Konkordato Geçici Mühleti Nedir?
Konkordato başvurusu yapan borçlu hakkında mahkemenin verdiği ilk önemli kararlardan biri geçici mühlet kararıdır. Ancak bu karar, konkordatonun kabul edildiği veya borçların yeniden yapılandırılmasının kesinleştiği anlamına gelmez. Geçici mühlet, konkordato talebinin başarı şansının incelendiği ve bu inceleme yapılırken borçlunun malvarlığının korunmasına yönelik sonuçların doğduğu ilk yargısal dönemdir.
İcra ve İflas Kanunu'na göre borçlu konkordato talebinde bulunduğunda mahkeme, kanunda öngörülen belgelerin eksiksiz mevcut olduğunu tespit ederse derhâl geçici mühlet verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.
Bu sistemin önemli bir amacı vardır. Konkordato başvurusunun aylarca incelendiği bir dönemde her alacaklının kendi icra takibini sürdürmesi, borçlunun haczedilebilir mallarının ayrı ayrı satılması ve işletmenin faaliyet bütünlüğünün parçalanması hâlinde konkordato projesinin daha değerlendirme tamamlanmadan anlamsız hâle gelmesi mümkündür.
Geçici mühlet tam da bu aradaki dönemi düzenler.
Geçici mühletin temel süresi üç aydır. Mahkeme, üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir. Uzatma talebi borçlu tarafından yapılmışsa geçici komiserin görüşü alınır. Böylece geçici mühletin toplam süresi kural olarak beş ayı geçemez.
Bu süreyi konkordatonun tamamının beş ay içinde sonuçlanacağı şeklinde anlamamak gerekir. Geçici mühlet, konkordato sürecinin ilk aşamasıdır. Şartların oluşması hâlinde daha sonra kesin mühlet dönemine geçilir.
Mahkeme geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığını yakından incelemek üzere geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve dosyanın niteliği gerekli kılıyorsa üç komiser görevlendirilmesi de mümkündür.
Komiserin varlığı, şirket yönetiminin otomatik olarak görevden alınması anlamına gelmez. Borçlu kural olarak işlerinin başında kalır; ancak faaliyetlerini konkordato hukukunun getirdiği sınırlamalar ve komiserin gözetimi altında sürdürür.
Mahkeme geçici mühlet kararında bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılabileceğini belirleyebilir. Kanunun ayrıca özel biçimde sınırladığı işlemler de vardır. Borçlunun mühlet içinde rehin tesis etmesi, kefil olması, taşınmaz veya işletmenin devamlı tesisatını devretmesi ve ivazsız tasarrufta bulunması gibi önemli işlemler serbest bir yönetim yetkisinin parçası olarak görülemez.
Geçici mühletin borçlu açısından en dikkat çekici sonucu ise icra takipleri üzerinde görülür. Kanundaki istisnalar saklı olmak üzere mühlet içinde borçlu aleyhine yeni takip yapılamaz ve başlamış takipler devam edemez. İhtiyati haciz kararlarının uygulanması bakımından da mühletin koruyucu sonuçları vardır.
Bu koruma, borçlunun artık borçlarından sorumlu olmadığı anlamına gelmez. Alacak ortadan kalkmaz; tahsil için kullanılabilecek bireysel icra mekanizmaları konkordato sürecinin amacına uygun olarak belirli ölçüde sınırlandırılır.
Üstelik bütün alacaklar bakımından aynı sonuç doğmaz. Kanunun özel olarak istisna tuttuğu alacaklar ve rehinle temin edilmiş alacaklar için ayrı hükümler bulunmaktadır. Rehinli alacaklıların takip başlatabilmesi veya başlamış takibe devam edebilmesi mümkün olmakla birlikte muhafaza tedbirleri ve satış bakımından mühlet süresince kanuni sınırlamalar gündeme gelir.
Geçici mühletin faiz bakımından da sonuçları vardır. Tasdik edilen konkordato projesinde aksine hüküm bulunmadıkça rehinle temin edilmemiş alacaklara mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi durur. Bu kuralın hangi alacağa uygulanacağı belirlenirken alacağın hukuki niteliği önem taşır.
Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından da mühletin etkisi bulunmaktadır. Takip yapılamayan alacaklar için mühlet süresince zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlememesi, alacaklının konkordato koruması nedeniyle hakkını kaybetmesini önleyen önemli bir düzenlemedir.
Geçici mühlet kararı yalnız borçluyu değil, alacaklıları da yakından ilgilendirir. Alacaklı, daha önce başlattığı icra dosyasının neden ilerlemediğini, haciz veya satış talebinin neden gerçekleştirilemediğini değerlendirirken konkordato mühletinin kapsamını kontrol etmelidir.
Bununla birlikte konkordato mühleti, borçlunun malvarlığını istediği gibi kullanabileceği bir dönem yaratmaz. Tam tersine, konkordato koruması arttıkça borçlunun malvarlığının korunması ve alacaklıların ortak menfaatlerinin gözetilmesi daha fazla önem kazanır.
Borçlunun mühlet sırasında yaptığı işlemler komiser tarafından takip edilir. Şirket faaliyetlerinin olağan seyri, nakit hareketleri, önemli sözleşmeler, malvarlığındaki değişiklikler ve konkordato projesinin gerçekleştirilebilirliği sürecin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Geçici mühlet kararının ilan edilmesi de sürecin önemli bir parçasıdır. Karar kanunda belirtilen şekilde ilan edilir ve ilgili kurumlara bildirilir. Böylece borçlunun konkordato koruması altında olduğu yalnız başvuru yapan şirketin ve mahkemenin bildiği özel bir bilgi olmaktan çıkar.
Geçici mühlet sırasında konkordato talebinin başarı ihtimalinin bulunmadığı anlaşılabilir. Borçlunun gerekli yükümlülüklere uymaması, projenin uygulanabilirliğinin ortadan kalkması veya kanunun öngördüğü diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde konkordato sürecinin devam etmemesi gündeme gelebilir.
Özellikle iflasa tabi borçlu bakımından bazı şartların oluşması hâlinde konkordato talebinin reddiyle birlikte iflas kararı verilmesi de söz konusu olabilir. Bu yüzden geçici mühlet, borçlunun hiçbir risk taşımadan birkaç aylık koruma elde ettiği bir bekleme odası değildir.
Geçici mühletin sonuna gelindiğinde temel mesele konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığıdır. Mahkeme, komiserin değerlendirmelerini ve dosyadaki verileri dikkate alarak kesin mühlet şartlarının bulunup bulunmadığını inceler.
Şirket açısından bu dönemin iyi kullanılması gerekir. Geçici mühletin sağladığı takip koruması tek başına şirketi iyileştirmez. Borçlunun bu zaman içinde faaliyetlerini düzenlemesi, nakit akışını kontrol altına alması, projesindeki varsayımları doğrulaması ve konkordatonun finansmanını somutlaştırması beklenir.
Geçici mühletin gerçek değeri burada ortaya çıkar. Kanun borçluya yalnız birkaç ay kazandırmaz; bu birkaç ay içinde işletmenin kurtarılabilir olup olmadığının sınanacağı korumalı bir alan oluşturur. Eğer şirket bu zamanı yalnız takiplerden uzak kalmak için kullanırsa mühlet sonunda aynı mali sorunlarla karşılaşabilir. Fakat ödeme modelini gerçekçi hâle getirebilir ve faaliyetini sürdürülebilir bir yapıya taşıyabilirse kesin mühlet ve devamındaki konkordato süreci için anlamlı bir zemin oluşur.