Egemen Hukuk Bürosu
İflasta alacakların incelenmesi ve sıra cetvelinin hazırlanması

İflasta Sıra Cetveli Nasıl Hazırlanır?

Bir şirket iflas ettiğinde alacaklıların tamamı aynı hukuki konumda değildir. Bir işçinin ücret alacağı, bankanın rehinle güvence altına alınmış alacağı, tedarikçinin fatura alacağı veya şirket ortağının şirketten olan alacağı aynı esaslarla değerlendirilmeyebilir. İflas tasfiyesinde kimin ne kadar alacaklı olduğunun ve alacağın hangi sırada yer alacağının ortaya konulduğu temel belge sıra cetvelidir.

Sıra cetveli yalnız alacaklıların isimlerinin ve borç miktarlarının alt alta yazıldığı bir liste değildir. Cetvel hazırlanırken masaya bildirilen alacakların gerçekten mevcut olup olmadığı, miktarı, hukuki niteliği ve varsa kanundan doğan imtiyazı incelenir.

Bu incelemenin merkezinde iflas idaresi bulunur. Alacaklıların masaya bildirdiği talepler ve bunlara ilişkin belgeler değerlendirilir. Müflisin ticari defter ve kayıtları da incelemede önem taşıyabilir.

Alacaklı, şirketten 2 milyon TL talep etmiş olabilir; ancak kayıt başvurusunda bu miktarın tamamını ispatlayan belge sunulmamışsa talebin tamamının kabul edilmesi zorunlu değildir. Daha önce yapılmış ödemeler, mahsuplar veya borcun bir bölümünün sona erdiğini gösteren kayıtlar da dikkate alınabilir.

İflas idaresinin alacak incelemesi yalnız “var veya yok” şeklinde iki ihtimalli değildir. Bir alacak tamamen kabul edilebilir, kısmen kabul edilebilir veya reddedilebilir. Örneğin 2 milyon TL olarak kaydettirilen bir alacağın 1,4 milyon TL'sinin kabul edilip kalan kısmının reddedilmesi mümkündür.

Alacağın miktarı kadar hangi hukuki sırada bulunduğu da önemlidir. Çünkü iflas masasındaki para bütün alacakları karşılamıyorsa dağıtım, kanunun öngördüğü sıra ve imtiyaz hükümlerine göre yapılır.

Bu noktada “ilk alacak kaydını ben yaptırdım, ilk parayı da ben alırım” düşüncesi doğru değildir. İflas, hacizdeki bireysel yarıştan farklı bir toplu tasfiye sistemidir. Alacağın masaya bildirilme sırası tek başına ödeme önceliği yaratmaz.

İcra ve İflas Kanunu, rehinli alacakların durumunu ve rehinle karşılanmayan alacak kısmını özel hükümlerle düzenler. Rehinli maldan elde edilen bedel bakımından rehin hakkının sağladığı öncelik dikkate alınırken, rehinle karşılanmayan bölümün masadaki hukuki konumu ayrıca değerlendirilir.

Rehinli alacaklardan sonra iflas hukukunda imtiyazlı alacaklar önem kazanır. Kanun bazı alacakları sosyal veya hukuki nedenlerle diğer adi alacaklardan önce korur. İşçi alacaklarının belirli bölümleri bunun en bilinen örnekleri arasındadır.

Ancak bir alacağın iş ilişkisine dayanması, bütün işçilik taleplerinin miktar ve zaman sınırı olmaksızın otomatik olarak aynı imtiyaza sahip olduğu anlamına gelmez. Kanunun hangi alacağı, hangi koşullarda ve hangi sıra içinde koruduğu ayrıca incelenmelidir.

Benzer şekilde nafaka alacakları ve kanunun özel olarak imtiyaz tanıdığı bazı talepler de kendi koşulları içinde sıra cetveline yansır. Burada alacağın adından çok, kanundaki imtiyaz şartlarını taşıyıp taşımadığı belirleyicidir.

İmtiyazlı sınıfların ardından imtiyazsız diğer alacaklar gündeme gelir. Ticari işletmelerde tedarikçi faturaları, teminatsız ödünçler veya kanunda özel öncelik tanınmamış başka para alacakları çoğu zaman bu grupta yer alabilir.

Aynı sırada bulunan alacaklılardan biri yalnız daha önce dava açtığı veya daha önce icra takibi başlattığı için diğerlerinden otomatik olarak önce ödeme alamaz. Masada o sıraya düşen para bütün alacakları karşılamıyorsa paylaşım kanunun öngördüğü esaslara göre yapılır.

Örneğin belirli bir sıradaki kabul edilmiş alacakların toplamı 10 milyon TL, bu sıraya dağıtılabilecek para ise 4 milyon TL ise alacaklıların tamamının alacağını eksiksiz tahsil etmesi mümkün değildir. Bu durumda dağıtılabilir tutar ilgili alacaklar arasında kanuni esaslara göre paylaştırılır.

Sıra cetvelinde yalnız kabul edilen alacaklar değil, reddedilen talepler bakımından da bilgi bulunması önemlidir. Alacaklı böylece talebinin ne ölçüde kabul edildiğini ve hangi sıraya kaydedildiğini görebilir.

Sıra cetveli hazırlandıktan sonra süreç sona ermez. Cetvelin ilanı ve ilgililere ilişkin bildirim mekanizmaları, cetvele karşı başvurulabilecek hukuki yolların süreleri bakımından önem taşır.

Alacaklının talebi tamamen reddedilmişse, bir kısmı kabul edilmemişse veya alacak yanlış sıraya yazılmışsa kullanılabilecek hukuki yol uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Alacağın varlığına ve miktarına ilişkin uyuşmazlık ile yalnız sıra veya iflas idaresinin işlemi hakkındaki uyuşmazlık her zaman aynı başvuru yoluna tabi değildir.

Aynı şekilde bir alacaklı, başka bir alacaklının gerçekte mevcut olmayan veya muvazaalı olduğunu düşündüğü alacağının cetvele kabul edilmesine karşı da şartları varsa hukuki yollara başvurabilir. Çünkü gerçekte bulunmayan yüksek bir alacağın masaya kabul edilmesi, diğer alacaklıların tasfiye sonunda alacağı payı azaltabilir.

Bu yönüyle sıra cetveli yalnız alacaklı ile iflas masası arasındaki ilişkiyi değil, alacaklıların birbirleriyle olan ekonomik dengesini de etkiler.

Şirket kayıtlarında bir borcun görünmesi, alacağın mutlaka aynı miktar ve sırayla cetvele alınmasını gerektirmez. Muhasebe kaydı önemli olmakla birlikte sözleşmeler, ödemeler, teminatlar, mahkeme kararları ve diğer belgelerle birlikte değerlendirilir.

Buna karşılık şirket kayıtlarında görünmeyen bir alacak da sırf bu nedenle reddedilmek zorunda değildir. Alacaklı kendi belgeleriyle alacağın varlığını ve niteliğini ortaya koyabilir.

Sıra cetveli hazırlanırken faiz talepleri de önem taşır. İflasın açılmasının faiz üzerindeki etkisi ve hangi alacak bakımından hangi tarihe kadar faiz hesaplanacağı, alacağın cetvele kaydedilecek miktarını etkileyebilir. Alacak kaydında ana para ile faiz kalemlerinin açık biçimde ayrılması bu yüzden yararlıdır.

Sıra cetvelinin kesinleşmesi dağıtım aşaması bakımından büyük önem taşır. Tasfiyeden elde edilen paranın kimlere ve hangi oranlarda ödeneceğinin hukuki zemini büyük ölçüde bu cetvelle oluşur.

Bir alacaklının “borçlu şirket bana gerçekten borçlu” olması tek başına yeterli değildir. İflasta alacağın hangi miktarla kabul edildiği, hangi hukuki niteliğe sahip olduğu ve hangi sıraya yerleştirildiği tahsil edilecek tutarı doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle sıra cetveli, iflas dosyasındaki sıradan bir ara belge olarak görülmemelidir. İflas masasındaki sınırlı malvarlığı ile çok sayıdaki alacak talebinin buluştuğu yer sıra cetvelidir. Alacaklının tasfiyeden ne ölçüde pay alabileceğinin hukuki haritası da esas olarak burada ortaya çıkar.