Şirketler Konkordato Başvurusunu Nasıl Yapar?
Bir şirketin konkordato süreci, mahkemeye “borçlarımızı ödeyemiyoruz” şeklinde bir dilekçe verilmesiyle hazırlanabilecek basit bir başvuru değildir. Konkordato talebinin arkasında şirketin mevcut mali durumunu ortaya koyan belgeler, alacaklılara ne teklif edildiğini açıklayan bir proje ve bu teklifin gerçekleştirilebilir olduğunu gösterecek ekonomik veriler bulunmalıdır.
Konkordato hazırlığının ilk aşaması şirketin neden ödeme güçlüğüne düştüğünün doğru tespit edilmesidir. Sorun geçici bir nakit sıkışıklığından mı kaynaklanmaktadır, şirketin borç yapısı mı sürdürülemez hâle gelmiştir, önemli müşterilerden tahsilat mı yapılamamaktadır, finansman giderleri mi şirketin faaliyet kârını tüketmektedir? Konkordato projesi bu soruların cevabından bağımsız hazırlanamaz.
Şirket mevcut borçlarını tam ve doğru biçimde ortaya koymalıdır. Banka kredileri, tedarikçi borçları, çalışan alacakları, vergi ve diğer kamu borçları, kira yükümlülükleri, çek ve senetler, kefalet ilişkileri ve devam eden uyuşmazlıklardan doğabilecek borçlar birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı çalışma şirketin aktifleri bakımından da yapılır. Taşınmazlar, araçlar, makineler, stoklar, banka hesapları, iştirakler, müşterilerden olan alacaklar ve ekonomik değeri bulunan diğer haklar şirketin gerçek mali tablosunun parçalarıdır.
Bu hazırlığın merkezinde konkordato ön projesi bulunur. Ön proje, şirketin alacaklılarına hangi şartlarda ödeme yapmayı teklif ettiğini gösterir.
Şirket borçların tamamını belirli bir vadeye yaymayı teklif edebilir. Borçların bir bölümünün ödenmesini öngören tenzilat konkordatosu gündeme gelebilir. Vade ve tenzilatın birlikte kullanıldığı bir yapı da kurulabilir. Hangi modelin seçileceği şirketin gelir yaratma kapasitesi ve malvarlığıyla uyumlu olmalıdır.
Örneğin şirketin mevcut borçlarının 60 milyon TL olduğunu ve mevcut vadelerde bu borçların ödenemediğini düşünelim. Şirketin faaliyetlerinden yılda 20 milyon TL serbest nakit yaratabileceği gerçekçi biçimde ortaya konulabiliyorsa, borçların belirli bir ödeme takvimine bağlanması ekonomik bir anlam taşıyabilir. Buna karşılık şirketin gelir üretme kapasitesi bulunmuyorsa yalnız vadeleri ileri atmak konkordatoyu uygulanabilir hâle getirmez.
Kanun, konkordato talebiyle birlikte yalnız ön projenin değil, şirketin mali durumunun ve projenin başarılabilirliğinin incelenmesine imkân sağlayan başka belgelerin de sunulmasını ister. Borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeler, alacaklı ve alacak listeleri, karşılaştırma tablosu ve makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları konkordato dosyasının temel unsurları arasındadır.
Burada güncellik önemlidir. Aylar önce hazırlanmış bilanço veya şirketin bugünkü mali yapısını yansıtmayan kayıtlar üzerinden sağlıklı bir konkordato değerlendirmesi yapılamaz. Mali veriler ile mahkemeye sunulan projenin aynı ekonomik gerçeği anlatması gerekir.
Şirketin ticari defterleriyle konkordato başvurusundaki rakamların çelişmesi de ciddi sorun yaratabilir. Muhasebe kayıtlarında 10 milyon TL görünen bir alacağın projede 30 milyon TL tahsil edilecek kaynak gibi gösterilmesi hâlinde bu farkın açıklanabilir ve belgelendirilebilir olması gerekir.
Konkordato talebi görevli ve yetkili mahkemeye yapılır. İflasa tabi borçlu bakımından yetki, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer esas alınarak belirlenir. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Bir şirketler topluluğunda birden fazla şirketin mali sıkıntı yaşaması hâlinde de her şirketin ayrı tüzel kişiliği gözden kaçırılmamalıdır. Aynı holding veya grup içinde yer almak, bütün şirketlerin borçlarını ve malvarlığını tek bir borçluya dönüştürmez. Konkordato ihtiyacı ve başvurunun hukuki zemini her şirket bakımından değerlendirilmelidir.
Başvurunun şirket adına kim tarafından yapılacağı da şirketin temsil yapısıyla bağlantılıdır. Yönetim organı, temsil yetkileri ve gerekli şirket içi kararların usulüne uygun oluşturulması daha başvuru öncesinde kontrol edilmelidir.
Mahkeme, kanunda öngörülen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli gördüğü tedbirleri alabilir. Geçici mühlet konkordatonun kabul edildiği anlamına gelmez; şirketin projesinin inceleneceği hukuki koruma dönemini başlatır.
Geçici mühlet kararıyla birlikte konkordato komiseri görevlendirilir. Dosyanın ve işletmenin kapsamına göre gerekli durumlarda üç komiser de görevlendirilebilir. Komiser, şirket faaliyetlerini ve konkordato sürecini kanunun verdiği yetki ve görevler çerçevesinde takip eder.
Şirket yönetimi geçici mühlet verilmesiyle görevden otomatik olarak ayrılmaz. Kural olarak faaliyet devam eder; fakat borçlu komiserin nezareti altında işlerini yürütür. Mahkeme bazı işlemlerin ancak komiser izniyle yapılmasına karar verebilir veya gerekli şartlarda daha geniş tedbirler alabilir.
Bazı işlemler ise kanun gereği özel sınırlamalara tabidir. Şirketin taşınmaz devretmesi, işletmenin devamlı tesisatını elden çıkarması, rehin tesis etmesi, kefil olması veya ivazsız tasarrufta bulunması gibi işlemler bakımından konkordato mühleti şirket yönetimine sınırsız hareket alanı sağlamaz.
Konkordato başvurusunun en görünür sonucu icra takipleri bakımından ortaya çıkar. Mühlet içinde, kanunda belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere, borçlu aleyhine yeni takip yapılamaz ve başlamış takipler devam edemez. Bu koruma şirketin malvarlığının çok sayıda bireysel takip sonucunda parçalanmasını önlemeyi amaçlar.
Fakat şirketin bütün borçları aynı hukuki rejime tabi değildir. Rehinli alacaklar ve kanunun özel düzenlediği bazı alacaklar bakımından konkordato mühletinin etkisi ayrıca incelenmelidir. “Mühlet kararı çıktı, artık hiçbir takip ve satış mümkün değil” şeklindeki genel bir kabul hatalı sonuç doğurabilir.
Geçici mühlet döneminde şirketin mali durumu, projenin başarılabilirliği ve konkordatonun başarı ihtimali incelenir. Mahkeme gerekli şartların bulunduğu kanaatine ulaşırsa kesin mühlet aşamasına geçilebilir.
Kesin mühlet de borçların silindiği anlamına gelmez. Konkordato süreci alacakların belirlenmesi, projenin olgunlaştırılması, alacaklıların kanundaki usule göre projeyi değerlendirmesi ve nihayet mahkemenin tasdik şartlarını incelemesiyle devam eder.
Başvurunun zamanlaması şirketler açısından özellikle önemlidir. Mali yapısı tamamen çökmüş, faaliyetini sürdüremeyen ve projesini finanse edecek hiçbir kaynağı kalmamış bir şirket için yalnız konkordato dilekçesi verilmesi ekonomik gerçekliği değiştirmez.
Buna karşılık ödeme güçlüğü henüz yönetilebilirken hazırlanan başvuruda şirketin müşterileri, faaliyet geliri, varlıkları ve finansman kaynakları kullanılarak daha gerçekçi bir ödeme modeli kurulabilir. Konkordato, çoğu zaman kriz en ağır noktaya ulaştıktan sonra değil, mali bozulmanın sürdürülebilirliği tehdit ettiği aşamada daha anlamlı bir yeniden yapılandırma aracı hâline gelir.
Şirketin konkordato başvurusu bu yüzden yalnız hukuki bir dilekçe çalışması değildir. Hukuk, muhasebe ve finans verilerinin aynı proje üzerinde buluşması gerekir. Mahkemeye sunulan rakamların şirketin gerçek ekonomik hayatından kopuk olması hâlinde güçlü görünen bir dosya dahi uygulanabilir bir konkordato yaratmaz.
Konkordato başvurusunda şirketin cevaplaması gereken esas soru “icra takiplerini nasıl durdurabiliriz?” değildir. Asıl mesele, “Bu şirket faaliyetini sürdürerek alacaklılarına hangi kaynakla, hangi miktarda ve hangi tarihlerde ödeme yapabilir?” sorusuna belgelerle desteklenen gerçekçi bir cevap verebilmektir. Konkordato dosyasının hukuki gücü de büyük ölçüde bu cevabın ekonomik inandırıcılığına dayanır.