garanti eden bir işlem değildir; fakat alacaklının toplu tasfiye içinde hakkını ileri sürmesinin temel araçlarından biridir. İflasla birlikte soru artık “hangi malı haczettirebilirim?” olmaktan çıkar; “alacağım masada hangi miktarla ve hangi sırada kabul edilecek?” sorusuna dönüşür. Alacak kaydının önemi de tam olarak bu değişimde ortaya çıkar.