Egemen Hukuk Bürosu
Konkordato komiserinin görevleri ve borçlunun faaliyetlerinin denetlenmesi

Konkordato Komiseri Nedir? Ne İş Yapar?

Konkordato başvurusu yapan bir şirketin kapısına kilit vurulmaz ve yönetim otomatik olarak mahkemeye geçmez. İşletme çoğu zaman faaliyetini sürdürmeye devam eder. Fakat artık şirketin ekonomik kararları yalnız ortakları ve yöneticileri ilgilendiren özel bir alan değildir. Konkordato koruması alacaklıların tahsil imkânlarını sınırlandırdığı için şirketin faaliyetlerinin bağımsız biçimde izlenmesi gerekir. Bu görevin merkezinde konkordato komiseri bulunur.

Konkordato komiseri borçlunun avukatı, mali müşaviri veya şirket yöneticisi değildir. Alacaklılardan herhangi birinin temsilcisi olarak da hareket etmez. Komiser, mahkeme tarafından görevlendirilen ve konkordato sürecinin kanuna uygun biçimde ilerleyip ilerlemediğini gözeten kişidir.

Mahkeme geçici mühlet kararı verirken konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla geçici komiser görevlendirir. Dosyanın niteliği gerekli kılıyorsa tek komiser yerine üç kişilik komiser heyeti oluşturulabilir.

Özellikle büyük şirketlerin konkordato dosyalarında hukuki, mali ve işletmesel sorunların aynı anda değerlendirilmesi gerekebilir. Bir fabrikanın üretim kapasitesini, banka borçlarının yapısını, şirket sözleşmelerini ve konkordato hukukunun sonuçlarını tek bir uzmanlık alanı üzerinden incelemek her zaman yeterli olmayabilir.

Komiserin ilk önemli görevlerinden biri, borçlunun sunduğu konkordato projesinin gerçek ekonomik verilerle uyumlu olup olmadığını incelemektir. Şirket projede aylık belirli miktarda gelir yaratacağını öngörüyorsa fiilî satışlar ve nakit akışı bu varsayımla karşılaştırılabilir.

Şirketin bilançosunda yüksek tutarda ticari alacak bulunması da tek başına yeterli değildir. Bu alacakların gerçekten tahsil edilip edilemeyeceği, ne kadarının ihtilaflı olduğu ve hangi vadelerde nakde dönüşebileceği konkordatonun başarısı bakımından önem taşıyabilir.

Komiser bu nedenle yalnız geçmiş dönem bilançosuna bakan bir denetçi değildir. Konkordato sürecinde işletmenin bugünkü faaliyetlerini ve gelecekteki ödeme kapasitesini birlikte takip eder.

Borçlu kural olarak komiserin nezareti altında işlerine devam eder. Bu ifade, şirketin yaptığı her küçük işlemin komiser tarafından tek tek onaylanacağı anlamına gelmez. İşletmenin günlük faaliyetleri devam ederken mahkemenin kararları ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde komiserin gözetimi söz konusudur.

Mahkeme, mühlet kararı verirken bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılmasına karar verebilir. Ayrıca kanunun özel biçimde sınırladığı bazı önemli tasarruflar vardır. Şirketin taşınmaz devretmesi, rehin tesis etmesi, kefil olması veya işletmenin devamlı tesisatını elden çıkarması sıradan günlük ticari faaliyetle aynı şekilde değerlendirilemez.

Komiserin önemli görevlerinden biri de borçlunun malvarlığının korunmasını gözetmektir. Konkordato mühleti, şirket yöneticilerinin alacaklıların ulaşamayacağı bir ortamda şirket malvarlığını serbestçe azaltabileceği bir dönem değildir.

Şirketin olağan dışı para transferleri, ilişkili şirketlerle yapılan işlemler, piyasa koşullarından belirgin biçimde ayrılan satışlar veya şirket varlıklarının ekonomik gerekçe olmadan azalması konkordato sürecinin amacı bakımından önem taşıyabilir.

Komiserin rolü alacaklıların sürece katılmasıyla daha da belirginleşir. Konkordato dosyasında alacakların bildirilmesi, borçlunun kayıtlarıyla karşılaştırılması ve hangi alacakların hangi miktarda dikkate alınacağının belirlenmesi gerekir.

Borçlu şirket bir tedarikçiye 1 milyon TL borcu olduğunu bildirirken tedarikçi 1,8 milyon TL alacak ileri sürebilir. Aradaki farkın sözleşmeler, faturalar, ödemeler ve diğer belgeler üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Komiser burada nihai anlamda klasik bir alacak davası hâkimi gibi hüküm kurmaz. Ancak konkordato sürecinde alacakların değerlendirilmesi, çekişmeli alacakların tespiti ve oylamaya hangi miktarla katılabilecekleri konusunda kanunun öngördüğü mekanizmalarda önemli görevler üstlenir.

Konkordato projesinin alacaklılar tarafından değerlendirilmesi aşamasında da komiser aktif rol oynar. Alacaklıların projeye ilişkin oylarının toplanması ve kanunda öngörülen çoğunlukların oluşup oluşmadığının belirlenmesi konkordatonun tasdik aşamasına taşınmasında önemlidir.

Komiser bütün bu süreç boyunca mahkemeye rapor verir. Bu raporlar mahkemenin geçici mühletin devamı, kesin mühlet verilmesi, sürecin gidişatı ve nihayet konkordatonun tasdik şartları hakkında değerlendirme yapabilmesi için önemli bilgi kaynaklarıdır.

Komiser raporunun olumlu olması, mahkemenin otomatik olarak aynı yönde karar vereceği anlamına gelmez. Yargısal karar mahkemeye aittir. Komiser dosyayı izler, inceler ve görüş bildirir; konkordatoyu tasdik eden makam komiser değil mahkemedir.

Aynı şekilde komiser şirketin yönetim kurulu da değildir. Şirketin hangi ürünü satacağına, hangi müşteriye reklam vereceğine veya ticari stratejisinin nasıl oluşturulacağına kural olarak şirket yönetimi karar verir. Ancak bu kararların konkordato süreci ve malvarlığının korunması üzerindeki etkileri komiser denetiminin konusu olabilir.

Konkordato komiserinin alacaklılarla ilişkisi de tarafsızlık üzerine kuruludur. Bir bankanın yüksek miktarda alacağı bulunması, komiserin bankanın temsilcisi olduğu anlamına gelmez. Küçük bir tedarikçinin alacağı da konkordato sistemi içinde kanunun verdiği haklara sahiptir.

Komiserin borçluyla sürekli iletişim içinde olması da borçlunun temsilcisi olduğu anlamına gelmez. İşletmenin kayıtlarına, faaliyetlerine ve yöneticilerinden alınacak bilgilere ihtiyaç duyulması görevin doğal sonucudur.

Borçlunun da komiserle iş birliği yapması gerekir. Ticari defterlerin, banka hareketlerinin, sözleşmelerin ve gerekli diğer bilgi ve belgelerin sağlıklı biçimde incelenebilmesi konkordato denetiminin temelidir.

Şirketin önemli bilgileri gizlemesi veya komiserin görevini yapmasını güçleştirmesi yalnız komiserle şirket arasındaki kişisel bir uyuşmazlık olarak görülemez. Bu tür davranışlar konkordato sürecinin devamı ve borçlunun sağlanan korumadan yararlanması bakımından hukuki sonuç doğurabilir.

Komiserin görevi yalnız şirketin hata yapmasını engellemek değildir. Sağlıklı yürüyen bir konkordato dosyasında komiser, borçlunun mali durumuyla alacaklıların beklentileri arasında güvenilir bilgi akışının oluşmasını sağlar.

Alacaklı şirketin kendi hazırladığı iyimser tahminlere güvenmek zorunda kalmaz; mahkeme de yalnız borçlunun anlatımı üzerinden karar vermez. Bağımsız gözetim, konkordatonun kolektif niteliğini işler hâle getiren unsurlardan biridir.

Konkordato komiserinin önemini anlamanın en kolay yolu, mühlet kararının yarattığı dengeye bakmaktır. Borçlu belirli ölçüde icra baskısından korunurken alacaklıların bireysel tahsil imkânları sınırlandırılır. Bu dengenin karşılığında borçlunun mali faaliyetlerinin denetimsiz bırakılması düşünülemez.

Komiser tam olarak bu noktada devreye girer: borçlunun kazandığı hukuki korumanın, alacaklıların ortak menfaatlerini zedeleyen bir serbestliğe dönüşmesini engelleyen gözetim mekanizmasını oluşturur. Konkordato komiserini yalnız rapor hazırlayan bir uzman olarak değil, mahkeme ile borçlu ve alacaklılar arasındaki denetim sisteminin merkezindeki kişi olarak görmek gerekir.