Konkordato Kesin Mühleti Nedir?
Geçici mühlet, konkordato talebinin ilk inceleme dönemidir. Borçlunun mali durumu, sunduğu projenin uygulanabilirliği ve konkordatonun başarı ihtimali bu dönemde değerlendirilir. Bu incelemenin sonunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılırsa mahkeme borçluya bir yıllık kesin mühlet verir.
“Kesin” kelimesi zaman zaman yanlış anlaşılır. Kesin mühlet verilmesi, konkordato projesinin kabul edildiği veya borçlunun artık konkordatodan kesin olarak yararlanacağı anlamına gelmez. Kesinleşen şey borçların yeniden yapılandırılması değil, konkordato sürecinin daha ileri bir aşamaya geçmesidir.
Kesin mühletin temel süresi bir yıldır. Kanundaki şartların bulunması hâlinde bu süre uzatılabilir. Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Borçlu da uzatma talebinde bulunabilir; bu durumda komiserin görüşü alınır.
Böylece konkordato sürecinde geçici mühlet ile kesin mühlet birbirinden farklı işlevlere sahiptir. Geçici mühlet “bu projenin başarı ihtimali var mı?” sorusunun incelendiği ilk dönemken, kesin mühlet projenin olgunlaştırıldığı, alacakların belirlendiği ve alacaklıların konkordato teklifine ilişkin iradelerinin şekillendiği esas çalışma dönemidir.
Kesin mühlet sırasında konkordato komiserinin görevi devam eder. Mahkeme yeni bir görevlendirme yapmadıkça geçici mühlette görev yapan komiser veya komiserler kesin mühlet döneminde de görevlerini sürdürebilir.
Komiser yalnız şirketin dışarıdan gözlemcisi değildir. Borçlunun faaliyetlerini denetler, mahkemenin istediği konularda rapor verir, konkordato projesinin gelişimini takip eder ve kanunun kendisine verdiği diğer görevleri yerine getirir.
Şirket yönetimi ise kesin mühlet verilmesiyle otomatik olarak ortadan kalkmaz. Borçlu kural olarak işlerine devam eder; fakat bu faaliyet artık konkordato hukukunun çizdiği sınırlar içinde yürütülür. Mahkeme, borçlunun bazı işlemleri ancak komiserin izniyle yapmasına karar verebilir.
Kanunun özel olarak sınırlandırdığı önemli işlemler bakımından da kesin mühlet borçluya serbest hareket alanı sağlamaz. Rehin tesis edilmesi, kefil olunması, taşınmazların veya işletmenin devamlı tesisatının devredilmesi ve ivazsız tasarruflar gibi işlemler bakımından kanuni sınırlamalar geçerliliğini korur.
Kesin mühletin alacaklılar açısından en önemli sonuçlarından biri icra takipleri üzerindeki korumanın devam etmesidir. Kanunda belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere mühlet içinde borçlu aleyhine yeni takip yapılamaz ve başlamış takipler devam edemez.
Bu durum, alacaklının hakkının sona erdiği anlamına gelmez. Konkordato, alacakları ortadan kaldıran değil, bireysel tahsil girişimlerini belirli bir süre için kolektif yeniden yapılandırma sürecine tabi tutan bir mekanizmadır.
Rehinli alacaklar bakımından özel hükümler vardır. Rehinle temin edilmiş alacaklar için takip başlatılması veya başlamış takibe devam edilmesi mümkün olabilmekle birlikte, mühlet süresince muhafaza tedbirleri alınması ve rehinli malın satılması kanuni sınırlamalara tabidir.
Kesin mühlet dönemi alacaklıların dosyada daha görünür hâle geldiği aşamadır. Alacaklıların alacaklarını bildirmesi, komiserin bu talepleri incelemesi ve borçlunun kayıtlarıyla karşılaştırması konkordato projesinin gerçek borç yapısını ortaya çıkarmaya yardımcı olur.
Çünkü başvuru anındaki alacaklı listesi her zaman son tablo değildir. Borç miktarı konusunda uyuşmazlıklar bulunabilir, bazı alacaklılar kayıtlı miktardan daha fazla alacak ileri sürebilir veya şirketin kabul etmediği talepler ortaya çıkabilir.
Bu çalışmalar konkordato oylamasının temelini de etkiler. Konkordato projesinin kabulü için yalnız alacaklı sayısına değil, kanunun belirlediği şekilde alacak miktarlarına da bakılır. Kimin hangi miktarla oylamaya katılacağı bu nedenle teknik ve hukuki önem taşır.
Kesin mühlet içinde gerekli şartlar varsa alacaklılar kurulu da oluşturulabilir. Alacaklılar kurulu, farklı alacaklı gruplarının konkordato sürecindeki gelişmeleri takip etmesine ve komiserlik faaliyeti üzerinde kanunun öngördüğü çerçevede rol üstlenmesine imkân sağlayan bir yapıdır.
Bu kurul şirket yönetim kurulunun yerine geçmez. Borçlunun ticari faaliyetlerini yönetmekten ziyade konkordato sürecinde alacaklıların kolektif menfaatlerinin gözetilmesine hizmet eder.
Kesin mühlet borçlu açısından bir rahatlama dönemi gibi görünse de şirketin ekonomik performansı bu aşamada daha kritik hâle gelir. Geçici mühlette “gelecekte yapılacağı” belirtilen faaliyetlerin artık somut sonuç üretmeye başlaması beklenir.
Şirket konkordato projesinde satışlarını artıracağını, maliyetlerini azaltacağını, belirli varlıkları satacağını veya yeni finansman sağlayacağını öngörmüşse kesin mühlet bu varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediğinin görüleceği dönemdir.
Örneğin proje aylık 5 milyon TL faaliyet geliri varsayımına dayanıyor ancak şirket aylar boyunca bunun yarısını dahi üretemiyorsa ödeme planının sürdürülebilirliği yeniden sorgulanabilir. Konkordato yalnız hukuki sürelerin ilerlediği bir dosya değildir; aynı zamanda şirketin ekonomik gerçekliğiyle sürekli sınanan bir süreçtir.
Kesin mühlet boyunca borçlunun bütün eski borçlarını istediği şekilde ödemesi de mümkün değildir. Alacaklılar arasındaki dengeyi bozabilecek işlemler konkordatonun kolektif niteliğiyle bağdaşmayabilir. Borçlunun malvarlığının korunması ve alacaklıların eşitlik ilkesine uygun biçimde değerlendirilmesi önemini sürdürür.
Konkordato projesi olgunlaştığında alacaklıların projeyi değerlendirmesi ve kanunda belirtilen çoğunluklarla kabul süreci gündeme gelir. Ancak alacaklıların kabulü tek başına yeterli değildir.
Dosyanın son aşamasında mahkeme konkordatonun tasdik şartlarını ayrıca inceler. Teklif edilen tutarın borçlunun iflası hâlinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel tutarla ilişkisi, projenin borçlunun kaynaklarıyla orantılı olup olmadığı ve kanundaki diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir.
Kesin mühlet içinde konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılırsa süreç her durumda sonuna kadar devam ettirilmek zorunda değildir. Kanunun öngördüğü koşulların ortaya çıkması hâlinde kesin mühlet kaldırılabilir ve konkordato talebi reddedilebilir.
İflasa tabi borçlu bakımından şartların bulunması durumunda bu gelişmenin iflas kararıyla sonuçlanması da mümkündür. Kesin mühlet bu nedenle borçluya verilmiş koşulsuz bir güvence değil, devamlı olarak denetlenen bir yeniden yapılandırma fırsatıdır.
Borçlu açısından kesin mühletin en değerli tarafı, geçici mühlette kazanılan korumanın daha uzun bir zaman dilimine taşınması değildir. Asıl değer, şirketin alacaklılarıyla kalıcı bir ödeme düzeni kurabilmesi için gerekli hukuki ve ekonomik zeminin oluşmasıdır.
Bu aşamada başarı ölçüsü “kaç ay daha takip yapılamayacak?” sorusuyla belirlenmez. Kesin mühletin amacı zamanı uzatmak değil, o zamanın sonunda uygulanabilir ve tasdik edilebilir bir konkordato projesine ulaşmaktır. Borçlu bu süreyi mali yapısını gerçekten dönüştürmek için kullanabildiği ölçüde konkordato amacına yaklaşır.